Arsen Lüpen
Edebiyat,  Kitap Tahlili

"4 dakikada oku"Kibar Hırsız-Arsen Lüpen

Arsen Lüpen, Maurice Leblanc’ın yarattığı Fransız roman karakteridir. Yazar bu karakteri oluştururken ünlü Fransız anarşist ve hırsız olan Marius Jacob’dan esinlenmiş. Arsen Lüpen için hırsızların en kibarı, en zekisi ve en iyisi diyebiliriz ama kesinlikle bu tanım ona yetmez. O, silah kullanmayan, her zaman kusursuz kılık değiştiren, çok iyi rol yapan ve eninde sonunda kazanandır. 2004 yılında filme çevrilen seri, 2021 yılında Netflix’in dizi olarak uyarlamasıyla tekrardan gündeme geldi ve çok beğenildi.

Hem kitaplarını okuyan hem de dizisini izleyen bir okur olarak Arsen Lüpen’i  eleştirmek ve değerlendirmek istedim. Son günlerde en çok satanlar listesinden inmeyen üç kitaplık serisini okudum. Kibar Hırsız, ilk okuduğum kitaptı ve kitapta eleştirilecek yer yoktu diyebilirim. İki gün içerisinde elime alıp bitirdiğim, Arsen Lüpen’in zekasına hayran kaldığım bir kitap oldu. Tipik bir polisiye romanda bulunan bütün özellikleri barındırıyor ve temel bir olayla başlıyor. Onu diğer polisiye romanlarından ayıran şey ise kanunun değil suçun tarafında olması. Arsen Lüpen’i okurken ona ve keskin zekasına hayran kalıyoruz. Fakat neredeyse tüm kitaplara zıt olarak hayranı olduğumuz karakter azılı bir hırsız yani kötü tarafta. Buna rağmen yazarın karakteri belki daha da sevdirmek için ya da topluma etkisini düşünerek hırsızımızın kötü taraflarını törpülemesi göze çarpıyor. Evet Arsen Lüpen yakalanması oldukça güç, ardında delil bırakmayan bir suçlu, ama asla çevresindekilere ve masumlara zarar vermeyen, hatta kibarlığı ve centilmenliğiyle kadınların gönlünü kolayca fetheden bir beyefendi. Kendince soyulmayı hak eden kişileri hedef alıyor. Bir nevi Robin Hood’un iyilik yapmayan hali olarak görebiliriz onu. Zamanla kendi ülkesinde de tıpkı gerçekte olduğu gibi efsaneye dönüşüyor. Gazetelerde ve haberlerde takip edilen kimsenin tam olarak tarif edemediği ama bildiği bir hırsız haline geliyor. Hatta ona inanmayanlar, bir şehir efsanesi olduğunu düşünenler bile bulunuyor. Bu bakımdan yazar yan ögelerle ana temayı çok iyi yaratmış diyebilirim.

İkinci olarak Oyuk İğne’yi okudum, Oyuk İğne için en az beğendiğim kitap desem doğru olur. Bu kitapta asla yenilmeyen Arsen Lüpen’in karşısına onun da hiç beklemediği kadar başarılı ve bir o kadar da genç bir rakip çıkıyor, üstelik bu rakip sadece bir öğrenci. Beautrelet adlı bu öğrenci en az Arsen Lüpen kadar zeki ve dikkatli, olay akışıyla ilgili çok ayrıntı içermemesi adına Beautrelet karakterini daha fazla açamıyorum fakat kitapta hayran olunacak bir karakter de O diyebilirim. Tüm kitaplarda bulunan ve Arsen Lüpen’in hep bir adım gerisinde kalan Ganimard adlı dedektifimizden çok daha iyi bir profile sahip. Oyuk İğne’de olay örgüsü uzun ve karışık, Arsen Lüpen imajı da diğer kitaplardaki kadar sağlam değil. Bu yüzden kitabı bir parça eleştirdim ancak seri içinde okuduğunuzda kesinlikle sıkılacağınız bir kitap değil..

Son olarak okuduğum kitap Herlock Sholmes’a Karşı. Bana kalırsa oldukça ilginç ve okuduğunuza değecek bir kitap. Yazar bir yandan Herlock Sholmes karakterine derin bir saygı duyduğunu belirtirken bir yandan da Arsen Lüpen’in ona dişli bir rakip olacağını anlatmış. Kitapta karşı taraflarda yer alan bu ikili için durum genellikle berabere. İngiliz efsanesi dedektif Herlock Sholmes için de, Fransız kibar hırsız Arsen Lüpen için de büyüklük kıyaslaması ya da yergi mevcut değil. Bulunamayan bir elmas yüzükten dolayı karakterlerimiz karşılaşır, Arsen Lüpen karşında Herlock Sholmes’ü görünce onu çok güzel tanımlar. “Herlock Sholmes karşımızdaydı işte; zeki, ileri görüşlü, gözlemci, içgüdülerini kullanmasını bilen bir fenomen!” Kitapta tabiki Conan Doyle’un Sherlock’undan farklı bir karakter görüyoruz. Aşırıya kaçan bazen de abartı tepkileri olan biri Herlock Sholmes. Her iki karaktere de aşina olanlar için kitabı okumak gerçekten de keyifli.

  Arsen Lüpen her ne olursa olsun hafızalara kazınmış, efsane bir karakter. Bir suçluya bu kadar sempati duyabileceğinizi düşünmüyorsanız kitabı mutlaka okuyun derim. Karşınızda nerdeyse sınırsız bir güce sahip olan Arsen Lüpen olacak. Polisiye sevenler için-ki ben de bu grup içindeyim- kesinlikle okunması gereken bir seri. Maurice Leblanc da yarattığı karakter hakkında “Lüpen beni her yerde takip ediyor. O benim gölgem değil, ben onun gölgesiyim,” diyor. O zaman yorumumu bir alıntıyla noktalıyorum. “Hiç kimsenin, “İşte Arsen Lüpen orada!” diyememesi çok daha iyi. Onun yerine benim yaptığım bir işi görüp tereddüt etmeden, ‘İşte bu Arsen Lüpen’ in işi! ‘diyebilmeleri asıl mesele. “

 

Sude Sertel 🙂

Bir Cevap Yazın