Tarih

"6 dakikada oku"Avrupa Canavarlarıyla Pençeleşmek İçin

Eğer bizi muhalif göstermede vatan için bir faide umuluyorsa, bundan dolayı da kendilerine müteşekkir kalacağım. Memleket kurtulsun da, millet bize isterse lanetler yağdırsın…” 1

Dr. Nazım

      İstiklal Harbi’nin dahilde ve hariçte etkin ve caydırıcı bir şekilde yürütülmesini sağlamak için en ince detayların üzerinde adeta bir örümceğin o pek ince ağının üzerinde kendisinden emin adımlarla hareket ettiği gibi hesaplar yapılması gerekmekteydi. Ankara Hükümeti’nin, İstiklal Harbi’nin muvaffakiyete ulaşabilmesi için dahildeki muhalefete ve İtilaf Devletleri’ne karşı göstermesi gereken çelik gibi sağlam iradenin hiçbir surette zaafiyete uğramaması ve mücadelede otorite boşluğunun meydana gelmemesi lazımdı. Bu zaruriyetlerden dolayı Mustafa Kemal Paşa, hem Anadolu’da kalan hem de üstlerine düşen vazifeyi memleket dışında ifa eden İttihatçılarla iletişimini, İstiklal Harbi’nin yürütücüsü olarak takınması gereken çelik iradenin zarar görmemesini sağlamak üzere kurmuştur. Anadolu’da tek başlılığın sağlanabilmesi için Türk milletinin tek lider olarak Mustafa Kemal Paşa’yı görmesi gerekmekteydi. Ancak İttihatçılar bunun önünde bir engel olarak görülüyordu. İttihatçıların engel olarak görülmesinin sebeplerinden birisi, Kuvayı Milliye birliklerini oluşturanların çoğunun İttihat ve Terakki Fırkası’nın 5 Kasım 1918’de kendisini feshetmesinden sonra Anadolu’ya geçen ve Anadolu’da halihazırda faaliyet gösteren cemiyet mensuplarından oluşmasıdır. Diğer bir sebebi ise subayların ve Kuvayı Milliye birliklerinin kurtarıcı olarak hâla Enver Paşa’yı görmesidir. Bu kitlenin kontrol altında tutulması İstiklal Harbi’nin yürütülmesi için hayati değer taşımaktaydı. Aksi takdirde o zamana kadar korunmuş olan bütünlük bozulacak ve Anadolu Hareketi çok güç bir duruma düşecekti. Nitekim İsmet Paşa bu durumu hatıratlarına şu şekilde yazacaktır: “Gözü hiçbir şeyden yılmayan, son derece cesur ve müteşebbis bir insan olarak Enver Paşa’nın, herhangi bir imkân bulursa, ufak bir yere yerleştikten sonra, büyük bir mesele çıkarabileceği kanaati, Atatürk’te daima yaşamıştır.” 2 Başka bir örnek olarak da Kazım Karabekir Paşa’nın, Berlin’de bulunan İttihatçıların İtilaf Devletleriyle anlaşmasıyla İstabul Hükümeti’nin başına geçme ihtimalinin Anadolu Hareketi’ni pek müşkül bir duruma sokacağını düşünmesi verilebilir. 3

      Mustafa Kemal Paşa’nın haklı olarak İttihatçılara göstermiş olduğu çekingen tavır günümüze gelirken çok farklı bozulmalara uğramıştır. O kadar ki İttihatçıların İstiklal Harbi’ne karşı olduğu, Enver Paşa ve Mustafa Kemal Paşa’nın arasında otorite kavgası olduğu gibi türlü türlü asılsız iddia, pek çokları tarafından dile getirilmiştir. Bu gibi asılsız iddialara karşı Halil Kut Paşa’nın ve Mustafa Kemal Paşa’nın arasında geçen şu vesika yeterli bir delil olacaktır: Enver Paşa’nın amcası Halil Paşa, İstanbul’da Bekirağa Bölüğünden kaçıp Anadolu’ya geçtiğinde, Sivas yakınlarında Mustafa Kemal ile görüşür. Kemal Paşa onun Kafkasya’ya geçip orada çalışmasını ve Anadolu’ya destek sağlamasını ister ve henüz nerede olduğu bilinmeyen Enver’in ne yapabileceğini sorar. Halil Paşa diyor ki, “Hiç düşünmeye gerek yoktu. Şu cevabı verdim: Enver de tıpkı benim gibi feragatla hareket edecek ve Millî Mücadele’ye yardımdan başka bir şey düşünmeyecektir. Ben bunu size temin ederim.” Dışarıda, dünyanın dört bir yanına dağılmış olan İttihatçılarda İstiklal Harbi’ni desteklemenin kendileri için en önemli vazifelerden birisi olduğu görüşü yerleşmiştir. Hacı Sami mektuplarında içeride ve dışarıda çalışanların fikir birliğine varmaları gerektiğini, Anadolu Hareketi’yle beraber çalışmak ve dışarıdan destek olmak gerektiğini yazmıştır. 5

      Halil Kut Paşa sağlık sorunları nedeniyle Trabzon’a geldiği vakit Ankara Hükümeti kendisinin Trabzon’da kalamayacağını, onun varlığının Milli Mücadele’ye zarar getireceğini söyleyerek kendisini Batum’a göndereceği zaman tam bir fedakarlık örneği göstermiş ve şu cümleleri sarf etmiştir: “Sakarya’daki düşman orduları ile boğuşulurken, bir yandan benim yüzümden Trabzon-Erzurum cephesinde birliği bozabilecek bir hadiseyi aklım ve vicdanım kabul edemezdi. İntihar ederdim, buna sebep olmazdım.”  Türk milletinin varoluş mücadelesine zarar verebileceği düşüncesine dahi dayanamayan ve intihar etmeyi tercih edebilen Halil Paşa gibi İttihatçı subaylara karşı ileri sürülen temelsiz iddialar ancak İtilaf Devletleri’nin gerçekleştiremediği emellerine alet olurlar. Bu şekilde ortaya atılan iftiralar Türk Milleti’nin bağımsızlığı için şehit düşmüş Mehmetçiklere bir hakarettir. Yine bu art niyetli iddialardan bir tanesi ise Enver Paşa’nın Milli Mücadeleye kendi ihtirasları yüzünden karşı olduğudur. Enver Paşa, Mustafa Kemal Paşa ile sürekli olarak irtibat kurmuştur. Enver Paşa’nın Mustafa Kemal Paşa’ya yazmış olduğu en sert üsluplu mektuplarından birinde aynen şu cümleler geçmektedir: “Bak, şimdi bütün arkadaşlarım adına temin ederim. Bizim hiçbir mevkide ve memuriyette gözümüz yok. Bana gelince, ben yalnız bir ideal takip edeceğim. O da İslâmı ezen Avrupa canavarları ile pençeleşmek için Müslümanları harekete geçirmek…”6

      Bu kısa yazıda, günümüzde hakları hâla teslim edilmemiş olan ve İstiklal Harbi’nin muvaffakiyete ulaşabilmesi için kanlarını feda etmeye hazır bulunan kahramanlarından bahsedilmeye çalışılmıştır. Bizler inanıyoruz ki, Türk gençliği bugünün temellerini atan kahramanlarını hatırlamaya ve en az onlar kadar çaba göstermeye dünya döndüğü müddetçe gayret edecektir.

Düşman yine öz yurduna el attı,

Mezarından Atan kılıç uzattı,

Yürü diyor, hakkı zulüm kanattı,

Attilâ’nın oğlusun sen unutma!

Ziya GÖKALP

KAYNAKÇA

Masayuki Yamauchı, Hoşnut Olmamış Adam- Enver Paşa, İstanbul

İsmet İnönü,Hatıralar, Ankara

Nevzat Kösoğlu, Şehit Enver Paşa, İstanbul, a.g.e, syf.481-484-485

Yamauchi, a.g.e., s. 205-208, nakleden Nevzat Kösoğlu, Şehit Enver Paşa, syf.497, İstanbul

Bir Cevap Yazın