• Sosyoloji

    KÜRESELLEŞME KAVRAMI VE KÜLTÜREL ETKİLERİ

    Küreselleşmenin politik, ekonomik, kültürel vb. alanlarda ve farklı boyutlarda etkileri mevcuttur. Küreselleşme kavramı farklı alanlardaki etkileri göz önüne alınarak farklı şekilde tanımlanmıştır. Bir tanım yapmamız gerekirse: Küreselleşme ekonomik, politik, kültürel, teknolojik, sosyal ve hatta sanatsal etkileri olan, bireyler arasında mesafenin önemini azaltan, dünya milletlerini bazı alanlarda birbirine yaklaştıran bazı alanlarda ise birbirinden uzaklaştıran olgu olarak tanımlanabilir. Her ne kadar tanım yapmış olsak ta üzerinde çalıştığımız konu güncelliğini korumaktadır. Bu nedenle tanımda eksikler olabilir. Tarihsel açıdan baktığımızda küreselleşme kavramını tarih öncesi dönemde Asur ticaret kolonilerine kadar götürebiliriz. Bu açıdan baktığımızda büyük çapta ticari, kültürel, sosyal, teknolojik ve siyasi olayların olduğu yer ve zamanda küreselleşmeden bahsedebilmek mümkündür. Bu süreçte küreselleşme olgusunun en…

  • Gündem

    ÇİN’İN YAYILMACI POLİTİKASI VE DOĞU TÜRKİSTAN

    Yayılmacı politika, emperyalizm kökenli bir politika anlayışıdır. Bir milletin diğer milletleri sömürerek yayılma alanını genişletmesi üzerine kurulu bir sistemdir. Günümüzde emperyalist diyebileceğimiz sayılı devlet tarafından bu politika sistemli olarak uygulanmaktadır ve bu politikayı uygulayan devletlerden biride Çin’dir. Çin, bilindiği üzere Asya kıtasının güney doğu ucunda kurulmuştur ve dünyanın en kalabalık nüfusuna sahiptir. 1949 yılında kurulan Çin Halk Cumhuriyeti, kurulduğu günden bu yana yayılmacı bir politika izleyerek önce bölgesel sonra küresel çapta etki alanını genişleterek dünya siyasetinde etkili bir hale gelmiştir. Bu politikalardan belki de en önemlisi ipek yolu ticaretini yeniden canlandırma hayaliyle ortaya çıkan ‘Kuşak Yolu’ projesidir. Çin bu proje ile dünya ticaretinin büyük bir kısmını ele geçirmeyi amaçlamaktadır. Kara…

  • Sosyoloji

    Modernleşme Temelinde Kültür Emperyalizmi

    Avrupa yaşantısında her şeyin merkez noktası olarak kabul edilen kilise, din, metafizik alem gibi unsurlardan müteşekkil skolastik düşüncenin 18-19.yy’da yerini Descartes’in her şeyin merkez noktasında insan olduğu düşüncesine bırakmasıyla modernleşme sürecinin başladığı kabul edilir. Descartes, benlik bilinci, bilinen adıyla düşünen insan kuramıyla bu sürecin başlamasına öncülük etmiştir. Modernizm ortaya çıkış amacına uygun şekilde kendisinden önceki bütün düzeni sindirerek geçmiş düzeni kendisinin hizasına getirmeyi amaçlamaktadır. Varlığına bir tepki olarak doğduğu skolastik düşünceyi bütün kurumlarıyla birlikte ortadan kaldırma amacı gütmesi gayet doğaldır ancak modernizm, muhtevası gereği kendinden öncekini yıkması ve kendinden itibaren olanı modernleştirme anlamı taşıdığı için Batı dünyasının icrai faaliyetlerine meşruiyet kazandırma politikasına dönüşmüştür.   Günümüzde de tartışılmaya devam edilen küreselleşmiş,…