Şiir

"3 dakikada oku"Düşünmek Çünküsüdür Düşmenin

Ölümden korkmuyorum fakat

karanlık sıkıntı biraz.

 

Ayakkabımı boyadım.

Dişlerimi fırçaladım.

İntihar dilekçem?

Cebimde. Tamam.

Şu ipi de geçirdim mi şöyle,

tam boynuma…

Ah ne güzel bir kravat.

 

Ölüm yakışacaktır bana.

 

İmza bulamadım ve isim.

Ben ki; düşerken tepeden, düşündüm tepeyi.

Düşmek değil sen buna atlamak de.

Düşündükçe düştüm, atlamak eylemiydi bunun.

Kimim ben? Bulamadım ismini.

 

Ardımdan “Sisifos” desinler adıma.

“Kaya tepeden yuvarlanırken aşağıya

mola vereceği tutmuş,

düşünedurmuş haliyle atlamış o da.”

Bunun adı mola olsun intihar değil.

 

Okunacak yanlarım kalmadı oysa

en güzel kitaptır yaşayabiliyor olmak.

Fakat ölüm, yakışacaktır sana.

 

Ah zavallı Zeze’m,

şimdi kilometrelerce gitmek vardı.

Beni de öldürür müsün, sevmeyerek?

4 unsuru kalbimin 4 odasına sığdırsam da

Büyüdüğüm için kızgınım kendime.

 

Kafanı çevir Salome,

sen bakarken ölemiyorum.

Tanrın sana kadın derdi vermemiş!

Halbuki iyi bir şiir

nereden baksan üç kadını öldürür.

Zaten erkekler ya elleriyle boğazlar kendini

ya da aşık olur bir kadına.

 

Ah pos bıyıklım,

ölen Tanrı mıydı sen mi?

 

Başım çatlıyor, başım!

Hayır. Olmayacak böyle.

Silinmeli zihnimden kırbaç izleri!

 

Düşünmekten tutulan şu boynum ile

bir ilişkisi olsa şu baltanın

duvarlar geri çekecek üstümden tüm yıkılmalarını.

Ey içimi kemiren kişi;

Bir ilişmişlik istiyorum.

 

Hayır. Olmayacak böyle.

Ah şu ben,

ölüm de mi yanaşmaz bize?

 

Odamda ne bir Tanrı var ne bir kul.

Kimden yardım isteyeyim?

“Bunun burada ne işi var?” ile

“Koca şeyi görmüyor musun?”

çatışması ah bu ev!

Küfürlerle duvar,

sancılarla susmak burası!

 

Ah, bıçağım gire çarkına!

Bu coğrafya bize şer bela dert!

Sana “Türkiye’de doğmuş bir

Kürt küfürü” vereyim mi?

İnsan, evinde doğar.

 

Ah şu yersiz baş dönmeleri!

Düşmek ve ya atlamak

Atlamak ve ya düşmek.

Başım çatlıyor başım!

 

Düşünmek çünküsüdür düşmenin.

Ben atlamadım aslen,

bu toprağa düştüm.

 

Ey içimi kemiren kişi;

çığlığım ellerimde berhavayken

bu duvarlar kimden öğrendi susmayı?

Başım çatlıyor, başım…

Yalnızlık, yanıbaşıma oturdu diye mi

yalnız hissetmiyorum kendimi?

 

Karanlık, karaltıdan kaçmış.

Sol kulağım uğultuyla kesik.

Başım çatlıyor başım!

 

Ah şu yersiz baş dönmeleri!

Kusmak rahatlatıyorsa

ellerimin varacağı yol bulurum boynuma.

Karın tokluğuna da ölünmez haliyle.

Sanma ki istiyorum bunu.

Sanma ki toprak güzel.

Ölümün de vardır elbet bir ödenme şekli

 

Çatısını uçurduğumuz evin

balkonunu hatırla.

Ne izmaritlerin kaldı orada

ne de vertigo taslakları.

Son kez hatıralar adına

sessiz ol da bari

öldürmeyeyim bizi.

Bir Cevap Yazın