Hukuk,  Tarih

"11 dakikada oku"Çingiz Han ve Moğollarda Devlet Anlayışı ve Türk Devlet Anlayışı ile Mukayesesi

İslâm dininin benimsenmesinden önceki Türk devlet anlayışı bilindiği gibi töre üzerine kuruludur. Orhun Abideleri’nde töreye birçok alanda vurgu yapılır, hakanın görevleri arasında töre yapmak geçer.  Orhun Abideleri’nden öğrendiğimiz kadarıyla hükümdarın halka karşı sorumlulukları vardır. Bunlar; eğitim, töre koyma ve düzeni sağlama, milleti bir çatı altında toplama, açı doyurma, çıplağı giydirme, halka yeni yurtluk vermektir. Buradan Türk devlet anlayışında her daim “sosyal devlet” ilkesinin var olduğunu görürüz. Kanımca Türk-Moğol Kağanlığı’nda da benzer bir durum geçerli değildir. Lakin bazı hükümdarların bu ilkeyi uyguladığı görülmüştür. Keza Ögedey Kağan’ın halka ettiği yardımlar, Cüveynî tarafından sayfalarca anlatılmıştır.

Kutadgu Bilig

Türkler İslâmiyet’e girdikten sonra da törenin etkisi gözükmüş(örfî hukuk)[1]ve üstüne yeni şeyler eklenmiştir. İslâmiyet’e geçişin ilk yıllarında Balasagunlu Yusuf Has Hacip, kaleme aldığı Kutadgu Bilig adlı eserde Türk devlet anlayışını göstermiştir. Kut; mutluluk, saadet ve hükümdarlık yetkisi anlamına gelen bir kelimedir.[2] Fakat XI.asırda saadet kelimesi kıv/kuv veya kıvığ/kuvığ şeklinde telaffuz edilmiştir. Nitekim Divan’u Lügati’t-Türk’te “Kut kıwıg berse idhim kuluna/Künde ışı yükseben yokar agar” yani “Tanrı bir kuluna kut ve saadet verirse onun işi her gün yükselir.” denmektedir. Buradan hareketle Kutadgu Bilig’in manasının ‘Mutluluk Veren Bilgi’ şeklinde yanlış telakki edildiği anlaşılmıştır. Anlamı ise “Hükümranlık Bilgisi” şeklinde olmalıdır.[3]

Kutadgu Bilig’te; Kün-Togdı, Ay-Toldı, Ögdilmiş, Odgurmuş karakterleri ile adalet, mutluluk, akıl, irade vs. temsili anlatılmıştır. Böylece siyaset felsefesine dâir bir eser olmakla kalmamış, aynı zamanda etik ve hukuk felsefesiyle ilgili bir eser konumuna da gelmiştir. Çingiz Hân ve oğullarına yakın olan kaynaklar “Kutadgu Bilig-i Çingiz Hân” adlı bir eserden söz etmişlerdir. İlhanlılar çağında bir Yargu Emirliği kurulmuş ve başına Emir Bayan yahut Bayan Noyan getirilmişti. Bayan Noyan, Muhammed Hindu Şah’ın Destûrü’l-kâtip fi tâyini’l-merâtip adlı eserine göre söz konusu eseri görmüştür. Bu eser, Melioranskiy’de de geçmektedir.[4]

Türk-Moğol Kağanlığı’nda* İdarî Yapıya Dâir Genel Esaslar


Türk-Moğol Kağanlığı kurulurken, Çingiz Hân özellikle okuma yazma bilen Türklerden faydalanmıştır. Bu Türkler, Uygur Türklerinden oluşurdu. Moğol gençleri, geleneksel kanunlarını yazabilmek için Uygurlardan okuma-yazma öğrenmeye mecburdular. Şu halde denebilir ki: Moğolların ilk hocaları ve Moğol İmparatorluğunun ilk devlet memurları Uygurlar idi (Barthold, 2019). Keza Uygurlar için devletin sahibi anlamına gelen “idikut” unvanı kullanılmıştır (Cüveynî, 1999). Yine devletin dili olarak Uygur Türkçesi kullanılmış, imparatorluk parçalara ayrıldıktan sonra da bu durum devam etmiştir. Daha Çingiz Han devrinden itibaren, şehzadelerin eğitimi için Uygur Türk’ü öğretmenler (farklı ırktan öğretmenler de olmuştur) atanmıştır.

Ülkenin en mühim devlet organı kurultaydı.  Kurultayda zaman zaman hükümdarın azline dair kararlar da alınabilirdi. Türk-Moğol Kağanlığı için bunun örneği, bozkır geleneğinden saptığı düşüncesiyle Alaaddin Tarmaşirin’in tahttan indirilmesidir. Bu açıdan Türklerde despot bir kral yönetimi olmamıştır. Kağanın seçiminde ve önemli meselelerde, toylar önemli bir yer tutmuştur. İmparatorluk tarihi incelendiğinde Ögedey’in, Küyük’ün ve Mengü’nün tahta seçilmesi yine kurultay ile olmuştur. Kurultay toplanana kadar bazen iki yıl, bazen daha fazla beklenmiştir. En önemli seferler yine kurultayda belirlenmiştir.

Hatunlara değer ve ehemmiyet verilmiştir. İslâm dininden önce, Türk kağanlarının eşleri zaman zaman başarılar elde etmiştir. Türk-Moğol Kağanlığı’nda da Ögedey Kağan öldükten sonra Töregene Hatun ve Küyük** öldükten sonra Ogul-Gaymış Hatun, büyük kağanlık naibeliği yapmıştır. Yine Çağatay Hanlığı tarihinde birçok kadın naibe görülmüştür. Organa Hatun, Çağatay Hanlığı içerisinde en meşhur hatundur. Yasa’da hükümdarın eş sayısına herhangi bir sınırlama getirilmemiştir. Lakin başhatun mevkisi mevcuttur.

Kut İnancı


           Türklerde bildiğimiz diğer bir yaygın düşünce de, zaferlerin ve büyük icraatların Gök’ün (Tanrı) yardımı ve inayeti sayesinde kazanılmasıdır. Mo-tu Yabgu, kendisini Gök tarafından tahta çıkarılan büyük Yabgu olarak nitelendirmiştir. Gök’ün sayesinde ele geçirdiğini düşündüğü Çin sınır devriyesine, Gök Begi unvanını vermiştir. Orhun Abideleri’nde de Gök’ün yardımı inancı belirgindir. [5]

Çingiz Hân’da da bunun örnekleri vardır. Çingiz Hân’a, ulusu toplama gücünün Tanrı tarafından verildiğine dair kayıtlar vardır. Kereyit halkını; Mengü, Tengri’nin yardımıyla yendiği düşüncesi hâkim olmuştur. Bu düşünce daha sonraları gerçekleşen zafer ve icraatlerde de devam etmiştir. Nitekim Ögedey Hân, Alaaddin Keykubat’a gönderdiği yarlıg’da “Yüce Tanrı bizi büyük kılmış ve aziz kılmıştır.” demektedir.[6] Küyük’ün, Papa IV.Innocent’e gönderdiği mektubunda “Mengü Tengri-yin küçündür” yani “Ebedi Tanrı’nın gücüyle” demektedir. Öte yandan Mengü, Fransa Kralı IX.Louis’e gönderdiğimektubunda “Bu Ebedi Tanrı’nın buyruğudur.” demektedir.[7]

Bildiğimiz üzere, İslâmiyet’ten önce de sonra da devam etmiş olan kut inancı, Çingiz Hân Devleti’nde de yerini göstermiştir. İslâmiyet’ten önceki kurttan türeme (Aşina) düşüncesi, Çingiz Hân için Gizli Tarih’te de benzer şekillerde yapılmıştır (Kaya, 2018). Daha sonra Reşiüddin ve Ebu Gazi Bahadır Han eserlerinde Çingiz Han’ın şeceresini Oğuz Hân’a kadar uzatmışlardır. Kut inancındaki cihan hâkimiyeti mefkûresi, Çingiz Hân Devleti’nde de devam etmiş, Mengü Hân Fransa Kralı’na gönderdiği mektupta, cihanın kendilerine verildiğini açıkça dile getirmiştir. (Rubruk, 2019)

İlhanlılar döneminde de hükümranlık telakkisi aynı şekilde devam etmiştir. İlhanlılar kendilerine yönetme hakkının Tengri tarafından verildiğine inanmaktaydı. Abaka Hân, Elbistan Savaşı’ndan sonra Baybars’a gönderdiği mektupta, hükümdarlığın Gök tarafından kendisine verildiğini açıkca belirtmiştir. Yine Hülagü, “Biz Tanrı’nın ordusuyuz. Tanrı bizi öfkesinden yarattı” tabirlerini kullanmıştır. Öte yandan bu durum, Argun Hân’ın, Philippe le Bel ve Papa IV. Nicolaus’a; Gazan Hân’ın, Papa VIII.Bonifacius’a gönderdiği mektuplarda da görülmektedir. “Mengü Tengri-yin küçündür” ibaresi Gazan Hân döneminde sikkelere Uygur harfleriyle basılmıştır. Bu sikkelere Uluborlu’da bile rastlanmaktadır (Yuvalı, İlhanlı Tarihi, 2017).

