kamu spotu
Gündem,  Psikoloji

"5 dakikada oku"Kamu Spotlarında Korku Etkisi: Maskeni Tak, Kurallara Uy!

Maske takmanın virüsün bulaşma hızını azaltma yönündeki etkisinin ne kadar büyük olduğunu biliyoruz. Hatta uzmanlar, normal maskelerden ziyade adını filtreleme etkinliği %95 olmasından alan N95 maskelerin kullanılması gerektiğini söylüyor. Ancak devletimizin uyguladığı maske takmama cezası, sağlık bakanının neredeyse her gün yaptığı “maske, mesafe, hijyen” uyarıları ve televizyonlardaki maske takma ile ilgili kamu spotlarına rağmen ülkemizde maske kullanımı hâlâ sorunlu bir konu. Şu günlerde pek dışarı çıkmıyorum ama izlediğim birçok sokak röportajında genç veya yaşlı birçok insanın maske takmadığını ya da maskesini çenesine indirdiğini görüyorum. Hatta bazı insanlar “Neden maske takmıyorsunuz?” sorusu sorulduğunda “Nefes alma özgürlüğümü kısıtlıyor.” gibi garip cevaplar veriyor. Yani bu insanlar maskenin önemini hâlâ kavrayamamışlar hatta maskeyi özgürlüklerini kısıtlayan bir unsur olarak görüyorlar. Peki bunun sebebi bu cezaların, uyarıların ve kamu spotlarının yeterince sert olmaması mı?

sigaranın zararları

Sağlıkla ilgili kamu spotları pandemi öncesinde de vardı. Sigara kullanımını azaltmaya yönelik pek çok televizyon reklamı yapıldı. Sigara paketlerinin üzerine “Sigara içmek sağlığınıza zararlıdır.” yazıları yazıldı. Ancak yeterince etkili olmadığı anlaşılmış olsa gerek ki bu yazılar zamanla daha da sertleştirildi ve “Sigara içmek öldürür.” yazıldı. Aynı şekilde görseller de korkunçlaştırıldı. Ancak ben yakın çevremde bu reklamlardan ve sigara paketlerindeki düzenlemelerden sonra sigarayı bırakan kimseyi görmedim. Dolayısıyla maske kamu spotlarında korkutmayı amaçlayan “Maske takmazsan ölürsün, solunum cihazına bağlanırsın.” teması işlenmesinin davranış değiştirme yönünde çok da etkili olacağını sanmıyorum.

Aslında korku etkisinin doğru ve ölçülü bir şekilde uygulandığında etkili olduğu yönünde araştırmalar mevcut (Tannenbaum ve ark., 2015). Ancak burada ölçülü kelimesinin altını çizmek istiyorum. Çünkü bu bahsettiğim araştırmada aşırı korkutmanın bir işe yaramadığı ama orta ölçüde korkutma içeren mesajların tutum değişikliğine katkıda bulunduğu söyleniyor. Yani sigara paketi üzerindeki “Sigara içmek size ve çevrenizdekilere ciddi zararlar verir. ” yazısı sigara kullananlara gerekli mesajı verir. Belki de uzun vadede tutum değişikliğine de yol açabilir. Ancak “Sigara içmek öldürür, akciğer kanseri yapar.” gibi sert uyarılar işe yaramaz. Burada aslında sosyal psikolojideki tepkisellik kuramına bir örnek görüyoruz. Bu kurama göre; insanlar özgürlüklerinin kısıtlanmasından hoşlanmazlar ve özgürlüklerinin tehdit altında olduğunu gördüklerinde bir tepkisellik durumu ortaya çıkar ve bu tepkiselliği azaltmak için tehdit edilen davranışı sergileyebilirler.

Bu kuramın en bilindik örneklerinden birinde araştırmacılar bir üniversite kampüsündeki tuvaletlere duvarlara yazı yazılmasını önlemek amacıyla “Kesinlikle duvarlara yazı yazmayın.” ve “Lütfen duvarlara yazı yazmayınız.” şeklinde iki farklı yazı yazdılar (Pennebaker ve Sanders, 1976). İki hafta sonra hangi duvara daha çok yazı yazıldığını incelemek üzere baktıklarında daha sert bir şekilde uyaran yazının yazıldığı duvara çok daha fazla yazı yazıldığını gözlemlediler. Buradan da anlaşılacağı üzere sert uyarılar pek de bir işe yaramamaktadır.

