Sosyoloji

"6 dakikada oku"KÜRESELLEŞME KAVRAMI VE KÜLTÜREL ETKİLERİ

Küreselleşmenin politik, ekonomik, kültürel vb. alanlarda ve farklı boyutlarda etkileri mevcuttur. Küreselleşme kavramı farklı alanlardaki etkileri göz önüne alınarak farklı şekilde tanımlanmıştır. Bir tanım yapmamız gerekirse: Küreselleşme ekonomik, politik, kültürel, teknolojik, sosyal ve hatta sanatsal etkileri olan, bireyler arasında mesafenin önemini azaltan, dünya milletlerini bazı alanlarda birbirine yaklaştıran bazı alanlarda ise birbirinden uzaklaştıran olgu olarak tanımlanabilir. Her ne kadar tanım yapmış olsak ta üzerinde çalıştığımız konu güncelliğini korumaktadır. Bu nedenle tanımda eksikler olabilir.

Tarihsel açıdan baktığımızda küreselleşme kavramını tarih öncesi dönemde Asur ticaret kolonilerine kadar götürebiliriz. Bu açıdan baktığımızda büyük çapta ticari, kültürel, sosyal, teknolojik ve siyasi olayların olduğu yer ve zamanda küreselleşmeden bahsedebilmek mümkündür. Bu süreçte küreselleşme olgusunun en çok hız kazandığı dönem kanaatimizce Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonraki süreçte gerçekleşmiştir. Devletler bu süreçte daha ılımlı politikalar izleyerek yeni pazarların açılmasına ve paylaşılmasına imkan tanımış ve küreselleşmeye büyük bir hız kazandırmıştır.

Yukarıda belirttiğimiz üzere birçok alanda etkili olan küreselleşme kavramı çeşitli yaklaşımları beraberinde getirmektedir. Bazı yazarlar küreselleşme kavramına çok iyimser bakmakta bazıları ise tam aksine karamsar bakarak sömürgeciliğin modern hali olarak yorumlamaktadır. Her alanda olduğu gibi küreselleşme kavramı kültürel alanda da olumlu ve olumsuz sonuçları beraberinde getirmektedir. Bazı devletler küreselleşme olgusunu kendi kültürleri çerçevesinde kullanarak hem kendi kültürlerini geliştirmiş hem de bu kültürü dünyaya tanıtmıştır. Bunun yanı sıra bazı devletler bu olguya kendini tamamen teslim ederek kültürlerinin yozlaşmasının önüne geçememiş ve ne yazık ki küreselleşme olgusu bu devletlerin kültürlerinden çok şey kaybetmelerine sebep olmuştur. Biz bu yazımızda küreselleşme kavramının kültürel anlamda olumlu ve olumsuz etkilerinden bahsedeceğiz ve bu etkilerin sebep ve sonuçlarını değerlendirmeye çalışacağız.

Kültür,  tarihsel ve toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan her türlü değerlerle bunları kullanmada, sonraki kuşaklara iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümü olarak tanımlanmıştır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere kültür, toplumun her türlü değerini bünyesinde barındırmaktadır. Bu durum göz önüne alındığında kültürün önemi yadsınamaz bir gerçektir.

