Atatürk
Tarih

"25 dakikada oku"Atatürk’ün Eğitim Alanında Yaptığı İnkılaplar

Özet

Osmanlı Devleti’nin yükseliş devrinden geriye Avrupalıların deyimiyle “Hasta Adam Osmanlı” kalmıştı. İmparatorluğun çağdaş batılı devletler karşısında geri kalış sebeplerinin en önemlilerinden biri hiç şüphesiz devletin eğitim ve bilim alanında çağın gereksinimlerine göre kendisini revize edememiş olmasıdır. Osmanlı; gelişmeyi, ordunun gelişmesinde arama hatasına düşmüş ve son dönemlerde yapılan ıslahatlar ise yetersiz kalmıştı. Okullaşmadaki yetersizlik ve eğitimin, halka indirgenememesi bilinçsiz bir toplum meydana getirmişti. Fikri alanda savunma mekanizması zayıf olan halk, çeşitli zararlı kurumlarca sömürülmeye mahkûm hale gelmişti. Batı tarzı eğitim veren okullar ve dinî eğitim veren medreselerle devlet eskiyi ve yeniyi bir arada götürmeye çalıştı. Toplumdaki bu ikilik problemleri çözmek yerine daha derin yaralara sebebiyet vermişti. Dönemin subay elit kesimi içinde yetişen Atatürk bu sorunları çok iyi biliyordu ve imparatorluğun sorunlarını gençliğinden itibaren yaşayarak görmüştü. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmasıyla başlattığı mücadele zaferle taçlandı. O, Kurtuluş Savaşı’nın en zor zamanlarında bile eğitim verdiği önemi göstermiştir. Topluma okuma yazma öğretmek, dilini geliştirmek, sanatta ilerletmek ve tarih bilinci oluşturmak istiyordu. Ona göre çağdaşlaşma yolunda bilimsel düşünce yatıyordu. Bu tasavvur ettiği ideallerini birbiri sıra inkılaplarla yasal olarak düzenledi ve Türk Eğitim Devrimi’ni gerçekleştirdi. Yeni Türk Devleti’nin kuruluşundan itibaren eğitim alanında yapılan inkılaplarla önce eğitimdeki ikilik giderildi ve bütün eğitim kurumları Millî Eğitim Bakanlığına bağlandı. Ayrıca, ilköğretimden üniversite eğitimine kadar okullaşmaya önem verildi ve okul sayıları çoğaltıldı. Arap alfabesi yerine Latin alfabesine dayalı yeni Türk alfabesi kabul edildi. Ayrıca kültür alanında da düzenlemelere gidildi.

1. Giriş

Osmanlı Devleti, Kuruluş ve Yükselme dönemleri aralığında kendi içerisinde ihtiyaçlarını karşılayacak eğitim olanaklarına sahipti ve bu olanaklar Selçuklulardan devralınan geleneksel yapıda eğitim kurumlarından öteye gitmemişti.[1] “20. yüzyılın başında İmparatorluk, mağlup olarak silahları bıraktığı zaman, yalnız askeri olarak değil, kavramsal olarak da bitmiş, tek bir ailenin malı olan devlet ve halk kavramı, kişinin bağımsız gelişmesine olanak tanımadığı için, 14. yüzyılın başında kurulan ve hızla genişleyen devlet, Rönesans, Büyük Coğrafi Keşifler ve Bilim devrimlerine katılamadı.”[2] Osmanlıların eğitim kurumlarının başında medreseler geliyordu, medreseler devletin güçten düşmeye başladığı dönemlerde yozlaşmaya başlamış ve dini ilimler, bilimsel esaslara ağır bastığı için toplumun ihtiyaçlarına cevap veremez hâle gelmiştir.[3] Bunun sonucunda bilim ve teknik alanlarında geri kalınması, askerî alanda da devleti diğer devletler karşısında zor duruma düşüreceği kuşkusuz gerçektir. “Türk Eğitim Sistemi de Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşlarda Batılılar karşısında aldığı yenilgiler ile yönünü Batıya çevirmiştir. Özellikle Batılıların savaş teknolojisinde kurdukları üstünlük, ‘biz niye üretemiyoruz?’ sorusu ile başlamış ve bu tartışmalar 1876 Tanzimat Fermanının ilanı ile sonuçlanmıştır.”[4] Dini baskıların yüzünden Batılı sistemdeki üniversitelere medrese cephesinden büyük tepkiler gelmiş ve yeterli düzenlemeler yapılamamıştı ancak askerî okulların, ordunun gücüyle doğrudan ilgisi olduğu için medreseler sesini çıkartamıyordu. [5] “Osmanlı Devleti’nde eğitim ve öğretim alanında ilk yenileşme hareketlerini, Batı örneğine benzetilmeye çalışılan askerî okulların açılmasıyla görmekteyiz. Bunun da başlıca sebebi; Osmanlı Devleti’nin savaşlarda yenilgileri arttıkça, bunu öncelikle Avrupalı subay ve askerlerinin iyi yetişmiş olmalarına, kendilerinin de bu alanda geri kalmalarına bağlamalarıdır.”[6] Ancak bu arayışlar sonucu askerî reformlar gerilemenin önüne geçememiştir.[7]

