ABD Başkanlık Seçimleri
Gündem,  Siyaset

"4 dakikada oku"ABD Başkanlık Seçimleri

Bilindiği üzere 3 Kasım 2020 tarihinde ABD’de başkanlık seçimi yapıldı ve bu seçim ABD tarihinin en tuhaf seçimlerinden biri olarak tarihe geçti. Bu seçimin değerlendirmesini yapmadan önce gelin ABD seçimlerini yakından bakalım.

1792 yılında ABD tarihindeki ilk başkanlık seçimi yapılmış ve bu seçimi ABD’nin önemli figürlerinden olan George Washington, herhangi bir parti üyesi olmadan kazanmıştır. Zaman içerisinde bu seçimler belli bir çerçeveye kanunlarla oturtulmuş ve seçim süresi 4 yılda bir olarak belirlenip kasım ayının ilk pazartesi gününü izleyen salı gününde yapılmaya başlanmıştır. Burada -demokrasiye aykırı olarak- seçmenler direkt olarak başkan ve ekibini seçmezler. Onun yerine her eyaletten seçmenler (toplam eyalet sayısı 50’dir) eyaletlerini seçiciler kurulu adı verilen bir kurultayda temsil edecek üyeleri seçerler, onlar da başkanı seçerler. ABD’de iki belirleyici parti olan Cumhuriyetçi ve Demokrat Parti, başkan adaylarını önce halk sonra da parti oylamasıyla belirler. Burada en belirleyici faktör “salıncak eyaletlerden” oylardır. Mavi eyaletler şehirleşmiş demokratların çoğunlukta olduğu, nüfus yoğunluğu yüksek New England, California ve Washington eyaletleri; kırmızı eyaletler tersine Utah, Arizona ve Güney Karolina eyaletleridir. Gelelim salıncak eyaletlerine, bunlar başkan adaylarının yoğun olarak rağbet ettiği karma eyaletlerdir ve genelde bu eyaletlerde çoğunluğu ele geçirmek, başkanlığı kazanmak anlamına gelir.

Donald Trump’ın adayı olduğu Cumhuriyetçi Parti, ABD’de muhafazakâr sağın temsilcisi olmak üzere Ronna McDaniel’ın liderliğini yaptığı partidir. Parti son zamanlarda George Bush’u çıkarmasıyla döneme damga vurmuş, başlangıcında köleli tarımın egemen olduğu güney bölgesinde destekçi kazanmıştır. Günümüzde vergilerin azaltılması, kürtajın yasaklanması, silah serbestliği kanununu desteklemesi ile bilinir.

Demokratik Parti ise sosyal liberal ve ilerici siyaseti savunur. Bunun tohumlarını atan Roosevelt, sigorta işlemleri ve işçi orta sınıf haklarını büyüterek partiyi sol bir çizgiye oturttu. Artık birçok siyahinin Demokrat Parti destekçisi olduğunu söyleyebiliriz. Barack Obama’nın da bu durumun örneği olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü parti LGBT, siyahi ve göçmen haklarına karşı reformlar önermektedir. Dış siyasette ılımlı bir çizgide bulunur. Bütün bu bilgilerden yola çıkarak 59. ABD başkanlık seçimlerine gelecek olursak bu dönem seçimler, Covid-19 salgını ve uluslararası alanda büyük yankı uyandıran George Floyd’un katledilmesi yapıldı. Bu iki kritik olay seçimlerde, özellikle salıncak eyaletlerin tercihinde büyük rol oynadı. İşin başlangıcında Donald Trump’ın Çin’i suçlayıcı tavırları ve birçok can aldığı halde “Covid-19’a inanmıyorum.” söylemleri halkta büyük bir tepkiye yol açtı. Ek olarak Covid-19’a yakalanması da halka karşı güvenilirliğini kaybetmesine neden oldu. Türkiye’ye karşı patlak veren S-400 krizi, Meksika’ya karşı duvar öreceğini söylemesi, isminin karıştığı vergi kaçakçılığı olayları, Stormy Daniels dedikodusu, ABD’nin Suriye’de nüfuz kaybetmesi, NBA’yı siyasi bir örgüt olarak tanımlaması ve bardağı taşıran son damla olarak nitelendirebileceğimiz George Floyd açıklamaları; Trump’ın cumhuriyetçiler üzerindeki etkisini sağlamlaştırırsa da bu antidemokratik ve gerçeklikten uzak politikaları -özellikle gri seçmenlerden- büyük oranda oy kaybetmesine neden oldu. Tüm bu olanlar ABD vatandaşları arasında Trump’ın “şımarık, güç zehirlenmesi yaşayan, çoğunluğa oynayan bir deli olarak” gözükmesine neden oluyor. Madalyonun diğer yüzünde ise Joe Biden var. 

Joe Biden, seçim kampanyasındaki “Türkiye’deki muhalefet ile bir olup Erdoğan’ı devireceğiz.” açıklamasıyla ülkemizde ses getirdi. Bu sözü, radikal Erdoğan karşıtları arasında sevinçle karşılansa da Avrupa’da özellikle artan “İslamofobi”den dolayı ABD vatandaşları arasında pozitif bir tutum olarak algılandı. Çünkü anket sonuçlarına göre ABD vatandaşları, Erdoğan’ın İslamcı ve milliyetçi bir tutum sergilediğini düşünüp bunu rahatsız edici bulmakta. Bunun yanı sıra diğer ülkelere karşı Biden “barışçıl/uzlaşmacı” bir yaklaşımda bulunacağının sinyalini verdi. Son olarak seçim dönemindeki yaşına rağmen gösterdiği dinamik tavırlar ve Trump’ın elinde İncil’le yaptığı konuşmayı çağdışı bulması teizm inancının düşüş gösterdiği mevcut dünyada yankı uyandırıp sempatik bulundu. Özetleyecek olursak Trump’ın sert tavırlarının rağbet görmediği, ülke içi demokratik söylemlerin tutulduğu bir seçim yaşandı. Seçim sonuçlarından sonra Trump’ın yenilgiyi hazmedememişçesine gösterdiği tavırlardan bir sonuç alamayacağını ve bunun partisine zarar verdiğini düşünüyorum. Seçim önce Türk halkına sonra da Dünya’ya hayırlı olsun.

Bir Cevap Yazın