stockholm-sendromu-hikayesi
Psikoloji,  Sosyoloji

"8 dakikada oku"Stockholm Sendromu

Stockholm Sendromu Nedir?

   Stockholm sendromu, rehin alınan kişinin kendisini rehin alan kişiye karşı beslediği duygusal sempati veya empati; kısaca ‘Celladına aşık olmak’ olarak tanımlayabileceğimiz psikolojik bir olgudur.

Stockholm Sendromu Tarihçesi

   Stockholm sendromu ifadesi, 23 Ağustos 1973 tarihinde İsveç’in Stockholm kentinde  Kreditbanken isimli bir bankada 32 yaşındaki Jan Erik Olsson ve arkadaşı tarafından 4 kişinin rehin alınması ile ortaya çıkmıştır.

   Ellerinde makineli tüfeklerle hapishane kaçağı Olsson ve arkadaşı bankaya girmiş, ardından “Parti yeni başladı!” diyerek üç kadın ve bir erkeği 131 saat (6 gün ) rehin almışlardır. Ayrıca rehin aldıkları kişilerin kaçmalarını önlemek için bu kişilerin üzerine dinamit bile bağlamışlardır.

    Rehineler kurtarıldıktan sonra ise beklenenin aksine daha çok kendilerini kurtaran polislerden korktukları ve gördükleri kötü muamelelere rağmen kendilerini rehin alan kişiler ile ilgili olumlu şeyler söyledikleri görülmüştür. Adeta onları rehin alan kişilerin, kendilerini polislerden koruduğuna ikna olmuşlardır. Rehinelerin içerisinden bir kadın, kendilerini rehin alan kişilerden biri ile romantik bir ilişkiye girmiş, bir diğer rehine ise rehin alan kişilerin avukat masraflarını karşılamak için yardım kampanyası başlatmıştır. Sendromun ismini ise 1970’li yıllarda bu olayı ilk kez araştıran psikiyatrist ve suç uzmanı Nils Bejerot vermiştir.

Sendromun Sıklıkla Görüldüğü Kişiler

     Stockhol Sendromu, şahsı zor duruma düşüren bir kişiye karşı yakınlık duymak, hayatta kalmak için geliştirilen bir stratejidir. Bu nedenle :

  • Tacize uğrayan kadınlar ve tacize uğrayan çocuklar,
  • Toplama kampındaki esirler,
  • Savaşlarda esir alınan kişiler,
  • Tarikat ve kült üyeleri,
  • Ensest kurbanı ,
  • Tecavüze uğrayan kişilerde,
  • Hayat kadınlarında,
  • Cinsel tacize uğrayan çocuklarda,
  • Rehin alınan/kaçırılan kişilerde,
  • Uzun süreli hapishane deneyimi olan kişilerde(gardiyan/ tutuklu fark etmez),
  • Aile içi şiddete maruz kalanlarda,
  • Ev hapsine maruz kalanlarda,  daha sıklıkla görülür.

 Stockholm Sendromu’nun Gelişim Süreci

    Stockhol Sendromu’nun temel nedeni, biraz önce de bahsettiğimiz gibi hayatta kalma içgüdüsüdür. Kurban olan kişi dış dünyadan tamamen soyutlandığından dolayı ihtiyaçları için kendisine baskı uygulayan şahsa bağımlı olduğunu hisseder. Baskıyı uygulayan kişinin kendisine yaptığı küçük bir iyiliği bile gözünde büyütür ve zamanla kendisini saldırganın yerine koyup bulunduğu durumu onun gözünden görmeye, yaptıklarını haklı bulmaya başlar.

   Kurbanın, saldırganın uyguladığı her türlü baskıyı göz ardı etmeye başlaması sonucunda kurban olan kişi içinde bulunduğu tehlikeyi de reddetmeye başlar. Kurban olan kişi, tek olumlu ilişkisinin şiddet gösteren ile kendi arasında olan olduğunu düşündüğünden dolayı bu ilişkisini de kaybetmek istemez ve sonuç olarak saldırgandan ayrılması git gide zorlaşır.

Stockholm Sendromu’na Yatkınlık Yaratan Durumlar

  • Hayati bir tehlikenin varlığı,
  • Bulunulan ortamdan kaçamaz halde olma (ya da kaçamayacağına kanaat getirmişlik durumu ),
  • Dış dünyadan soyutlanmışlık,
  • Saldırganın ara sıra kişiye yakın ve arkadaşça davranması

  Graham ve Rawlings (1998) bu koşulların genellikle aile içi şiddet olaylarında ortaya çıktığını ve kurban olan kişilerin saldırgan ile özdeşleşme gösterebileceğini belirtmişlerdir. Bu durumlarda şiddete uğrayan kadın, saldırganı kışkırtacak ya da öfkelendirecek herhangi bir şey yapmaktan çok korkar. Saldırganın tarafındaymış gibi yapıp onun takdirini kazanmaya çalışır. . Savaşta, savaş esirlerinde ise karşı tarafa patolojik bağlanma söz konusu olur. Saldırganıyla özdeşim kurulan bu durumda rehin alan kişiye mağdur taraf çeşitli duygular besleyip, onunla özdeşim kurar ve kişide kişilik değişimi yaşanır.