İlk gerçekçi düzenlemelere Tanzimat döneminde gidilmiş, Batı tarzı -bugünkü üniversitelerin karşılığı olan- Darülfünun kurulmuş ve ilkokul zorunlu hâle gelmiştir.[8] Daha sonra Abdülhamit döneminde okullaşma sayıları artacaktır: “Modern Osmanlı istibdadının kurucusu Abdülhamit, Anadolu’da en güçlü liseleri kuran, Tıbbiye’de ve Harbiye’de yabancı dil eğitimini geliştiren hatta modern anlamda Darülfünun’u kuran hükümdardır.”[9] “Osmanlı toplumunda kültür ikiliğinin meydana geldiği görülmüş ve Osmanlı toplum yaşamında beliren bu kültür ikiliği eğitim alanına da yansımış, medrese ile mektep ikiliği biçiminde kendisini göstermiştir.”.[10] Eğitimde ikiliğin bir ucu da yabancı okullar ile oluşmaktaydı.[11] Osmanlı Devleti’nde XIX. Yüzyılın ortalarından itibaren ilk yabancı okullar açılmaya başlanmış ve eğitim bu kez çok farklı bir sorunla yüz yüze gelmiştir.[12] Osmanlı İmparatorluğu, Tanzimat’la birlikte yenileşme, gelişme ve değişmeyi yurtdışına gönderdiği öğrencilerle sağlamayı amaçlamıştır. Batıyla olan ilişkilerde Fransız eksenli eğitim modeli yeni ulus devletinin kuruluşunda da etkisini fazlasıyla gösterecektir.[13] Devlet’in çağa ayak uydurma teşebbüsleri sorunları çözmek yerine başka sorunlar yaratmış, içeride fikir çatışmaları ve eğitimde birlik olamama problemlerinin baş gösterdiğini söyleyebiliriz.

Sonuç olarak; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde, Yeni Türk Devleti bütün alanlarda son yüz yılını modernleşme sancıları ile geçiren bir toplumu devralmıştır.[14]

2. ATATÜRK VE EĞİTİM

İnsanlık tarihini incelediğimizde; insanlık, bilimin ışığında yolunu görebilmiş, eğitim ve bilimle ilerleyebilmiş ve bu sayede medeniyetler kurabilmiştir. Dolayısıyla bilim yol göstericidir. Bu sebeple Atatürk, ülkesini ve milletini üst düzeylere çıkarmak İçin bilime, sanata ve teknolojik gelişmeye önem vermiştir.[15] Dolayısıyla da karşısında olan sorunlara bilimsel yöntemle yaklaştığı ve bilimsel düşüncenin önemini kavradığını söyleyebiliriz.[16] Atatürk’ün felsefesinde temel kural ve gaye çağdaş olmaktır. Bunun da yolu bilim ve teknikten geçer. Bunu ifade ederken o, “Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir, tekniktir” demekteydi.[17]

Atatürk’ün eğitimle ilişkisinde kendisinin de aldığı eğitim önem arz eder ve incelemek gerekir. Osmanlı’da askerî okulların, medreselerin baskılarından uzakta kalabilmesi neticesinde batılı eğitimin mümkün olabildiğinden bahsetmiştik. Batılı tarzda eğitim, bilimsel eğitime ağırlık veren yöntemiyle teknik anlamda gelişmeye olanak sağlamaktadır. Dolayısıyla aldığı eğitim önemlidir. Bunun yanında karşılaştığı öğretmenlerin de sadece öğretmen değil, bunlardan bazıları içinde bulundukları dönem için çok önemli fikirleri ortaya atan insanlar olup Türk eğitim tarihinde önemli yer tutmaktaydılar.[18]

Türk milleti Atatürk’ün önderliğinde Milli Mücadele hareketine başlarken ve Cumhuriyeti kurarken gençliğin bundan sonra hangi ilkeler, amaçlar, eğitim felsefesi ve dünya görüşüne göre yetiştirilmesi gerektiği de önem kazanmıştır.[19] Atatürk’ün laik ve milli bir ulus kurma ideali, eğitim sistemiyle temellendirilecektir. “Mustafa Kemal 24 Mart 1923 tarihinde Kütahya’da lise binasında verilen çay ziyafetinde öğretmenlerle yaptığı konuşmada Öğretmenlerin değerini ve vazifelerinin önemini belirtmiş, şöyle demiştir: ‘Heyeti içtimaimizi hedefi hakikate, hedefi saadete isâl için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri milletin istikbalini yoğuran irfan ordusu. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, âlidir, feyizlidir, muhteremdir, fakat bu iki ordudan hangisi daha kıymetlidir, hangisi yekdiğerine müreccahtır. Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz, bu iki ordunun ikisi de hayatîdir.’” [20] Sözleriyle kazanılan zaferlerin yalnızca meydan muharebeleriyle sınırlı kalamayacağını vurgulamış ve ulusunun bağımsızlık ve muasırlaşma yolunda eğitim ve kültür inşasına odaklanmıştır.

Atatürk milli mücadeleyi 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmasıyla başlattığında çözmesi gereken çok problem vardı. O, Türklerin amaçsız, etkisiz, cılız, anlamsız, köksüz bir eğitimin çarkları içinde kaldıkları ve milli benliklerinden habersiz yetiştirildikleri için kendi öz yurtlarında esarete sürüklendiklerini görmüş ve bu gözlem sonucunda hareket ederek, eğitimde; milli birlik halinde olma, bilimsel yönteme dayanma ve üretici olma gibi temel ilkeler benimsemiştir.  [21]

Daha Kurtuluş Savaşı’nın en buhranlı zamanları, Eskişehir-Kütahya muharebeleri sırasında Ankara’da Maarif Kongresi toplanmıştı.[22] Atatürk, Maarif Kongresi’nin yapılmasını ertelememiş ve bizzat açılış konuşmasını yapmıştı.[23] Kurtuluş Savaşı’ndan sonra “Memleketi kurtardınız, şimdi ne yapmak istersiniz?” sorusuna: “Milli Eğitim Bakanı olarak milli irfanı yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir.” cevabını vermiş[24]  ve eğitimci kişiliğini vurgulamıştır.

“Atatürk döneminde eğitim ve öğretimin ilkokuldan yükseköğretime kadar olan her alanında köklü çözümlere gidilmiştir. Getirilen çözümler ise eğitimin hem niceliksel hem de niteliksel durumunu geliştirdiği gibi Atatürk’ün özlemini duyduğu yeni Türkiye’nin temel taşlarını oluşturmuştur.” [25]

 “Cumhuriyetin ilk yıllarında bilimsel çalışmalara başlanabilmesi ve yapılabilmesi için şu temel çalışmaların yapılması gerekliydi:

-Dil ile ilgili temel çalışmaların yapılması

-Eğitimin yeniden yapılanması

-Araştırma kurumlarının kurulması

-Hepsinden de önemlisi bu çalışmalara önem verilerek, maddî ve manevî olarak desteklenmesi gerekmektedir.”[26] Bu amaçlar doğrultusunda 1923-1938 arasında inkılaplar, düzenlemeler ve çalışmalar yapılmıştır ve yapılan bu çalışmalar günümüz Türkiye’sinin temelini oluşturacaktır.[27]

3. İNKILAPLAR VE ÇALIŞMALAR

Atatürk İnkılapları, Cumhuriyet Devrimi, Kemalist Devrim gibi adlarla anılan bu düzenlemeler, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra teokratik-monarşi yapılı Osmanlı İmparatorluğu’nun laik, demokratik, ulus devlet olan Türkiye’ye dönüşmesiyle sonuçlanan, Mustafa Kemal’in öneri, girişim ve gerçekleştirmeleriyle; kültürel, siyasal, iktisadi yasal kanunlar ve düzenlemelerdir.[28]

3.1. TEVHİD’İ TEDRİSAT KANUNU’NUN KABULÜ

Lügatte; bir kılma, birleştirme, birleştirilme, birlik anlamlarına gelen “tevhit” kelimesi ile ders verme, öğretme, öğretim anlamlarına gelen “tedrisat” kelimesiyle birlikte telaffuz edilen “Tevhid-i Tedrisat” öğretim birliği demektir.[29]

3 Mart 1924’te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat yasası ile eğitim sistemi demokratikleştirilmiştir. Bu yasa ile ülke sınırları içindeki tüm eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilip bağlanmıştır.[30] Kanun maddeleri sırasıyla:

Madde 1 – Türkiye dahilindeki bütün müessesatı ilmiye ve tedrisiye Maarif Vekaletine merbuttur.

Madde 2 – Şer’iye ve Evkaf Vekaleti veyahut hususi vakıflar tarafından idare olunan bilcümle medrese ve mektepler Maarif Vekaletine devir ve raptedilmiştir.

Madde 3 – Şer’iye ve Evkaf Vekaleti bütçesinde mekatip ve medarise tahsis olunan mebaliğ Maarif bütçesine nakledilecektir.

Madde 4 – Maarif Vekaleti yüksek diniyat mütehassısları yetiştirilmek üzere Darülfünunda bir İlahiyat Fakültesi tesis ve imamet ve hitabet gibi hidematı diniyenin ifası vazifesiyle mükellef memurların yetişmesi için de ayrı mektepler küşat edecektir.

Madde 5 – Bu kanunun neşri tarihinden itibaren terbiye ve tedrisatı umumiye ile müştegil olup şimdiye kadar Müdafaai Milliyeye merbut olan askeri rüşti ve idadilerle Sıhhiye Vekaletine merbut olan darüleytamlar, bütçeleri ve heyeti talimiyeleri ile beraber Maarif Vekaletine raptolunmuştur. Mezkür rüşti ve idadilerde bulunan heyeti talimiyelerin ciheti irtibatları atiyen ait olduğu Vekaletler arasında tahvil ve tanzim edilecek ve o zamana kadar orduya mensup olan muallimler orduya nispetlerini muhafaza edecektir.

(Ek: 22/4/1341 – 637/1 md.) Mektebi Harbiyeden menşe teşkil eden askeri liseler bütçe ve kadrolariyle Müdafaai Milliye Vekaletine devrolunmuştur.

Madde 6 – İşbu kanun tarihi neşrinden muteberdir.

Madde 7 – İşbu kanunun icrayı ahkamına İcra Vekilleri Heyeti memurdur.”[31]

“Bu kanunun uygulanmasıyla ilk, orta ve yüksek öğretimde ortak bir amaç birliği sağlamaya çalışıldı. Milli kültürün geliştirilmesi nesillerin farklı akım, görüş ve maksatlı yetiştirme ve şartlandırılmalardan kurtarılması, Cumhuriyetin hedeflerinin gerçekleştirilmesi planlandı. Ayrıca eski eğitim kurumlarının tasviyesi ve yabancı okulların denetlenmesi bu kanunla başarıldı. Bu açıdan bu kanun son derece radikal bir reformdur.”[32] Yasanın uygulanmasından sorumlu olan Maârif Vekili Vasıf Bey ise bir süre sonra adı geçen kanunda olmamasına rağmen medreselerin kapatılmasını sağlamıştır. Böylece eğitim ve öğretim birliği gerçek manada sağlanırken, eğitimdeki ikilik de ortadan kalkmıştır.[33]

Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti’nden devraldığı eğitim sistemini milli esaslar ekseninde yeniden düzenleme gereği duymuş ve Tevhid-i Tedrisat’ı kabul etmiştir. Böylece yeni kurulan Türk Devleti’nde kültür, fikir ve his bakımından yekpare bir milletin inşası esas alınmıştır.[34] Medreselerin durumu ise bütçe konuşmaları ve bütçe kanunu ile belirlendi. Meclis, Maarif Bakanlığının uzun açıklamalarından sonra medreseler konusunda bir tahsisat koymayarak, medreselerin lağvını resmen kabul etmiş oldu.[35]

Türkiye’de eğitimin temel kanunu kabul edilmiş ve daha sonra çıkarılan kanunlara esas teşkil etmiştir.[36]  

3.2 LATİN HARFLERİNİN KABULÜ

1 Kasım 1928’de Arap harflerinin yerine Latin alfabesi kabul edilirken 3 Kasım’da yeni Türkçe yazıyı yerleştiren ve yılın sonundan sonra Türk dili için alenen Arap harflerinin kullanılmasını yasaklayan bir kanun kabul edildi.[37]

İlgili kanunla 1.1.1929 tarihinden başlamak üzere Haziran 1929’a kadar yazışma ve işlemlerin yeni Türk alfabesine dönüştürülmesi kararlaştırılmıştır.[38]

 “Türk inkılabının dayandığı millîleşmek ve çağdaş uygarlık düzeyine çıkmak düşüncesinin ürünü olan ve Cumhuriyet’in en köklü atılımlarından olan dil meselesinin çözümü amacıyla atılan ilk adım 28 Mayıs 1928’de sadece alfabeyle ilgilenecek ilk Dil Encümeni’nin kurulması olmuş, Arap alfabesinin yerine Türk alfabesinin kullanılması kararı bir sonraki aşama olmuştur.”[39]

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren de bu tartışmalar artarak devam etmiştir. Arap harfleri ile okuma-yazmanın zorluğu, buna bağlı olarak ülkedeki okur-yazar oranının düşük (20. yüzyıla girildiğinde Türkler arasındaki okuma yazma oranının %10’ların dahi altında seyretmekteydi.)[40] olması bu alfabenin değiştirilmesi konusundaki tartışmaların, “Latin harflerini kabul etmeli mi, etmemeli mi? şekline dönüşmesine sebep olmuş, hatta gazeteler bu konuda anketler yaparak kamuoyu oluşturmaya çalışmışlardır. [41]

Yurt çapında büyük bir “Yaygın Eğitim” kampanyası düzenlenmiş ve halk Latin alfabesi ile okuma yazmaya davet edilmiştir.[42] Atatürk Anadolu’yu gezip halka Latin harflerini tanıttı ve halkın okuma yazma öğrenmesi için 1 Ocak 1929 tarihinde Millet Mektepleri’ni kurdu.[43] Bununla beraber Türk Ocakları, Halkevleri ve Halkodaları da okuma yazma kursları düzenlemiştir.[44]

3.3. TÜRK TARİH KURUMUNUN KURULMASI

Atatürk, her zaman dil ve milli tarihe çok önem vermiş, dil ve tarih çalışmaları üzerinde dikkatle durmuştur.[45]  

23 Nisan 1930’da yapılan Türk Ocakları Kurultayında Türk tarihi ve uygarlığının bilimsel olarak incelenmesi amacıyla bir “Türk Tarih Heyeti”nin kurulması kararlaştırılmış ve bu heyet 4 Haziran 1930’da ilk toplantısını yapmıştır.[46] . Cemiyet dil devriminden sonra 1935’te “Türk Tarih Kurumu” adını almıştır.[47] Bu kurumun çalışmaları 1936’da Ankara’da kurulan Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinin dil, coğrafya, arkeoloji, etnoloji, antropoloji gibi birçok alanlardaki faaliyetleriyle desteklenmiştir.[48]

1932 de Ankara’da, Mustafa Kemal’in esinlendiği ve bütün Türkiye’deki tarih profesörleri ve öğretmenleri ile yabancı bilgin ve delegelerin de katıldığı bir Türk tarih kongresi toplandı.[49] Bu “Tarih Kongrelerini” bilimsel araştırmalara yol açtı.[50] Atatürk, Türk Tarih Tezi’ni öne sürerek Türklerin tarihinin Orta Asya’ya dayandırmıştır ve bu tezin amacı Türk tarihinde bir tartışma ortamı yaratmaktı.[51]

4. TÜRK DİL KURUMUNUN KURULMASI

Mustafa Kemal Atatürk’ün tarihin yanı sıra dil üzerinde durduğu iki dönem olmuştur; ilki 11 Temmuz 1932’de, Türk Tarih Cemiyeti ve burada alınan kararla 12 Temmuz 1932’de “Türk Dili Tetkik Cemiyeti” kurulmuş, 26 Eylül’de bir Dil Kurultayı toplanması kararlaştırılmıştır.[52] Bu dönem kurultay sonuçlarının uygulanmaya başladığı Ekim 1932’de sona ermiş, ikinci dönem ise Atatürk’ün Güneş Dil Teorisi ile meşgul olduğu 1935 yılının son aylarında başlamıştır.[53]Atatürk bunun bilincinde bir devlet adamı olarak dil çalışmalarını tarih çalışmalarıyla paralel yürütmeye azami gayret göstermiştir.[54] O, dil ile ilgili olarak şu önemli noktayı gözler önüne sermiştir:

“Bir milletin, bir sosyal topluluğun yüzde onu okuma yazma bilir, yüzde sekseni bilmez. Bundan insan olanlar utanmalıdır. Bu millet utanmak için yaratılmış bir millet değildir; övünmek için yaratılmış, tarihini övünçle doldurmuş bir millettir. Fakat milletin yüzde sekseni okuma yazma bilmiyorsa bu hata bizde değildir. Türkün karakterini anlamayarak kafasını bir takım zincirlerle saranlardadır. Artık geçmişin hatalarını kökünden temizlemek zamanındayız… Milletimiz yazısıyla, kafasıyla bütün uygarlık dünyasının yanında olduğunu gösterecektir.”[55]

Dilde sadeleşme çalışmaları sonucu bilim dili, aydın dili ve halk dili gibi ayrımlarda ortadan kaldırılmıştır.[56]

3.5. ÜNİVERSİTE REFORMU

İsviçreli Prof. Albert Malche, Maarif Vekaleti tarafından Türkiye’ye davet edilerek Darülfünun’un yeniden yapılandırılmasıyla ilgili bir rapor düzenlemesini kendisinden rica ettiler. “Malche’nin raporunda başlıca saptamalar şunlardır:

1. Darülfünunda bilim üretilmiyor, öğrencilere ansiklopedik bilgiler aktarılıyor.

2. Laboratuvar ve kütüphaneler yetersizdir.

3. Bilimsel ilerlemeler için hazırlanan tezler, çeviri temellidir.

4. Bilimci yetiştirecek bir sistem yoktur.

5. Özgün kitap ve yayın üretilmemektedir.

6. Eğitimin yetersizliği, salt üniversiteye ilişkin değildir, liseler de yetersizdir. Eğitim bütün Türkiye’yi ilgilendiren bir kültür sorundur.

7. İlköğretimden başlayarak üniversiteye değin bir eğitim ve bilim devriminin yapılması gerektiğini, ancak bu devrimin kendimizin başarabileceğini belirten saptamalar yapmıştır.”[57] Rapor doğrultusunda Maarif Vekâleti tarafından yeni bir üniversite kurulmasıyla ilgili 2252 sayılı kanun, 31 Mayıs 1933’de yürürlüğe girdi. [58] Üniversite reformu sayesinde yabancı uzman ve öğretim üyelerinin çeşitli fakültelerde ders vermeleri sağlanmıştır. [59]

3.6. GÜZEL SANATLAR ALANINDA GELİŞMELER

1930 yılı Ankara, Marmara köşkünde sanatçılarla birlikte bir toplantıda: “Efendiler; hepiniz milletvekili olabilirsiniz; bakan olabilirsiniz; dahası, Cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Ama sanatçı olamazsınız.” Sözleriyle sanatçıları da onore etmekten sakınmadığını söyleyebiliriz. Atatürk sanata ve sanatçıya her zaman saygı göstermiş, estetiğe, güzelliğe tutkun olmuştur.[60]

“Atatürk sanat alanında yapılması gereken değişiklikleri devletin görevleri arasına almıştır. Bunlar; Ankara’daki 1920’de kurulan Musiki Muallim Mektebi, 1936’da Devlet Konservatuarı haline getirilmiş, bu okulun mezunları Türk Devlet opera ve balesini oluşturdular. Gazi Eğitim Enstitüsünde resim-iş ve müzik bölümü açılmış, 1932’den başlayarak Halkevleri yolu ile güzel sanatlar çalışmaları Anadolu’ya yayılmıştır.”[61] Atatürk bu atılımla her alanda değerli sanatçıların yetişmesine olanak vermiş ve dünyaya seslenebilen Türk sanatçıları yetiştirmiştir.[62]

4. SONUÇ

Sonuç olarak Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde, Türkiye Cumhuriyeti diğer tüm alanlarda olduğu gibi, 18. ve 19. yüzyılı modernleşme sancıları ile geçiren bir toplum devralmıştır. Geçmişteki bütün çabalar ve oluşturulan kurumlar çok uluslu imparatorluktan tek uluslu millî devlet anlayışına geçişte kendiliğinden geçerliliğini yitirmiş, eğitimdeki yeni yapılanma, millî ve laik bir topluma yönelik olmuştur. Bu amaçla Cumhuriyet Dönemi’nde eğitim ve kültür hayatımızı derinden etkileyen önemli inkılâplar yapılmıştır. Diğer alanlarda yapılan inkılâplarda olduğu gibi,  bizim bağımsız düşünebilen, kendi mutluluğunu kimsenin kulu olmadan arayabilen, modern dünya ile iletişim kurabilen insanlar olabilmemiz için yapılmıştır.[63]Yapılan çalışmaların neticesi olarak; Türkiye Eğitim Sistemi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığını sürdürebileceği bir yapıya kavuşturulmuştu.[64]


DİPNOTLAR

[1] Mehmet Okur, Milli Mücadele ve Cumhuriyetin İlk Yıllarında Milli ve Modern Bir Eğitim Sistemi Oluşturma Çabaları, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2005, s: 200.

[2] Celal Şengör, Bilgiyle Sohbet, İstanbul, 2018, s: 480.

[3] Volkan Aksoy, Atatürk Dönemi Eğitim Politikalarında Kültürün Yeri ve Önemi, Motif Akademi Halkbilim Dergisi, 2018, Cilt: 11, Sayı: 24, s: 416.

[4] Nihat Büyükbaş, Osmanlı İnsan Yetiştirme Düzeni ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluşuna Etkileri, s: 6.

[5] Celal Şengör, a.g.e., s:481

[6] Mehmet Okur, a.g.m., s:200.

[7] Atatürk Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi “Eğitim ve Kültür Hayatındaki Düzenlemeler”, s: 4. *Bu kaynak Atatürk Üniversitesi’nin Açık Öğretim Fakültesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi ders notlarının 6. Ünitesidir.

[8]  Atatürk Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi “Eğitim ve Kültür Hayatındaki Düzenlemeler”, s: 4.

[9]  İlber Ortaylı, İsmail Küçükkaya, Cumhuriyet’in İlk Yüzyılı, 2012, İstanbul, s: 48.

[10] Volkan Aksoy, a. g. m., s: 416.

[11] https://www.altayli.net/osmanli-imparatorlugunda-yabanci-okullar.html, (erişim tarihi: 09.02.2021)

[12] Mehmet Okur, a. g. m., s: 202

[13] Nihat Büyükbaş, Osmanlı İnsan Yetiştirme Düzeni ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluşuna Etkileri,  Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, 87. Sayı, s:217

[14] Atatürk Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi “Eğitim ve Kültür Hayatındaki Düzenlemeler”, s: 5.

[15] Fahri Kayadibi, Atatürk Döneminde Eğitim ve Bilim Alanında Gelişmeler, 2012, s: 1.

[16] Celal Şengör, a. g. e., s: 452.

[17] Yüksel Ülken, Atatürk’te Eğitim-Bilim ve Teknik Anlayışı, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, 12. Sayı, s: 551-552.

[18] Yahya Akyüz, Atatürk’ün Türk Eğitim Tarihindeki Yeri, s: 71,72.

[19] Mehmet Okur, a. g. m., s: 202.

[20] Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, s: 42, 43, 44.

[21] Volkan Aksoy, a. g. m., s: 417.

[22] Volkan Hasan Kaya, Zafer Bahçeci, Elif Kaya, Atatürk’ün Eğitime Bakışı Üzerine Bir Çalışma, Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, 6. Sayı, 2016,  s: 299.

[23] Volkan Hasan Kaya, a. g. m., s:299.

[24] http://egitiminchpsi.com.tr/ataturk-ve-egitim/, (erişim tarihi: 09.02.2021).

[25] Bahattin Demirtaş, Atatürk Döneminde Eğitim Alanında Yaşanan Gelişmeler, Gazi Akademik Bakış, 2008, s: 156.

[26] Fahri Kayadibi, a. g. m., s: 6.

[27] Galip Karagözoğlu, Atatürk’ün Eğitim Savaşı, Atatürk Araştırma Dergisi, 1985, s: 197.

[28] https://tr.wikipedia.org/wiki/Atat%C3%BCrk_Devrimleri, (erişim tarihi: 10.02.2021).

[29] https://www.turkyurdu.com.tr/yazar-yazi.php?id=1598, (erişim tarih: 10.02.2021).

[30] http://egitiminchpsi.com.tr/ataturk-ve-egitim/ , (erişim tarihi: 10.02.2021).

[31] https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.430.pdf , (erişim tarihi: 10.02.2021).

[32] Mehmet Okur, a. g. m., s: 209.

[33] Bahattin Demirtaş, a. g. m., s: 161.

[34] Mustafa Turan, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, “Tevhid-i Tedrisat”,Türk Yurdu, 288. Sayı, 2011, s: 197.

[35] Asım Arı, Tevhid-i Tedrisat ve Laik Eğitim, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, 22. Cil, 2. Sayı, s: 189.

[36] Zeynep Nevzatoğlu, Basında Din Eğitimi-Öğretimi Laiklik Tartışmaları (1945-1960), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2006, s: 10.

[37] Zeynep Nevzatoğlu, Basında Din Eğitim Öğretimi Laiklik Tartışmaları (1945-1960), Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi,  s: 39.

[38] Mehmet Okur, a. g. m., s: 214.

[39] Bahattin Demirtaş, a. g. m., s: 161.

[40] Cengiz Poyraz, Fatih Öztop, 19. Yüzyılda Yabancıların Gözüyle Osmanlı Eğitimi, Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi, 2. Cilt, 1. Sayı, Şubat 2013, s: 311.

[41] Atatürk Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi “Eğitim ve Kültür Hayatındaki Düzenlemeler”, s: 9.

[42] Ali Rıza Erdem, Atatürk’ün Eğitim Liderliğinin Başarısı: Türk Eğitim Devrimi, Belgi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi, 2. Sayı, 2011, s: 165.

[43] İsmet Ergin, Atatürk Dönemi Eğitim Siyaseti, Uluslarası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 12. Cilt, 63. Sayı, Nisan 2019, s: 818.

[44] İsmet Ergin, a. g. m., s: 818.

[45] Fahri Kayadibi, a. g. m., s: 15.

[46] Bahattin Demirtaş, a. g. m., s: 164

[47] Volkan Aksoy, a. g. m., s: 424

[48] Atatürk Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi “Eğitim ve Kültür Hayatındaki Düzenlemeler”, s:13.

[49] Bernard Lewis, Modern Türkiye’nin Doğuşu, Çev.: Metin Kıratlı, 1993, Ankara,  s: 356.

[50] Fahri Kayadibi, a. g. m., s: 15.

[51] Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Tarih Tezi: Bir Uygarlık Beşiği Orta Asya, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, 3. Cilt, 9. Sayı, 1987,  s: 503-504.

[52] İsmet Ergin, a. g. m., s: 818.

[53] Bahattin Demirtaş, a. g. m., s: 164.

[54] Volkan Aksoy, a. g. m., s: 425.

[55] Volkan Aksoy, a. g. m., s: 425.

[56] Atatürk Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi “Eğitim ve Kültür Hayatındaki Düzenlemeler”, s: 16.

[57] https://odatv4.com/ataturkun-universite-devrimini-biliyor-muydunuz-1511131200.html, (erişim tarihi: 10.02.2021).

[58] https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Cniversite_Reformu, (erişim tarihi: 10.02.2021).

[59] Bahattin Demirtaş, a. g. m., s: 165.

[60] Fahri Kayadibi, a. g. m., s: 18.

[61] İsmet Giritli, a. g. m., s: 22.

[62] İsmet Giritli, “Atatürk, Kültür ve Sanat”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cik:IV, Sayı: 10, Ankara 1987, s: 23.

[63] Celal Şengör, Aptalı Tanımak, İstanbul, 2018, s: 177.

