hayvanlar ile insanların dostluğu
Psikoloji,  Sosyoloji

"8 dakikada oku"Hayvanlar ve Hayvan Destekli Tedaviler

‘Hayvanlar arkandan konuşmazlar ve yarı yolda bırakmayı hiç bilmezler.’

                                                                           -Bernard Shaw-

 

‘İnsanları tanıdığımdan beri, hayvanları severim.’

                                                                         -Arthur Schopenhauer-

 

  İnsanlar ve hayvanlar arasında asırlardır özel bir ilişki vardır. Bu ilişkiyi hayatımızın hemen hemen her alanında görmemiz mümkündür. Hatta insan ile hayvan arasındaki bu etkileşim hayatımızın içine o kadar yerleşmiştir ki insanların inanç biçimini bile etkileyebilmiştir. Örneğin Yunan Mitolojisinde tıbbın ve sağlığın tanrısı olan Asklepios döneminde tedavi süreçlerinde köpek ve yılanlar önemli rol oynarken hastalar ile yaralıların uykularında tanrı tarafından bazı zamanlar insan, fakat çoğu zaman ise yılan veya köpek görünümünde ziyaret edildiğine ve şifa dağıtıldığına inanılmıştır.

   Günümüzde ise hayvan sevgisinin insan için birçok faydası olduğu kanıtlanmıştır ve insanlar ile hayvanlar arasındaki yakınlık bir tedavi yöntemi olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Dahası insan ve hayvan arasındaki bu bağın özellikle çocukların birçok yetisini geliştirdiği de fark edilmiştir.

Evcil Hayvan Beslemenin Sağlık ve Psikoloji Açısından Yararları

#Duyarlılığı Artırır

   Evcil hayvan besleyen insanlar, onlar ile birlikte geçirdikleri zaman zarfında bazı şeyleri daha kolay farkına varmaktadır. Bu kişilerin zamanla hayata ve bulundukları çevreye karşı bakış açıları değişmektedir.

   Yapılan araştırmalarda, bazı mahkumların hayvanlar ile geçirdikleri sürenin sonunda daha duyarlı birer birey haline geldikleri ve olumsuz davranışlarının ortadan kalktığı farkına varılmıştır.

#Sorumluluk Bilinci Aşılar

   Evcil hayvan besleyen bireylerin bazı sorumluluklar alması gerektiği aşikardır. Bu sorumluluklar; yem ve mamasını vermek, gezip dolaşması gereken bir hayvan ise onu dışarıya gezmeye çıkarmak, onunla ilgilenip oyun oynamak şeklinde uzayabilmektedir.

 

#Daha Fazla Mutluluk Hormonu Salgılanır

    Evcil hayvanların çıkardığı sesler, onlar ile birlikte oynanan oyunlar, onların davranışlarını izlemek gibi şeyler stres seviyesini azaltarak daha fazla mutluluk hormonu salgılanmasına destek olmaktadır.  Ayrıca bu şekilde stres nedeniyle oluşan rahatsızlıkların önüne geçilebilmektedir.

#Asosyallik Ortadan Kalkar

 Evcil hayvan besleyen kişiler insanlarla daha çok iletişim halinde olduklarından dolayı daha kolay sosyalleşebilmektedirler.

Hayvan Destekli Tedavi (HDT)

 HAYVAN DESTEKLİ TEDAVİ’NİN TARİHÇESİ

 Aslında geçmişi oldukça eskilere dayanmaktadır. Şamanizm’in hâkim olduğu toplumlarda hayvanların hastalıkların iyileşme sürecinde arabulucu görevi yerine getirdiğine inanılmıştır. Büyük cüssesi olan hayvanların doğaüstü güçlerinin daha çok olduğu düşünülmüştür. Dokuzuncu yüzyılda o dönemin hayvanlarının engellilerin tedavisi için kullanıldığı görülmüştür. Belçika’da 1790 senesinde zihinsel hastaların tedavisinde tavuklar ve tavşanlar kullanılmıştır. Tedavi için kullanılan hayvanın belgelenmesi ise ilk olarak 1792 senesinde İngiltere’de bulunan York Retreat’te yapılmıştır. York Retreat’te bulunan hayvanlar zihinsel davranışı geliştirmek amacıyla kullanılmıştır.

   1867 senesinde Batı Almanya’da epilepsi hastalarının tedavisi için atlar ve diğer çiftlik hayvanlarından yararlanılmıştır. 1942 senesinde New York’ta hastalar ABD Ordusu Hava Kuvvetleri Konvansiyonel Hastanesinde çiftlik hayvanları ile çalışmış ve “dinlendirici” tedavi görmüşlerdir. 1972 senesinde Psikoterapist Boris Levinson bir anket yapmıştır. Boris Levinson’ın yapmış olduğu bu anket sonucunda New York psikoterapistlerinin üçte birinin tedavi için evcil hayvan kullandığı bilgisine ulaşılmıştır. 1973 senesinde Humane Society’nin petmobile” programı hayvanları Colorado’da bulunan Pikes Peak bölgesinde, huzurevlerindeki yaşlılar ile bir araya getirmiştir. 1977 senesinde Dr. Dean Katcher ve Erika Friedmann evcil hayvanların kan basıncı ve ölüm oranları üzerindeki etkilerine ile ilgili bir araştırma yapmışlardır. 1980 senesinde ise Delta Society (insan-hayvan odaklı ve kar amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşu) kurulmuştur.

  Yurt dışında Animal-Assisted Therapy (AAT) veya Pet Therapy olarak da bilinen Hayvan Destekli Tedavi (HDT), özellikle son birkaç yıldır tüm dünyada desteklenmekte ve uygulamalarında birçok zorlukla karşılaşılan tedavileri tamamlayıcı, destekleyici bir yöntem olarak yaşam kalitesi ve sağlığın iyileştirilmesinde giderek daha çok tercih edilmektedir. 

  Hayvan Destekli Tedaviler, belirli kriterlere uygun bir hayvanın tedavi sürecinin bir parçası olarak tedaviye katıldığı, hedefe yönelik girişimlerdir.

Tedaviyi Kimler Uygulayabilmektedir?

  Hayvan Destekli tedaviler, alanında uzmanlaşmış kişiler tarafından yönlendirilmekte ve uygulanmaktadır.

Tedavi Kimler ile Birlikte Uygulanmaktadır?

   Hayvan destekli aktiviteler özel eğitimli profesyoneller, paraprofesyoneller (yardımcı profesyoneller), ve gönüllüler ile uygulanabilmektedir.

Terapinin Dayandığı Teoriler

 İnsanlar ve hayvanlar arasındaki terapötik (tedavi edici) ilişkilerin nedenini açıklamak için kabul edilen veya deneysel olarak desteklenen, yaygın kullanılan tek bir teorik çerçeve yoktur. Bu ilişkide birden fazla mekanizmanın etkin olduğu düşünülmektedir. Hayvanlar ile etkileşimin insanlarda sakinleştirici etkiler yaratabileceği düşüncesi hayvan destekli uygulamalar literatüründe yaygındır. Kabul edilen en yaygın görüş E.O. Wilson (1984) tarafından geliştirilen biofili hipotezidir. Wilson, insanların doğaya olan derin yakınlık ve ilgilerinin biyolojik yapılarından kaynaklandığını öne sürmektedir. Biofili hipotezi, insanlar ile diğer canlı sistemler arasında içgüdüsel bir bağ olduğu görüşüne dayanmaktadır.

 Terapide Kullanılan Hayvan Türleri

   Hayvan destekli tedavi, evde beslenen özellikle de eğitimli evcil hayvanlarla yapılmaktadır. Bir meta analiz çalışmasında hayvan destekli tedavinin uygulanan müdahalelere destek olarak umut vaat ettiği bildirilmiştir

   KÖPEKLER

  Yapılan bir araştırmada, çocukların evdeki eğitimlerde on hafta boyunca 15-20 dakika okumasının, okuma akıcılığını % 30 oranında geliştirdiği ve ebeveynlerin dörtte üçünün çocuklarının artık daha sık okuduğunu bildirmiştir.

Pediatrik onkoloji bölümüne yatırılan hastaların iyileşmesine yardımcı olmak ve terapötik sürece adaptasyonunu kolaylaştırmak amacıyla hastaneye yatırılan çocuklar için “Büyülü Bir Rüya” adı verilen bir hayvan terapisi programı yapılmıştır. Araştırma, toplam 16 ebeveyn ve çocuk ile 12 hemşirenin uygulamaya katılımıyla oluşturulmuştur. Köpek destekli terapinin, çocuklarda ve ebeveynlerde psikolojik sıkıntıyı hafifletmeye, tedavi sürecine uyum sağlamayı kolaylaştırmaya destek olduğu ve hastanede kalırken teselli olmayı arttırmaya katkıda bulunabileceği görülmüştür. Kanserli çocukların, hastaneye yatarken yaptıkları stresi azaltmaları amacıyla yapılan bir yıllık pilot çalışmada gönüllülerin ve profesyonellerin katılımı ve katılan “terapötik” köpeklerin kalitesi, tüm sürecin özgünlüğü ve hastalar ile hemşirelerin başarısı bu çocuklar için söz konusu özel bakım programının kalıcı olarak uygulanmasına temel oluşturmuştur.

  Köpeklerden diğer alanlarda da terapi amaçlı yararlanılabilmektedir. Çocukların, duruşma salonu gibi yabancı oldukları bir yerde olmasından kaynaklanan korkular ile birlikte sanıktan çekinmeleri ifade verme yeteneğini azaltabilmektedir. Bu nedenle köpekler çocuklara güven verici özelliklerinden dolayı duruşmalarda yer alırlar. Daha yakın zamanlarda, disosiyatif bozukluğu (kişide kimlik, bellek, algı ve çevre ile ilgili duyumlar gibi normalde bir bütün halinde çalışan işlevlerin bütünlüğünün bozulması) olan hastalarda terapi köpeklerinin kullanıldığı görülmektedir. HDT’de etkileşim ve iletişimin kolaylaşmasının yanı sıra hastanın stresine karşı köpeğin yatıştırıcı etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle hassas sorunlar üzerinde daha çok etkili olan ve psikoterapide klinik bir köprü olarak yarar sağlayabilen hayvanlar önerilmektedir.

  Melson, okuma akıcılığı ile dost bir köpeğin varlığı arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırmada dost bir köpeğin yanında kitap okurken (önceden tanıdık olması gerekmez) stresin azaldığına ve kan basıncının düştüğüne dair bulgular elde etmiştir. Bu rahatlama etkisi, hem yetişkin hem de çocuk okuyucular için bulunmuştur. Ayrıca, yapılan çalışmalar çocukların evcil hayvanlarla (genellikle köpekler ve kediler) birlikteliğinde, bu hayvanları onaylayan, kabul eden, yargılamayan, vurgulayan, önemli bir duygusal destek kaynağı olarak göstermiştir.

 

Bir Cevap Yazın