Siyaset

"4 dakikada oku"Türkiye’nin Afrika Politikası

 

   Bildiğimiz üzere Afrika, doğal kaynaklar bakımından oldukça zengin bir yapıya sahip. Bu durum birçok devletin ilgisini çekmekte ve pazar ve ham madde arayışında olan devletlere hedef olmaktadır. Elbette devletler arasında en doğal ilişki çıkar ilişkileridir. Bu ilişkiler olağan olmakla birlikte tek tarafın çıkarı söz konusu olduğunda olağanüstü bir hal alabilirler. Bu olağanüstü durumlar çoğu zaman savaş ve katliamlara sebep olabiliyor.

   Türkiye Afrika ile olan ilişkilerini karşılıklı çıkar temeline dayandırmıştır. Bu durumun bir savaşa ya da katliama sebep olmasını istemeyen bir politika izleme kararlılığı ile bu yola koyulmuştur. Her şeyden önce kıtadaki insanların en temel haklarını gözetmektedir. Afrika kıtası ile olan ilişkilerimiz ve ortaklığımız Türkiye’nin dış politikasının bir ayağıdır. Türkiye ve Afrika arasındaki ilişkiler batılı devletlerin aksine sömürge ve savaş anlayışına değil, ortaklık ve karşılıklı yarar anlayışına dayanmaktadır. Afrika’nın ticari potansiyeli ve genç iş gücü ülkeyi sömürgelere açık hale getirmekte ve yatırımcılar için cazip kılmaktadır.

   Türkiye; tarihi deneyimlerini, sahip olduğu imkânları Afrika kıtası ile “Afrika’nın sorunlarına Afrikalı çözümler” ilkesi çerçevesinde, ‘’karşılıklı yarar’’ temelinde paylaşmaktadır. Bu ortaklığı desteklemekte, geliştirmekte ve devam ettirmektedir. Türkiye’nin kendi çıkarlarını gözetmeden bu ilişkiyi geliştirmek istediği fikri elbette doğru değildir. Türkiye; bu çıkarları gözetmektedir fakat birçok batılı devletin aksine bunu, başta sivil can kaybının olmamasını düstur ederek karşılıklı yarar anlayışına dayandırmaktadır. İki ülkenin de çıkarları gözetilmekte, lehine ve aleyhine olan durumlar değerlendirilmektedir.

   Tarihsel bir temel üzerine inşa edilen Türkiye’nin Afrika politikası öncelikle insani, ekonomik ve kültürel olguları kapsayacak şekildedir. İkili, bölgesel, kıtasal ve küresel olmak üzere dört şekilde yürütülmektedir. Sahra Altı Afrika (SAA) ülkeleriyle ilişkilerimizde son yıllarda pek çok alanda önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu politika 1998 yılında başlamıştır. 2005 yılında Türkiye’nin Afrika Birliği’ne gözlemci üye olması ve 2008 yılında AFB tarafından ortak ilan edilmesiyle hız kazanmıştır.  Çok boyutlu Afrika’ya Açılım Politikası süreci kapsamında bölge ülkeleriyle başta siyasi ilişkiler olmak üzere ticaret, yatırımlar, kültürel projeler, güvenlik ve askeri işbirliği, kalkınma projeleri gibi birçok alanda gelişmeler yaşanmıştır. Açılım Politikası yerini Ortaklık Politikasına bırakmıştır.

    Kamu kurumları, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve insani yardım örgütlerinin faaliyetleri kıtanın barışı ile kalkınmasına katkıda bulunmakta ve ikili ilişkileri, eşit ortaklık ve karşılıklı yarar temelinde geliştirmeyi amaçlamaktadır. Karşılıklı ziyaretler bu ortaklık için büyük önem arz etmektedir. Kıtayla ilişkilerin geliştirilmesinde elçilikler de önem taşımaktadır. 2019 yılı itibari ile Afrika ülkelerinde toplam 42 elçiliğimiz bulunmaktadır. Bu elçiliklerin önem taşıdığının bir kanıtı, 2008 yılının başında 10 olan Ankara’daki Afrika Büyükelçiliklerinin sayısının 36’ya çıkmış olmasıdır. Bölgede birçok Türk kurum ve kuruluşu da aktif faaliyet göstermektedir. Türkiye ve Afrika arasındaki bu ilişkinin büyük oranda geliştiğinin bir diğer kanıtı da, ticaret rakamlarıdır. Bu rakamlar gözle görülür bir artış göstermektedir. Ulaşım alanında da Türkiye, Afrika ülkelerinin dünyayla olan iletişiminde bir köprü görmeyi amaçlamıştır. Bu ulaşımın kolaylaşması için faaliyette bulunmuş ve uçuş sayılarını arttırmıştır. Türk Hava Yolları Afrika kıtasında 38 ülkede 58 hedefe uçuş gerçekleştirmektedir. Ayrıca, Afrika Birliği ile her beş yılda bir zirve toplantıları yapılması kararlaştırılmıştır. İkinci Türkiye-Afrika Bakanlar Gözden Geçirme Konferansı 11-12 Şubat 2018 tarihlerinde İstanbul’da yapılmıştır. Konferans Türkiye-Afrika Ortaklığı’nın bütün yönleriyle ele alınması bakımından iyi bir fırsat yaratmıştır.

   Bana göre Türkiye, sömürgeci devletlerin katliam ve sömürge hareketlerini de bir ölçüde durağanlaştırmış ve bir çekinme durumuna sebebiyet vermiştir. Her şeyden önce edinilmesi gereken ilke ‘’insan yaşamının ciddiyeti’’ olmalıdır. Hiçbir doğal kaynak, hiçbir ekonomik güç insan yaşamından daha büyük bir ciddiyete sahip değildir

 

Kaynakça:

https://tasam.org/Files/Icerik/File/_13b80a8a-623f-4c1d-b7bd-6e83fddde142.pdf

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-54453903

http://www.mfa.gov.tr/turkiye-afrika-iliskileri.tr.mfa

https://tasam.org/tr-TR/Icerik/29884/turkiyenin_afrika_politikasi_ve_turk_dunyasi

 

Bir Cevap Yazın