[64] http://egitiminchpsi.com.tr/ataturk-ve-egitim/, (erişim tarihi: 10.02.2021).

 

KAYNAKÇA 

Atatürk Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi “Eğitim ve Kültür Hayatındaki Düzenlemeler”, ss: 4, 5, 9, 16, 13.

Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, ss: 42, 43, 44.

Asım Arı, Tevhid-i Tedrisat ve Laik Eğitim, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, 22. Cil, 2. Sayı, s: 189.

Ali Rıza Erdem, Atatürk’ün Eğitim Liderliğinin Başarısı: Türk Eğitim Devrimi, Belgi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi, 2. Sayı, 2011, s: 165.

Bahattin Demirtaş, Atatürk Döneminde Eğitim Alanında Yaşanan Gelişmeler, Gazi Akademik Bakış, 2008, ss: 156, 161, 164.

Bernard Lewis, Modern Türkiye’nin Doğuşu, Çev.: Metin Kıratlı, 1993, Ankara,  s: 356.

Celal Şengör, Aptalı Tanımak, İstanbul, 2018, s: 177.

Celal Şengör, Bilgiyle Sohbet, İstanbul, 2018, ss: 452, 480, 481.

Cengiz Poyraz, Fatih Öztop, 19. Yüzyılda Yabancıların Gözüyle Osmanlı Eğitimi, Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi, 2. Cilt, 1. Sayı, Şubat 2013, s: 311.

Fahri Kayadibi, Atatürk Döneminde Eğitim ve Bilim Alanında Gelişmeler, 2012, ss: 1, 6, 15, 18.

Galip Karagözoğlu, Atatürk’ün Eğitim Savaşı, Atatürk Araştırma Dergisi, 1985, s: 197.

İsmet Giritli, “Atatürk, Kültür ve Sanat”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cik:IV, Sayı: 10, Ankara 1987, ss: 22, 23.

İlber Ortaylı, İsmail Küçükkaya, Cumhuriyet’in İlk Yüzyılı, 2012, İstanbul, s: 48.

İsmet Ergin, Atatürk Dönemi Eğitim Siyaseti, Uluslarası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 12. Cilt, 63. Sayı, Nisan 2019, s: 818.

Mehmet Okur, Milli Mücadele ve Cumhuriyetin İlk Yıllarında Milli ve Modern Bir Eğitim Sistemi Oluşturma Çabaları, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2005, ss: 200, 202, 209, 2014.

Mustafa Turan, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, “Tevhid-i Tedrisat”,Türk Yurdu, 288. Sayı, 2011, s: 197.

Nihat Büyükbaş, Osmanlı İnsan Yetiştirme Düzeni ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluşuna Etkileri, s: 6. 217.

Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Tarih Tezi: Bir Uygarlık Beşiği Orta Asya, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, 3. Cilt, 9. Sayı, 1987,  s: 503-504.

Volkan Hasan Kaya, Zafer Bahçeci, Elif Kaya, Atatürk’ün Eğitime Bakışı Üzerine Bir Çalışma, Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, 6. Sayı, 2016,  ss: 299,  417, 424.

Volkan Aksoy, Atatürk Dönemi Eğitim Politikalarında Kültürün Yeri ve Önemi, Motif Akademi Halkbilim Dergisi, 2018, Cilt: 11, Sayı: 24, s: 416, 425.

Yahya Akyüz, Atatürk’ün Türk Eğitim Tarihindeki Yeri, ss: 71,72.

Yüksel Ülken, Atatürk’te Eğitim-Bilim ve Teknik Anlayışı, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, 12. Sayı, ss: 551, 552.

 

Zeynep Nevzatoğlu, Basında Din Eğitimi-Öğretimi Laiklik Tartışmaları (1945-1960), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2006, ss: 10, 39.

 

İNTERNET KAYNAKLARI

http://egitiminchpsi.com.tr/ataturk-ve-egitim/, (erişim tarihi: 10.02.2021).

https://www.altayli.net/osmanli-imparatorlugunda-yabanci-okullar.html, (erişim tarihi: 09.02.2021)

https://odatv4.com/ataturkun-universite-devrimini-biliyor-muydunuz-1511131200.html, (erişim tarihi: 10.02.2021).

https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Cniversite_Reformu, (erişim tarihi: 10.02.2021).

https://tr.wikipedia.org/wiki/Atat%C3%BCrk_Devrimleri, (erişim tarihi: 10.02.2021).

https://www.turkyurdu.com.tr/yazar-yazi.php?id=1598, (erişim tarih: 10.02.2021).

http://egitiminchpsi.com.tr/ataturk-ve-egitim/ , (erişim tarihi: 10.02.2021).

https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.430.pdf , (erişim tarihi: 10.02.2021).

http://egitiminchpsi.com.tr/ataturk-ve-egitim/, (erişim tarihi: 09.02.2021).

 

Bir Cevap Yazın