Stockholm Sendromu Travmatik Bağlanma

   Şiddet içerikli davranışlar ve iyi davranışlar arasında gidip gelerek değişen tutarsız davranışlar bağlanmayı arttırır. . Eğer uygunsuz bir düşünceye sahip olurlarsa saldırganın bunu anlayıp daha şiddetli öç alacağı düşüncesi, izolasyon bağlanmayı arttırır. Utanç ve stigmatizasyon korkuları ( özellikle tecavüz, ensest, seks işçiliğiyle ilgili) bağlanmayı arttırır.

Stockholm Sendromu’nda Travmatik Bağlanma Belirtileri

  • PTSB semptomları ( travma anılarını sürekli hatırlamak, tekrar yaşanıyormuş gibi flashback’ler yaşamak, travma anılarıyla ilgili kabuslar görmek vb.)
  • Küçük bir iyiliğe karşı bile gereğinden fazla minnet duyma,
  • Şiddeti ve şiddet tehdidini inkar,
  • Durumdan ve istismardan dolayı kendi kendini suçlama eğilimi,
  • Saldırgan şiddet davranışını azaltsın diye onu memnun etme çabaları,
  • Dünyayı saldırganın perspektifinden değerlendirme, kendine ait bakış açısını kaybetme,
  • Saldırganı iyi biri olarak değerlendirme ya da onu da kurban olarak görme,
  • Rasyonolizasyon ( kişinin gerçek sebeplerini bilmediği kimi davranış, düşünce ve duygularını mantık açısından tutarlı ya da ahlak yönünden benimsenebilir ve anlayabileceği bir nedene bağlaması.)
  • Hayatta kaldığı için ve onu öldürmediği için istismarcıya minnet duyguları besleme

Stockholm Sendromu’nun Tedavisi

Psikoterapi, farkındalık oluşturma çabaları ( saldırganın davranışlarının amacı ve neye hizmet ettiğiyle alakalı), travma terapisi

  • Güvenliğin tesis edilmesi
  • Hatırlama ve yas
  • Hayatla yeniden bağ kurulması Yeterli zaman ve mekan sağlanması Anlayış ve empati Güçlü ve sağlıklı dayanışma grupları

Stockholm Sendromu Örnekleri

  • Colleen Stan (Colleen J. Stan)

  19 Mayıs 1977 tarihinde, doğa yürüyüşü yaparken,  Cameron Hooker ve eşi Janice Hooker tarafından kaçırılmış, çiftin yatağının altına yerleştirdiği tahtadan bir kutuda yaşamaya zorlanmıştır. 7 yıl boyunca Cameron Hooker tarafından defalarca cinsel saldırı ve işkenceye maruz kalmış ve adeta bir köle haline getirilmiştir. Bazı zamanlar dışarı çıkmasına, hatta annesini ziyaret etmesine bile izin verilmiştir fakat o hiçbir zaman kaçmaya çalışmamıştır. Esaretinin sonunda kocasının davranışlarını tedavi etmeye çalışan Janice Hooker tarafından, kocasının yaptıklarını ifşa etmemesi şartıyla serbest bırakılmıştır.

   Bu korkunç yılların sonunda serbest bırakılmasının ardından bile konuşmamış, başına gelenler ancak Janice Hooker’ın, kocası Cameron’u polise bildirmesi neticesinde meydana çıkmıştır.

 

  • Patty Hearst (Patricia Campbell Hearst)

 

1974 yılında 19 yaşındayken  “Simbiyoz Özgürlük Ordusu (Symbionese Liberation Army)” isimli gerilla grubu tarafından gerçekleştirilen eylemde kaçırılarak rehin alınmıştır. Kaçırıldıktan 19 ay sonra, “ciddi suçlardan aranan bir firari” olarak bulunmuştur. Kendi ailesini ve polisi yeni ismi ile “Tania“ kınayıp eleştirmiş, kayıp olduğu aylar boyunca kendisini kaçıran örgüt (SLA) ile pek çok eyleme karışmıştır.

  Örgüte ve örgüt üyelerine duyduğu sempatiyi açıkça dile getirmiş, 1975 yılında örgütle giriştiği bir banka soygunu nedeniyle tutuklanmıştır. 35 yıl hapis cezası ile yargılandığı mahkeme sürecinde “Stockholm Sendromu” altında bu suçları işlediği savunulmuşsa da mahkeme bu savunmaya itibar etmemiş ve 7 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

1979 yılında, şartlı tahliye incelemesine sekiz ay kala ABD Başkanı Jimmy Carter tarafından salıverilmesi yönünde karar alınmıştır. 20 Ocak 2001‘e gelindiğinde ise ABD Başkanı Bill Clinton‘ın, başkanlığının son gününde aldığı karar ile tamamen affedilmiştir. Bill Clinton bu kararının gerekçesi olarak ise; Patty’nin eylemlerini kendi özgür iradesi altında gerçekleştirmemiş olmasını göstermiştir.

 

       KAYNAKÇA

Bir Cevap Yazın