Tarih

"3 dakikada oku"Milli Mücadele Döneminde Karakol Cemiyeti ve Faaliyetleri

Dünya bir mücadele alanıdır, insanlık tarihi ise büyük oranda mücadeleler tarihidir. Gücü elinde tutmak ve var olmaya devam etmek isteyenler hep karşı karşıya gelmiş, kanlı ve zorlu savaşlara sebebiyet vermişlerdir. 20. yy başlarında yaşanan I. Dünya Savaşı’nda dönemin güç sahipleri bir araya gelmişti. Başlarda İngiliz, Rus ve Fransız askeri güçlerinden oluşan bu birliktelik İtilaf Devletleri olarak adlandırıldı. Her ne kadar 1917 senesinde Ruslar bu birlikten ayrılsa da savaşın galibi İtilaf Devletleri oldu. Kaybedenler ise Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan ve Osmanlı İmparatorluklarıydı. Ateşkes antlaşmaları imzalanmaya başlandı. Osmanlı’nın payına ise Agamemnon isimli gemide imzalanan Mondros düşmüştü. Tarih 30 Ekim 1918’di.

Antlaşma maddeleri oldukça dikkat çekiciydi. Özellikle 7. ve 24. Maddeler bir ateşkes antlaşmasına değil de bir esaret belgesine ait gibiydi. Zira bu maddeler Anadolu topraklarında haksız bir işgale meşruiyet kazandırma niteliğindeydi. 7. madde İtilaf Devletleri’ne diledikleri yeri işgal etme hakkını tanırken 24. madde ise Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti oluşumuna zemin hazırlıyordu. İşgal donanması boğazda demirlemiş, top namluları ise padişahın ikamet ettiği saraya çevrili vaziyetteydi.

Bu durumun oluşturduğu vahamet, yurdun dört bir yanında çeşitli oluşumlara, gizli cemiyet ve örgütlerin kurulmasına sebebiyet verdi. İstanbul’da da çeşitli isimlerde cemiyetler kuruldu. Bunlardan ilki ve belki de en önemlisi Karakol Cemiyetiydi. Talat Paşa’nın dağınık haldeki İttihatçıların bir araya gelmesi ve olası işgallerde halkın direnişinin sağlanmasına dair verdiği direktifler ışığında kurulan bu cemiyet, kapandığı güne kadar gizli pek çok faaliyette bulundu. Kurucuları Baha Sait, Kara Vasıf ve Refik İsmail Beylerdi. Milli Mücadele başladıktan sonra ise bu faaliyetler İstanbul ile sınırlı kalmamış, Anadolu’ya da yayılmıştır. Mayıs 1919 sonrası cemiyet iki büyük amaca hizmet etmiştir. Birincisi, İstanbul’dan Anadolu’ya geçmek isteyenlerin Anadolu’ya geçişini sağlamaktı. Anadolu’ya geçme isteğinde olan isimler önce bu cemiyetle irtibata geçiyor, cemiyet bu isimleri gözden uzak kalmaları için önce tekkelerde birkaç gün misafir ediyor daha sonra da oluşan şartlara göre Anadolu’ya geçiriyordu. İkinci büyük amacı ise işgalcilerin harekat planlarını öğrenmek ve bu planları Mustafa Kemal Paşa’ya iletmekti. Bunu ise İngiliz Muhipleri Cemiyeti içerisindeki gizli elemanları sayesinde yapmış ve büyük başarılar göstermiştir.

Üyelerinin çoğunluğu Balkanlar’ı, Çanakkale’yi görmüş, vatansızlığın ve yurdunu kaybetmiş olmanın ne demek olduğunu bilen isimlerden oluşan bu cemiyet, Anadolu’daki hareketin tüm imkanlar dahilinde desteklenmesi gerektiğini savunuyordu. Gizli ve ani baskınlarla işgal ordusuna ait silah depoları ele geçirilip, elde edilen silahlar sandallar ve diğer ulaşım imkanlarıyla Anadolu’ya sevk edildi.

      İstanbul’un resmen işgal edilip meclisin dağıtılması, cemiyet için dönüm noktası oldu. İşgalin ilerleyen günlerinde liderleri tutuklanan cemiyet ağır bir darbe aldı. Buna rağmen var olmaya ve faaliyet göstermeye devam etti. İlerleyen süreçte Ankara’dan habersiz Bolşeviklerle gizli görüşme ve anlaşmalar yaptıkları iddiası,  hazırladıkları nizamnamede “başkomutan”, “milli ordu” gibi ifadeleri Mustafa Kemal Paşa’dan habersiz ve zamansız kullanmaları, cemiyetin Ankara’da görev yapan Temsil Heyeti tarafından kapatılmasına sebep oldu.

     Çift başlılığı kabul etmeyen Mustafa Kemal Paşa, milli mücadelenin sekteye uğramasını önlemek amacıyla bu kararı almış ve diğer Temsil Heyeti üyeleri de bunu onaylamıştır. Kapatılma kararını Mustafa Kemal Paşa, Kara Vasıf Bey’e bizzat söylemiştir. Her ne kadar kapanmış olsa da bu cemiyetin günümüz Milli İstihbarat Teşkilatı’nın ilk hali olduğu kimi çevrelerce düşünülmektedir.

Bir Cevap Yazın