Sanat

"3 dakikada oku"CHİRİCO

Sonsuz bir karanlığın içerisinde ışığı bulma umuduyla durmak bilmeden yürüyoruz bu sonsuz yürüyüşümüzde yanı başımızda duran o gizeme bakmaktan imtiyaz ediyoruz, aslında bu uzun ve karanlık yaşam serüvenimizin bizim aleyhimize aldığı bir kontrol mekanizmasından başka bir şey değildir. Serüvenimizde bizim karşımıza çıkan o yansımalar, gölgeler hem bizdendir hem de bizim benliğimize tam zıt şekildedir, karanlığa ve salt aydınlığa o kadar şartlanmışızdır ki tabiri yerindeyse nihai amacımızın bize sunduğu nimetleri, yansıttığı ışıkları görmemek için bir çaba sarf eder hale gelmişizdir.

Tanımlarımızın ötesindeki gerçek, bizlerin hayallerinin üstünde, o karanlığımızın içerisinde yanı başımızdan süzülüp geçerken bu gerçeklikten kaçıp rüya alemlerine daldığımız sahte temellere oturtulmuş yaşam tiyatromuzu yazmaya başlarız. Bu tiyatronun özü de aslında görmek istemediğimiz, şartlandırılmış amacımıza ket vurduğunu düşündüğümüz gerçekliğin üzerine örülen bir aldatmacadan başka bir şey değildir. Karanlıkta, yanımızda süzülen ışığa odaklanmamızı sağlan bu çalışmalar bu yolun amacını bizlere göstermek için yapılmıştır. Ben kimim ? Ne için ışığı arıyorum ?

The Enigma of the Oracle, gözlerimizin gördüğü birçok bilinmeyen vardır fakat gösterilmek istenen hepimizin hayatının birer parçası olan ve bakmaktan uzun süre önce vazgeçtiğimiz o bilinmeyeni çözme amacıdır. Karakterlerin sırtı bizlere dönük durumdadır, vücutlarından insan bile olduklarına şüphe ederiz tüm fizyolojik yargılarımız allak bullak olmuştur karakterler bu yolda adete iç içedir. İlk anlatılmak istenen de tam olarak budur, etrafta parçalanmış, nereden ve nasıl geldiği bilinmeyen nihai amacımızdan kopan ışıklardır.Gerçek anlamda ışık kullanımı da buna paralel şekilde işlemektedir. Bir kilise çanına benzeyen yapıya vuran ışık, tablo içerisinde en açık görüntüye sahiptir. Yapılan bu ışıklandırma oyunu da Chirico’nun  kullanmaktan çekinmediği zaman ve mekan yönünden bir kırılmaya, parçalanmaya olan vurgusudur.

Tabloya baktığımız zaman en başta belirttiğim gibi karanlık yolda ışığa doğru daha doğrusu ışığın var olduğu söylenilen bilinmeze doğru gitmeye şartlandırılan bizleri görmekteyiz. Fakat şahsi fikrimden ziyade burada ressamın tasviri bir zorakilikten ziyade istemli bir arayıştır. Tablonun teorik felsefi boyutunu biraz daha fazla irdeleyecek olursak, Chirico’nun Schopenhauer etkisinin diğer eserlerinde olduğu gibi özellikle bu eserinde de hissedildiği açıkça ortadadır öte yandan Nietzsche’nin ifade ettiği tanrının küllerinden doğan yeni insanın diyalektik sürüklenişinin de mükemmel bir tasviri olarak kabul etmek yanlış olmayacaktır.

Bu tabloda anlatılan tek şey aslında hiçbir şeyin anlatılamayacağı, açıklanamayacağıdır çünkü uzun hayat serüvenimizde görmekten kendimizi alıkoyduğumuz o ışık parçaları hayatımızın içinde bulunan gizemden başka bir şey değildir. Burada o gizemin aslında hayatımızın neresinde bizimle nereye sürükleniyor onu görüyoruz gizemin ne olduğunu değil.

Bir Cevap Yazın