Peki küreselleşme uğruna kültürümüzden taviz mi vereceğiz? Ya da var olan kültürümüzü geliştirip küreselleşme sayesinde dünyaya tanıtacak mıyız? Bu soruların cevaplarını verirken devletleri küreselleşmenin öncüsü olan devletler ve bunların dışında kalanlar olarak ayırmamız gerekiyor. Bu ayrımı yaparken tarihsel süreçte var olan önemli olayları ve bu olayların dünyaya ne gibi etkilerinin olduğunu anlamamız, yorumlamamız gerekmektedir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi küreselleşme kavramını Asur ticaret kolonilerine kadar götürmemiz mümkündür. Ancak günümüz şartlarını daha iyi anlayabilmek adına Sanayi Devrimini ve sonuçlarını göz önüne almak gerekmektedir. Sanayi Devrimi beraberinde üretim fazlası ürünleri ve bu ürünlerin satılması sorununu getirmiştir. Bu sorun ise Avrupa devletlerini yeni pazar arayışına itmiştir. Bulunan yeni pazarlara üretilen mallar ile birlikte o malı üreten ülkelerin kültürleri de girmeye başlamıştır. Bunun neticesinde Batı merkezli homojen bir kültür oluşmaya başlamıştır. Her ne kadar homojenleşmenin demokrasi ve insan haklarının gelişmesinde etkisinin olduğu söylense de bunun sömürgeciliğin modern hali olduğunu düşünmekteyiz. Çünkü gelişimini erken tamamlayan ve büyük çapta çok uluslu şirketlere sahip olan devletler henüz gelişmemiş veya gelişmekte olan devletleri pazar olarak görmektedirler bunun yanı sıra o devletin insanlarını ucuz iş gücü olarak nitelendirmektedirler. İnsanlar medyanın yardımı ile tek tip tüketime alıştırılmakta özellikle metropollerde adeta tüketim çılgınlığı görülmektedir. Yerel kıyafetlerin, yemeklerin hatta oyunların yerini küresel şirketlerin şekillendirdiği yeni tüketim ürünleri almakta ve insanlar tek tipleştirilmektedir ve bu günümüz genç kuşağı ile yetişkin kuşağı arasında uyumsuzluğa sebep olmaktadır. Küreselleşme kavramı sermaye ve ideoloji ile birlikte kullanıldığında ve bu örnekler göz önüne alındığında küreselleşmenin sömürgeciliğin yeni boyutu olduğunu ve doğru kullanılmaz ise yerel kültürlere büyük ölçüde zarar vereceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kültürel etkilere başka bir açıdan baktığımızda batı dışında gelişen toplumların (Japonya, Tayvan) olduğunu görmekte ve bu gelişmenin bazı yazarlarca homojen kültürü sekteye uğrattığı aksine dünya toplumlarının heterojen bir yapıya dönüşmesine sebep olduğu söylenmektedir. Japonya örneği üzerinden gidecek olursak: Japonya, Batı ile ilk defa 16. yüzyılda etkileşime geçmiştir. Bu etkileşimin neticesinde bazı aydınlar kültürlerinde yozlaşmaların olduğunu söyleyerek kendi içine kapanmaları gerektiğini vurgulamışlardır. Nitekim bu çalışmalar sonuç vermiş ve bu içe kapanıklık 19. yüzyıla kadar devam etmiştir. Bölgede İngiltere – Çin savaşı nedeniyle yeniden bir güç mücadelesi gündeme gelmiş ve Japonya, batı kültürünün benimsenmesini isteyenler ve kendi kültürlerinin korunması gerektiğini savunanlar olarak ikiye ayrılmıştır. Bu olaylar neticesinde feodalite yıkılmış ve batılı tarzda merkezi bir devlet anlayışına geçilmiştir. Avrupa’dan birçok alanda uzmanlar getirilmiş ve Japonya, batının ‘teknik’ anlayışını benimseyerek hızlı bir büyüme kat etmiştir. Bu büyüme ile birlikte Japonya küresel sermayeye girerek yeni bir güç dengesi oluşturmuş ve böylelikle korudukları ve geliştirdikleri kültürlerini dünyaya tanıtmışlardır.

Yazdıklarımız çerçevesinde, bugünün genç kuşağı olarak geleceğe yönelik plan ve projelerimizde kültürümüze ayrı bir önem göstermeli bunun yanı sıra kültürümüzü dünyaya tanıtmalıyız. Unutmamalıyız ki bizler kültürümüz var olduğu sürece varız ve kültürümüzün büyüklüğü oranında güçlüyüz.

KAYNAKÇA

DANİŞOĞLU, Ayşe Çelikel;(2004), ‘‘ Küreselleşmenin Gelir Eşitsizliği Ve Yoksulluk Üzerine Etkileri’’, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 160.

ELÇİN, A. Bora(2012), ‘‘Küreselleşmenin Tarihçesi’’

İÇLİ, Gönül(2001), ‘‘Küreselleşme ve Kültür’’, C.Ü. Sosyal Bilimler Dergisi Aralık 2001 Cilt:25 No:2 163-172

Mersin Sosyal Bilimler Lisesi 2016 mezunu, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okuyan kara kıl çadırda doğmuş bir yörük çocuğu...

Bir Cevap Yazın