Simyacı Kitabı
Kitap Tahlili

"4 dakikada oku"Simyacı – Güneşin Doğuşunu İzlemek Gibi

Simyacı, Brezilyalı yazar Paulo Coelho’nun romanı. Mevlana’nın ünlü Mesnevi’sinde yer alan küçük bir öyküden yola çıkılarak yazılmış ve klasik bir yapıt haline geldi. Dünyanın en çok okunan ve en popüler kitapları arasında yer alıyor. Büyük ihtimalle okumasa bile herkesin en az bir kez içinden bir replik ya da kapağını gördüğü bir kitap Simyacı.

Simyacı, İspanya’dan kendi hazinesini bulmak için Mısır Piramitleri’ne giden bir çobanın öyküsü. Endülüslü çoban sadece yolculuk yapmıyor, birçok soruya cevap arıyor. Santiago  iki kere üst üste aynı rüyayı görüyor. Bu rüyayı iki kez üst üste gören genç çobanımız rüyayı görme sebebinin altında Mısır piramitlerinin yanında bulacağı hazine olduğunu öğrendiğinde Afrika’ya doğru yola çıkıyor ve uzun yolculuk başlıyor. Santiago bu yolda birbirinden değişik birçok karakter ile karşılaşıyor. Kral Melkisedek, Billuriyeci, İngiliz ve en son Simyacı. Melkisedek ile tanıştıktan sonra amacına daha sıkı sıkı sarılıyor. Kişisel menkıbesini bulmaya çalışıyor. Para kazanmak için ise Billuriyecinin yanında çalışıyor. Billuriyeci Hacca gitme hayalleri kuran bir Müslüman, bunun için bir fırsatı olsa da gitmemeyi tercih ediyor. Onu bu hayalin ayakta tuttuğunu söylüyor. Amacına ulaşmak için sadece kitap okuyan bir İngiliz karakter de var. Santiago ise kitap kumanın yanı sıra gözlem de yapıyor. Tüm karakterler bize hedeflerimizden sapmamamız gerektiğini gösteriyor.

Kitabın dili oldukça sade ve akıcı. Yazar, Santiago’nun sorularını ve yaşadıklarını bize çok iyi hissettiriyor. Bu anlamda kitap mistik ve hatta felsefi bir özellik de taşıyor diyebiliriz. Santiago karakteri, verilmek istenen mesajlar üzerinden çok başarılı yaratılmış. Kitabın bu kadar çok okunması ve popülerleşmesinde en büyük etkenlerden biri Santiago. Başarılı kült romanların neredeyse çoğunluğunda bu nokta aynıdır, romanın baş karakteri ile kendimizi özdeşleşmiş hissederiz, onu benimseriz. Suç ve Ceza’yı okuduktan sonra hepimiz bir süre daha günlük hayatımızda Raskolnikov’u görüyormuşuz gibi hissetmedik mi? Ya da kibirli ve soğuk bir insan gördüğümüzde onu Darcy’e benzetmedik mi? İşte Santiago ve Simyacı da tam böyle bir roman ve karakter. Santiago’nun yolculuğunda kendimizi onun yerine koyup uzun uzun düşünmüşüzdür.

Romanın büyük bir kısmı nasihatlerden oluşuyor. Nasihatlerin de amacı aynı, kişisel menkıbemizi bulmak. Burada kitapta çok fazla nasihat yer aldığını düşünebiliriz ve belki de bu olay ”kitap acaba sıkıcı mı ?” sorusunu aklımıza getirebilir. Sıkıcıdan ötürü romanın derin olduğunu söyleyebiliriz. Yazar, kalbimizin sesini dinlememizi istiyor. Ancak yüreğimizi dinlersek istediğimiz kişiye dönüşebiliriz. Kitapta kişisel yolculuğunuza eşlik edecek birçok nasihat bulabilirsiniz, altını çizdiğim cümlelerim çok oldu. “Bir düşü gerçekleştirme olasılığı yaşamı ilginçleştiriyor.” Benim için en paylaşılası alıntılardan biriydi. Romanda genelde bu cümlenin üstüne kurulu. Okumayanlar için fazla ayrıntı vermemekle birlikte Santiago’nun hayatında ve yolunda birçok işaret bularak ilerlediğini söyleyebilirim. Ayrıntılı bir olay örgüsü ya da karmaşık olaylar zinciri yok ama kitap oldukça sürükleyici, bir solukta okunabilir. Bu da kitabı bu kadar başarılı kılan etkenlerden bir diğeri.

Okumayanlar için kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap. Çeşitli olaylarda kişiye çok farklı bakış açıları kazandırdığı kesin. Önceden de belirttiğim gibi sade ve akıcı olmasının yanında sürükleyiciliği de kitabı bir oturuşta bitirip kendinizi sorgulamanıza neden olabilir. Kesinlikle gördüğü ilgiyi hak ettiğini de söyleyebilirim. Realistik tarzda okumayı sevenler biraz uzak bakabilir, ama ben yine de tarz fark etmeksizin herkesin okuması gerektiğini söylemeye devam edeceğim. Kendi adınıza birçok çıkarımda bulunabilirsiniz. Her zaman olduğu gibi etkileyici bir alıntıyla incelememi bitirmek istiyorum: “Bir şeyi gerçekten istersen,” demişti yaşlı adam ona, ”onu gerçekleştirmeni sağlamak için bütün evren iş birliği yapar.”

Bir Cevap Yazın