• Tarih

    Kuvayı Milliye Ruhuyla Hareket Etmek

          “Hükümet merkezi, düşmanların şiddetli çemberi içindeydi. Siyasal ve askerî bir çember vardı. İşte böyle bir çember içinde yurdu savunacak, ulusun ve devletin bağımsızlığını koruyacak kuvvetlere emrediyorlardı. Bu biçimde yapılan emirlerle, devlet ve ulusun araçları temel görevlerini yapamıyorlardı. Yapamazlardı da. Bu araçları savunmanın birincisi olan ordu da, ‘ordu’ adını korumakla birlikte, elbette temel görevini yerine getirmekten yoksundu. İşte bunun içindir ki yurdu savunmak ve korumak olan temel görevi yerine getirmek, doğrudan doğruya, ulusun kendisine kalıyor. Buna Kuvayı Milliye diyoruz…”       Ordu-millet anlayışının bir sonucu olarak kadın-erkek, genç-yaşlı ayrımı yapılmaksızın her kesimden insan, bulunduğu bölgede örgütlenerek İstiklal Savaşı’na büyük ölçüde zemin oluşturmuş ve Türk milletinin bağımsızlık uğruna…

  • Hukuk,  Tarih

    Yeni Devletin Alamet-i Farikası: Teşkilatı Esasiye

          Bağımsızlık ve hür yaşam kavramları bir milletin varlık amacını oluşturuyorsa, türlü sorunlara karşı izlenilen tavır ve yöntem kuşkusuz ki nihayetinde bu amacın gerçekleştirilmesine yönelik olacaktır. Türk milleti de, tarih önünde vermiş olduğu büyük savaşlarla bu diyalektik temelde bağımsızlığını kazanmış ve bağımsızlığının temel taşlarından olan 19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramını kutlamanın haklı gururunu yaşamaktadır. Milli mücadelenin kronolojik safhalarında 20 Ocak 1921 tarihine karşılık gelen, Büyük Millet Meclisi’nin (BMM) 85 sayılı yasayla kabul olunan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (TEK) ortaya çıktığı dönemin özellikleri ve sahip olduğu niteliklerle Türkiye Cumhuriyeti’ne ulaşma yolunda denge kurucu etkisiyle büyük önem taşımaktadır.       1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Osmanlı-Türk Anayasacılığında en keskin…

  • Tarih

    Gençlik İdeallerini Gençliğe Atfetmek: Atatürk’ün Ulusal, Demokratik ve Laik Devlet İdeali

                   Atatürk’ün uygar devlet ve toplum anlayışı İhtilal-i Kebir’in yaydığı fikriyata bağlı; hürriyetçi, halk iradesine dayanan ve Osmanlı Devleti’nin yıkılışına kadar yaklaşık iki yüz yıl boyunca devletçe mücadelesinin verildiği laikliğe bağlı bir anlayıştır (Göze, 2018). 1789’un büyük oranda etkisinde olan Atatürk ve onun çevresinin devlet anlayışı da bu sebeplerden ötürü birey ve bireye dair kavramlar üstünde temellenmiştir. Bu açıdan Atatürk’ün doğal hukuk doktrinini benimsediğini söylememiz yanlış olmayacaktır. Bir birey, çevresindeki ve ülkesindeki diğer birey ve kurumlara zarar vermemek kaydıyla kendini idare etmek, yeteneklerini geliştirmek, kaderini tayin etmek bakımından hür olmalıdır. Lakin medeni ve demokratik yönetimlerin bir getirisi olarak hiçbir bireyin hürriyeti sınırsız değildir. İşte…