Psikoloji

"8 dakikada oku"COVID-19 VİRÜSÜNDE RUHSAL KRİZLER VE TERAPÖTİK UYGULAMALAR

Covid-19 salgının hızla yayılarak Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak açıklanması pek çok boyutta krize ve salgının küresel bir afet haline dönüşmesine neden olmuştur. İnsanlığın tek gündemi haline gelen salgın; her afet gibi fiziksel, ruhsal ve toplumsal alanlarda maddi ve manevi kayıplar doğurabilmektedir. Dünya tarihinde de salgınların hayati kırılma noktalarından biri olduğu söylenebilir. Salgınların hanedanlıkların el değiştirmesinden sömürgeciliğe ve hatta iklim değişikliğine kadar ciddi etkileri olmuştur (Bozkurt, Zeybek ve Aşkın, 2020). İnsanın ‘biyo-psiko-sosyal’ bir varlık olmasından dolayı, toplumu derinden etkileyen bu süreçlerin bireylerde de bazı ruhsal etkilenmelere neden olabileceği söylenebilir.

Covid-19’un bağışıklık sistemini etkileyen ruh sağlığımızla da bir ilişkisi söz konusudur çünkü beden sağlığı ile ruh sağlığı ayrılmaz bir bütündür, birbirlerini etkiler ve birbirlerinden etkilenirler. Hastalığın ve pandeminin belirsizliği, ölüm oranları, virüsün bulaşma hızı, izolasyon ve karantina süreçleri çoğu insanın hayatını derinden etkilemiştir. Bunun sonucunda ortaya çıkan bireysel ve toplumsal kaygı; bazı insanları kıtlık korkusuyla gıda stoğuna, işe yarar düşüncesiyle saf alkole başvurmaya yöneltmiş ve sonrasında oluşturacağı ruhsal krize zemin hazırlamıştır. Pandeminin ilerlemesiyle günlük hayatımızda güvensiz, çaresiz ve kaygılı hisseden pek çok insan gözlemleyebiliriz. Salgının insanda bıraktığı güvensizlik ve olumsuz inançlar mirasına da dikkat etmek gerekir çünkü bu inançları görmezden gelmek yabancılaşmaya, umutsuzluğa ve daha fazla damgalanmaya yol açmaktadır (Türkiye Psikiyatri Derneği, 2020).

Önemli ve gerekli olan şey, krizin fark edilmesiyle geçiştirme yollarının değil krizi en az hasarla atlatabilmenin ve krizden birtakım kazanımlar elde edilerek çıkmanın yollarını bulmaktır. İnsanların finansal, ruhsal, toplumsal birçok açıdan kötü sonuçlarla karşılaşabilecekleri bu krizde, bireylerin ve yöneticilerin alacakları sağlıklı kararlar son derecede hayatidir. Sorunların ne olduğunu bilmek dahi değiştirilmesi gerekenler adına yarar sağlayacaktır.

Korku, Stres ve Kaygı

İnsan;  dışsal veya içsel uyaranlardan korku, tehdit ve endişe hissi doğuran olaylar karşısında kaygıya kapılır. Covid-19 virüsünün hızla ilerlemesi, bu kaygıyı engellemekte zorluk çeken insanlar için ciddi bir mesele olmaya başladı. Pandemi ile normal rutinden çıkan hayat gerekleri; pandeminin yoğunluğu ve süresiyle de değişmeye devam ediyor. Sosyal alanların kısıtlanmasıyla, sosyal ilişkilerin de sınırlandığını deneyimlemiş olduk ve bu deneyim çoğu insanın hayat düzenini tahrif etmesiyle sonuçlanıyor. Peki bu sürecin ruhsal bir kriz olmasına neler neden olabilir? Enfekte olmanın yanında karantina da olmak ve karantina sürecinin uzun olması, salgın esnasında yaşanan ekonomik zararlar, güvensiz bir ortamda çalışmak vb. durumlar işleri olduğundan daha komplike bir hale getirebilmektedir.

 Ruhsal krizin belki de en çok kendini gösterdiği gruplardan birinin hali hazırda psikiyatrik hastalıklara sahip olanlar olduğu söylenebilir. Pandemi süreci ve sonrasında da stres ve kaygılarının devam edebileceği, tarihteki diğer salgınların sonuçlarına bakılarak görülebilir. Araştırmalar, bulaşıcı hastalıkların bireylerin anksiyete, depresyon ve stres düzeylerini artırabildiğini göstermiştir (Wu, Chan, ve Ma, 2005). Ayrıca İspanyol gribi pandemisi sonrasında; mani, depresyon, obsesifkompülsif bozukluk gibi psikiyatrik bulguların ortaya çıktığından bahseden tıbbi yazılar mevcuttur (Cummings ve Cheyette, 1995)

Salgın süreci ve sonrasında bireylerin ruh sağlıklarında herhangi bir risk ile karşılaşmaları söz konusu olabileceğinden, psikolojik destek programlarından sağlıklarına dair kaygılarını azaltmak adına yardım alınabilir. Doğru ve gerçekçi bilgilendirme ile işlevsel olmayan davranış ve düşüncelerin verdiği sorun çözülebilir. Birey kendine daha çok stres ve korku hissi veren durumları ( haberler, gazeteler, sosyal medya…) keşfedip bu durumlardan kaçınmayı veyahut normal düzeyde ilgilenmeyi tercih edebilir. İlgilenmekten hoşnut olunan hobilere (spor yapmak, dans etmek, balık tutmak…) odaklanmak ve verimli vakit geçirmek de bu süreçte yararlı olacaktır. Fiziksel olarak aktif olmak önemlidir. Bedensel hareketsizliğin strese bağlı tepkileri yoğunlaştırdığını, fiziksel aktivitenin özellikle stresle baş etmede önemini ortaya koyan çok sayıda bilimsel araştırma vardır (Türk Psikologlar Derneği, 2020).

Güvensizlik ve Çaresizlik

Salgın; beraberinde getirdiği ekonomik ve sosyal değişimlerin yanında, güven duygusunu sarsan krizleri de doğurmaktadır. Güven insan için çok önemlidir çünkü güvenin olmadığı yerde kaygı ve korku zihinlerde kök salmaya başlar. Süreç boyunca doğruluğu kesin olmayan eksik, yanlı ve çarpıtılmış bilgiler, bu bilgilerin yetersizliği, bilimsellikten uzak açıklamalar çoğu insanda güven duygusunu azaltıp çaresizliğin ise artmasına yol açmıştır.

Virüsün her kesimden insana bulaşması olağan bir şekilde farksızken, her kesim insanın temel güvenlik ve yaşam gereksinimlerine duyduğu ihtiyaçta olağanüstü bir fark gözlemlenmektedir. Bu fark; bazı kesimlerde insanları hayal kırıklığı, yalnızlık hissi ve çaresizlikle baş başa bırakmaktadır. Ruhsal etkilenmeyi artıran diğer bir etken de yönetim yetersizliği, bilgilendirmeyi daha çok siyasal gereksinimlerine göre sınırlaması ve bilginin araçsallaşmasıdır (Kaya, 2020).

Virüsten ve olası ruhsal krizden korunmak için doğru kaynaklardan bilgilenmek ve bilgilendirmek son derece önemlidir. Sosyal medya gibi platformlarda zihinlerin karışmasına yol açacak paylaşımlara karşı bilinçli olabilmek, ruhsal etkilenmeye risk oluşturmayacaktır. İnsan sosyal bir varlıktır. Sosyalliğin ve ilişkilerin sınandığı bu dönemde ihtiyacı olanlara destek vermek psikolojik iyi oluşa katkı sağlar. Dayanışmanın iyileştirici gücünden yararlanmakta her zaman fayda vardır.

Damgalama, Ayrımcılık ve Stigmatizasyon

Salgın sürecinde insanlara psikolojik açıdan tehlike olan konulardan biri de ayrımcılık ve stigmatizasyondur. Zihinsel ve kültürel açıdan da bir salgınla karşı karşıyayız. Hastalığı kapmış insanlar, sağlık çalışanları, yaşlılar, başka ülke vatandaşları günah keçisi olup çevreleri tarafından reddedilme ve damgalanmaya maruz kalabilmektedirler.

Ayrımcılık ve damgalama aynı zamanda kişilerde ırkçılığı da tetikleyebilir. Virüsün yayıldığı ilk günden bugüne Çinlilere ve çekik gözlülere karşı birtakım ırkçılık, yabancılık korkusu söz konusudur. Pek çok ülkeden insanlar Çinlileri yemek kültürleri,  giyinme tarzları hatta görünüşlerindeki farklılıklar yüzünden hakaret boyutuna ulaşan yorumlar yaptı. Bunlardan en akla gelenlerinden ABD başkanı Trump’ ın korona virüsünü “Çin virüsü” olarak isimlendirmesini hatırlayabiliriz. Ayrıca veba salgınından kalma “vebalı sanki herkes kaçıyor ondan” şeklinde söylemleri de normalleşmiş bir damgalama sayabiliriz.

Koronavirüsü birçok ülkeyi etkilemiştir. Öncellikle bunu herhangi bir ülkeye, millete ve etnik kökene bağlamak doğru değildir. Etkilenen, etkilenmeyen herkese eşit şekilde anlayış göstermek gerekir. Hastalık hakkında konuştuğumuz zaman, bazı kelimeler (şüpheli vaka, kurban …) ve kullanılan üslup insanları olumsuz etkileyebilir. Ayrımcı veya yanlış bilgileri düzeltmek, bunların yayılmasını önlemek hepimizin görevidir. Belirli kesimden kişileri kötü ya da suçlu gösterecek ortamların yaratılması da toplumun bölünmesine yol açacak durumlara sebebiyet verebilir. Sosyal bütünlüğü ve birliği teşvik eden etkinlikler, bireysel ve toplumsal iyileşmelere katkıda bulunabilir. Karantina ve izolasyonun gerekçesinin sade ve anlaşılır bir şekilde anlatılması, okul ve işyerlerinde detaylı bilgilendirmelerin yapılması damgalanmayı azaltmak için yararlı olabilmektedir (Türkiye Psikiyatri Derneği, 2020). Ön yargılardan arınıp basmakalıp düşünceleri benimsememek daha sağlıklı bir ortam hazırlayacaktır aksine insanlar ayrımcılığa maruz kaldıklarını hissedip hastalıklarını inkar edebilir ya da gizleyebilirler ve bu durum her açıdan sağlıksız sonuçlar doğurabilir.

Psikolojik sağlamlığı destekleyen etmenlerin iyimserlik, esneklik, yaratıcılık, sosyal beceriler, sosyal destek, işlevsel başa çıkma becerileri olduğu bilinmektedir (Türk Psikologlar Derneği, 2020). Baş etmekte zorlandığımız süreçlerin olması ve psikolojik destek almayı düşünmek son derece normal bir durumdur.

KAYNAKÇA

Asmundson ve Taylor (2020: e10221). İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Covid-19 Sosyal Bilimler Özel Sayısı, Yıl:19 Sayı:37 Bahar (Özel Ek) s.304-318

Cheyette SR, Cummings JL. Encephalitis lethargica: lessons for contemporary neuropsychiatry. The Journal of neuropsychiatry and clinical neurosciences. 1995;7(2):125).

COVID-19 Salgını Sırasında Ruh Sağlığı. Ankara: Türk Psikologlar Derneği Travma, Afet ve Kriz Birimi (2020).
İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Covid-19 Sosyal Bilimler Özel Sayısı Yıl:19 Sayı:37 Bahar (Özel Ek) s.304-318

JAMA Psychiatry. 2020;77(9):891-892. doi:10.1001/jamapsychiatry.2020.089

Karantinanın Ruhsal Etkileri ve Koruyucu Önlemler. Türkiye Psikiyatri Derneği Ruhsal Travma ve Afet Çalışma Birimi (2020).

Wu, K. K., Chan, S. K., & Ma, T. M. (2005). Posttraumatic Stress, Anxiety, and Depression in Survivors of Severe Acute Respiratory Syndrome (SARS). Journal of Traumatic Stress, 18(1), 39–42. https://doi.org/10.1002/jts.20004

Bir Cevap Yazın