Peki ne yapılırsa bu uyarılar daha ikna edici olur? Bu soruya cevap niteliğinde bir araştırmada ise korku mesajı içeren mesajların umut da içermesi gerektiği ortaya koyulmuştur (Nabi ve Myrick, 2018). Yani “Maske takmadığımızda virüs hızla yayılıyor.” Mesajının yanında “Maske taktığımızda virüsün yayılma hızını yavaşlatırız ve güzel günlere biraz daha yaklaşırız.” şeklinde bir mesaj verilmesi çok daha etkili olabilir. Bu konuda uzmanlar da özellikle ölümle ilgili, sert bir şekilde korkutarak uyaran reklamların “Zaten iki türlü de öleceğim, neden önlem alarak kendimi kısıtlayayım?” düşüncesi oluşturabileceğini belirtmektedir (SelinTekinGuven, 2020). Bu süreçte toplumun birbirinden sorumlu olduğuna vurgu yaparak içinde “umut” ifadeleri bulunan kampanyalar daha etkili olacaktır. Acı çeken, ölmek üzere olan bir entübe hastayı göstermek pek de yararlı olmaz.

türkpsikologlarderneği

Bu konuda daha önce Türk Psikologlar Derneği örnek niteliğinde bir sosyal medya kampanyası başlatmıştı. Ağustos ayında -henüz virüsün yayılmasının birinci dalgası dönemini yaşanıyorken- başlatılan bu kampanyada #MaskemSeninİçin şeklinde bir Twitter etiketi açıldı ve onlarca, yüzlerce psikolog maskeli fotoğraflarını bu etikete yazarak destek verdi.

sağlık bakanlığı

Buna benzer çalışmalar direkt Sağlık Bakanlığı tarafından da başlatılabilir. Örneğin sosyal medyayı çok aktif bir şekilde kullanan ve milyonlarca takipçisi olan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca buna benzer bir etiket başlatarak Twitter’da yeni bir akımın doğmasına neden olabilir. Daha önceleri bakanlığın yayınladığı videolardaki #BirlikteYeneceğiz etiketi daha fazla vurgulanarak yeni reklamlar da çekilebilir. İnanıyorum ki böyle bir çalışma, korku içerikli reklamlardan çok daha başarılı olacaktır.

 

 

 

Kaynakça

Nabi, R. L., ve Myrick, J. G. (2019). Uplifting Fear Appeals: Considering the Role of Hope in Fear-Based Persuasive Messages. Health Communication, 34(4), 463–474. https://doi.org/10.1080/10410236.2017.1422847

Pennebaker, J. W., ve Sanders, D. Y. (1976). American graffiti: Effects of authority and             reactance arousal. Personality and Social Psychology Bulletin2(3), 264-267.
https://doi.org/10.1177%2F014616727600200325

Selin Tekin Güven [SelinTekinGuven]/ (2020, Ağustos 17). 3) 3) olayın çaresizlik ve kesin       ölüm ile sonuçlanan bir durum algısını ortadan kaldırarak “çözüm nedir” sorusunu            cevaplayan paylaşımlar yaparız çünkü ölüm ve acı çekme içerikli paylaşımlar         insanlarda “her koşulda ölüyorsak neden önlem alalım ki” düşüncesini uyandırır.       Erişim adresi: https://twitter.com/SelinTekinGuven/status/1295380777316896768

Tannenbaum, M. B., Hepler, J., Zimmerman, R. S., Saul, L., Jacobs, S., Wilson, K., ve Albarracín, D. (2015). Supplemental Material for Appealing to Fear: A Meta-Analysis of Fear Appeal Effectiveness and Theories. Psychological Bulletin, 141(6), 1178–1204. https://doi.org/10.1037/a0039729.supp

4 Yorum

  • Büşra Temur

    Çok bilgilendirici bir yazı olmuş, korkunun ve endişenin optimal düzeyde ne kadar etkili olduğunu bir kez daha anlamış oldum. Yazarın ellerine sağlık!

  • İbrahim

    Umut ve korku birarada olmalı diyor yazar bizde toplum olarak hep birini diğerine tercih etmişiz. Burada toplumdaki farkındalık algısı çok önemlidir. Tüm şehirlerimizin batısında algı daha yüksek iken doğusunda daha düşüktür. Burada sadece algı da değil ekonomik yapı da düşüktür. Burada toplumsal farklılık da dikkate alınmalıdır.

  • Serkan Dinç

    Yazıda da kendilerine atıfta bulunduğum uzman hocalarımız da farkındalığın önemine vurgu yapıyor. Bunun için kuralların topluma fayda sağladığının anlatılması önemli. Yorumunuz için teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: