kadın yoksulluğu
Ekonomi,  Sosyoloji

"6 dakikada oku"Kadın Yoksulluğu

Yoksulluk, üzerinde durulması gereken en büyük toplumsal sorunlardan birisidir. Bu toplumsal sorun, toplumun her kesimini bir ölçüde etkilemektedir. Peki yoksulluk, cinsiyetlere göre de farklılaşmakta mıdır? Erkek ya da kadın olmak yoksulluğu artıracak bir etmen midir? Kadın yoksulluğu sadece ekonomik sıkıntılarla açıklanabilecek bir kavram mıdır?

Kadın yoksulluğu, 1970‟li yıllardan itibaren literatürde yer almaya başlamış ve yoksulluğun dezavantajlı grup içinde en fazla kadınları etkilemesi yeni kavramların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bunların başında “yoksulluğun kadınlaşması”, “hane reisinin kadınlaşması” ve “yoksulların en yoksulu” kavramları gelmektedir (Topgül, 2013). Yoksulluğun her boyutu insanlar üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Bu yoksulluk türlerinden birisi de kadın yoksulluğudur. Kadın yoksulluğu, çok boyutlu bir sorundur. Kadınlar yoksulluğu farklı biçimlerde, farklı zamanlarda ve farklı mekânlarda yaşarlar. Genel olarak toplumda, kadın ile erkek ve kadınlar arasında var olan yapısal eşitsizlikler kadının yoksulluğu deneyimleme biçimlerini ve göreli yoksulluğu farklılaştırmaktadır (Bradshaw ve Linnekar, 2003). TCEE bu kavramı açıklayabilmek için önemli dayanaklardandır. Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksinde Türkiye 0.317 değeri ile 69. sırada yer alıyor. Bu endeks üreme sağlığı, kadının güçlendirilmesi ve ekonomik etkinlik değerleri üzerinden hesaplanıyor (TİGE).

Yoksulluğun kadınlaşması kavramını, ilk kez 1978 yılında Diana Pearce kullanmış ve bunun yoksulluğun, “hızlı bir şekilde bir kadın problemi olmaya başlaması” olarak ifade etmiştir. Amerika’da 1976’da yaptığı çalışmada, 18 yaş üstü 15 milyon yoksulun yaklaşık üçte ikisinin kadınlardan oluştuğunu belirtmiştir ve yaşlı yoksulların %70’ten fazlasının kadın olduğunu vurgulamış, yoksul hanelerin neredeyse yarısının kadın reisli (female-headed) olduğunu ortaya koymuştur (Pearce 1978: 28).

Kadın yoksulluğu kavramı kullanılmaya başlamasıyla beraber yoksulluğun, toplumdan topluma farklılaşmalarının ya da yaştan yaşa farklılaşmasının yanı sıra cinsiyetler arasında da farklılaştığı boyutunun üzerinde durulmaya başlanmıştır. Kadın yoksulluğunu, diğer yoksulluklardan ayıran en önemli etmen, toplumsal cinsiyet algılarıdır. Bu algılar dolayısıyla kadınlara belli yaptırımlar uygulanmakta ve kadınlar bu yaptırımların etkisiyle ekonomik ve sosyal anlamda yoksulluk yaşamaktadırlar. Kadınlar ya da erkekler için belirli meslek gruplarındaki işleri yapmaları için toplumsal yargılar vardır. Bu kalıp yargıların varlığından dolayı kadınlar ve erkekler bu yaptırımlara maruz kalmaktadırlar. Kadınlar aslında sadece yoksulluk ile mücadele etmemektedir. Toplum baskısıyla mücadelelerini sürdürmektedirler. Bu açıdan kadın yoksulluğunun, erkeklerin de mücadele ettiği yoksulluk ile farklı zorlukları vardır. Toplumsal cinsiyet rollerini yerine getirilmesi beklenirken toplumun üretim için kadın ve erkekten beklentiler farklılaşmaktadır. Erkeğin piyasa için üretim yapması beklenirken kadının hane için üretim yapması beklenir. Kadının doğurganlık özelliği toplumsal cinsiyet çerçevesinde kadının hane içinde kalması için hep bir “neden” olarak görülmüştür. Bu nedenler dolayısı ile kadının piyasa için bir üretim yapmaması, kadının yoksulluğu ile sonuçlanmayacağı düşünülmektedir. Kadınlar sadece hane içi “görevlerini” yerine getirdiği sürece onların baş ettiği yoksulluk sadece ailedeki erkeğin ekonomik sıkıntısı ile sınırlı kalmaktadır.