Yasa ve İncelemesi

Çingiz Yasası hem kamu hem özel hukuk alanında düzenlemeler getirmiştir. Çingiz Yasası’nın ilk maddesi zina eden kimsenin idamıyla ilgilidir. Yine sodomi de idam ile cezalandırılırdı. Çingiz Yasası’nın en büyük özelliği ise dinî hoşgörüdür. Nitekim dini inançta serbestlik tanınmış, din adamları vergiden muaf tutulmuştur. Bu hoşgörü genel olarak her din için geçerli olsa da, zaman zaman farklı uygulamalara da gidilmiştir.  Ayrıca doğanın kirletilmemesine dair maddeler de vardır. Kanımca bu maddeler, İslâm dininin benimsenmesinden önce olan dönemindeki Türk kültürel hayatının devamlılığındandır. Bilindiği üzere Türkler doğaya hürmet beslerler. Yasa’da miras hukuku ile ilgili hükümler de vardır. “Yaşları büyük olanlar daha genç olanlardan fazla hisse alırlar en küçük oğul babas evinde kalır. Çocukların derecesi analarının derecesi ile tayin olunur.” (Arsal, Çengiz’in Yasası, 1947).

Çingiz Hân, Hân seçildikten sonraki ilk işi “Yasa” düzenlemek olmuştur. Prof. Dr. Halil İnalcık, “Çingiz Hân Yasa’sı, temelde Türk devletlerindeki töre’den başka bir şey değildir.” demektedir.[8] Kanımca, İslâm dininin benimsenmesinden önceki Türk tarihi ile detaylıca ilgilenen herkes bunu rahatlıkla söyleyebilir. Lakin belirtmek gerekir ki, Türk devlet anlayışı ile farklılıklar da mevcuttur. Örneğin Türklerdeki kut inancı, Türk hükümdarlarına halka karşı sorumluluk yüklerken, Yasa’da buna dair bir belirti gösterilmemiştir.

Kaynakların (Cüveyni, Reşiüddin, İbn Battuta, Makrizi, Mirhond, Carpini, Rubruk) incelenmesi ile Yasa’nın takriben 37 maddeden oluştuğunu söyleyebiliriz. Moğollar Yasa’ya, ilk dönem Müslümanlarının İslam’a olan bağlılığı gibi bağlıydı. Ona karşı gelmek ilahî kudrete karşı gelmekti. [9]

Kaynakça

Alinge, C. (1967). Moğol Kanunları, çev.Coşkun Ünok. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi yayın no 227.

Almas, T. (2013). Uygurlar, çev. Ahsen Batur. İstanbul: Selenge.

Arsal, S. M. (1947). Çengiz’in Yasası. İst. Ün. Hukuk Fak. Yayını, 167-177.

Arsal, S. M. (2020). Türk Tarihi ve Hukuk. Ankara: TTK.

Barthold, V. V. (2019). Moğol İstilasına Kadar Türkistan, çev. Hakkı Dursun Yıldız. İstanbul: Kronik Kitap.

Bulut, M. A. (2020). Genel Kamu Hukuku. İstanbul: Der Yayınları.

Carpini, P. (2018). Moğolistan Seyahatnamesi, çev. Ergin Ayan. İstanbul: Kronik Kitap.

Cüveynî, A. A. (1999). Tarih-i Cihan Güşa, çev. Mürsel Öztürk. Ankara: T.C. Kültür Bakanlığı.

Çakmut, H. Z. (2020). Türk Ceza Hukukuna Giriş. İstanbul: Beta Basım.

Göksu, E. (2019). Kutadgu Bilig’e Göre Türk Hükümdarlık Sanatı. İstanbul: Kronik Kitap.

Grigor, A. (2012). Okçu Milletin Tarihi, çev. Hrand D. Andreasyan. İstanbul: Yeditepe.

Hacip, Y. H. (2017). Kutadgu Bilig, çev. Ayşegül Çakan. İstanbul: Türkiye İş Bankası.

Kafalı, M. (2005). Çağatay Hanlığı. Ankara: Berikan Yayınevi.

Kafesoğlu, İ. (2015). Türk Milli Kültürü. İstanbul: Ötüken.

Kanat, C. (2017). Ortaçağ Türk Devletlerinde Suç ve Ceza. İstanbul: Küre Yayınları.

Kaya, M. L. (2018). Moğolların Gizli Tarihçesi. İstanbul: Kronik Kitap.

Kemaloğlu, H. A. (2017). Avrasya’nın Sekiz Asrı Çengizoğulları. İstanbul: Ötüken.

Kozak, İ. E. (2018). Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi. Konya: Palet Yayınları.

Ögel, B. (1988). Türk Kültürünün Gelişme Çağları. İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı.

Ögel, B. (2017). Türklerde Devlet Anlayışı. İstanbul: Ötüken.

Öngül, A. (2018). Anadolu Selçukluları. İstanbul: Çamlıca.

Özgüdenli, O. G. (2009). Gazan Han Ve Reformları. İstanbul: Kaknüs .

Özgüdenli, O. G. (2020). Ortaçağ’da Türkler, Moğollar, İranlılar. İstanbul: Ötüken.

Özyetgin, A. (2014). İslam Öncesi Uygurlarda Toprak Hukuku. İstanbul: Ötüken.

Paulenz, K. K. (2020). Moğollar, çev. Hakan Aydın. İstanbul: Runik Kitap.

Polo, M. (2018). Seyahatname, çev. Leyla Tonguç Basmacı. İstanbul: Alfa Yayınları.

Rossabi, M. (2015). Kubilay Han, çev.Özgür Özol. İstanbul: Türkiye İş Bankası.

Roux, J. P. (2018). Moğol İmparatorluğu Tarihi, çev.Aykut Kazancıgil&Ayşe Bereket. İstanbul: Dergah Yayınevi.

Rubruk, W. V. (2019). Moğolların Büyük Hanı’na Seyahat, çev. Ergin Ayan. İstanbul: Kronik Kitap.

Taşağıl, A. (2017). Kök Tengri’nin Çocukları. İstanbul: Bilge Kültür Sanat.

Temizsu, H. (2018). Cengiz Han Yasası Ve Moğol Devletleri Tarihinde Yaşadığı Değişim:Yasak . İstanbul: Ötüken.

Togan, A. Z. (2019). Umumi Türk Tarihine Giriş. İstanbul: Türkiye İş Bankası.

Vladimirtsov, B. Y. (1995). Moğolların İçtimaî Teşkilâtı, çev.Abdülkadir İnan. Ankara: TTK.

Weatherford, J. (2016). Cengiz Han’ın Kızları, çev. Mehmet Bilgen. İstanbul: Tarih ve Kuram.

Yuvalı, A. (2017). İlhanlı Tarihi. İstanbul: Bilge Kültür Sanat.

Yuvalı, A. (2021). Cengiz Han. Ankara: Atayurt Yayınları.


[1] Türkler İslâm dünyasına girdikten sonra İslâm dünyasında alışılagelmişin dışında bir olay gerçekleşmiştir. Bu hükümdarların mutlak otoritesi ve bağımsızlığıdır. Detay için bknz. Halil İnalcık, Osmanlı Tarihinde İslâmiyet ve Devlet

[2] Nitekim bugün dahi özel günlerde kutlu olsun cümlesi kullanılmaktadır.

[3] Detay için bknz. Erkan Göksu, Türk Hükümdarlık Sanatı, Kronik Kitap, 1.Baskı, Nisan 2019, İstanbul, syf. 67-9. Kanımca Erkan Göksu hocanın bahsettiği sav doğrudur. Nitekim Kutadgu Bilig incelendiğinde “Mutluluk Veren Bilgi” manasını pek taşımamaktadır.

[4] Bknz. Bahaeddin Ögel, Türklerde Devlet Anlayışı, syf.299.

*Kanımca Çingiz Han ve imparatorluğundan bahsederken bu lafzı kullanmak doğru olacaktır. Metinde bu ve sonrasında yazan Türk-Moğol Kağanlığı’ndan kasıt Çingiz İmparatorluğudur.

**Kanımca Küyük Han’ın adı bu  şekilde telaffuz edilmelidir.

[5]Konu hakkında bknz. Ögel, Türklerde Devlet Anlayışı, Ögel Türk Kültürünün Gelişme Çağları, Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Taşağıl, Kök Tengri’nin Çocukları, Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş.

[6] Bknz. Ali Öngül, Anadolu Selçukluları, syf.198-201

[7] Bknz. Carpini Moğolistan Seyahatnamesi, Rubruk Moğolların Büyük Hanı’na Seyahat

[8] Halil İnalcık, Osmanlı’da Devlet, Hukuk ve Adalet, Kronik Kitap, syf. 26

[9] Bknz. Curt Alinge, Moğol Kanunları syf.34 , Habibe Temizsu, Yasak syf. 54-56

Bir Cevap Yazın