Kadınların yoksulluktan kurtulmadan önce toplumsal cinsiyetin baskılarından kurtulması gerekmektedir. Kadınlardan kendi eğitimlerine veya gelişimlerine odaklanmak yerine, çocuklarının eğitimine ve gelişimine odaklanması istenmiştir. Kadınların başarısı arzulanan bir durum değildir. Eğer bir kadın ne kadar” iyi” bir anne olabildiği orantıda “başarılı” bir kadın olarak görülmektedir. Bu savlar söylenirken kadın reisli haneler göz ardı edilmektedir. Kadınların kendi aralarındaki sınıfsal farklılıkları ve eğitim düzeyleri de bu toplumsal sorunlar üzerine eklenince kadın yoksulluğu, baş edilmesi oldukça zor bir boyuta gelmektedir. Kadının piyasa içinde bulunabilmesi için önce bu sorunlarla mücadele etmesi gerekmektedir.

Kadın yoksulluğu birçok nedenden kaynaklanmaktadır: eğitim, toplumsal cinsiyet rolleri, şiddet, hane içi “görevleri” gibi daha birçok neden sayabiliriz. Kız çocuklarının okula gönderilmesi ve eğitimden mahrum bırakılması, kadın yoksulluğunun başlıca nedenlerinden birisidir. Kız çocukları çoğu zaman ev içi işlerle sınırlandırılmıştır. Erkek çocuklarının ise ekonomik özgürlüğünü elde edebilmeleri için kız çocuklara sunulmayan bir çok imkan sunulmuştur. Bu farklılaşma doğrultusunda kadın yoksulluğunun temelleri atılmıştır. Temel hakkı olan eğitimden mahrum bırakılmaları zorlu hayatın sadece ilk basamağıdır.

Sonuç olarak toplumların her döneminde erkeklerin doğuştan sahip olduğu hakları kazanabilmek için kadın daima savaşmıştır. Kadın ve erkeğin her açıdan eşit oldukları göz ardı edilmeyerek herkese eşit haklar tanınması gerekmektedir. Bu gereklilik, geçmişten günümüze hep kültür ile üstünü örttüğümüz bir gerekliliktir. Geleneksel toplumlardaki kadınların konumu, hayatlarını zorlaştırmaktadır. Köle ve iktidar ilişkisinden uzaklaşılmalıdır. Kadınların sahip oldukları gücün göz ardı edilmemesi ile kadınların hem ekonomik hem de toplumsal hayata katkılarının farkına vararak kadın yoksulluğunun önüne geçebiliriz. Kalıplar sadece zihnimizin içerisinde bulunan yargılardır. Öncelikle kadın ve erkek arasında yaptığımız bu eşitlikçi olmayan kalıplardan uzaklaşmamız gerekmektedir. Böylece kadın için istenilen refah sağlanmış olacaktır. Ancak bu şekilde kadın yoksulluğuna uzun vadeli çözümler ileri sürebiliriz. Her şey aslında zihnimizin içerisinde başlamakta ve bitmektedir.

KAYNAKÇA

TOPGÜL Seda, TÜRKİYE’DE YOKSULLUK VE YOKSULLUĞUN KADINLAŞMASI, C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 14, Sayı 1, 2013

T.C Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı ve World Bank (2009), Türkiye’de kadınların           işgücüne katılımı: eğilimler, belirleyici faktörler ve politika çerçevesi, Rapor No 48508

TUİK. (2010). Türkiye İstatistik Kurumu Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2010        

ŞENER, Ülker, (2012) Kadın Yoksulluğu Mülkiye dergisi 36(4)

PEARCE, Diana, (1978), The Feminization of Poverty: Women, Work, and Welfare, The Urban & Social Change Review, Special Issue on Women and Work, Volume 11,

.

Bir yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: