Kitap Tahlili

"4 dakikada oku"Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca

Asıl adı Kemal Sadık Gökçeli olan Yaşar Kemal, Osmaniye’de 6 Ekim 1923’te dünyaya gelir. Aslen Van-Ercişli olan ailesi I. Dünya Savaşı yıllarında bölgeden göç etmiştir. Yaşar Kemal, bütün eserlerinde, Anadolu’yu âdeta görüyormuşçasına betimlemeleriyle bize sunar. Yaşar Kemal 1973’ ten beri Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilmesine rağmen maalesef bu ödülü alamamıştır.

Bu yazımızda da Yaşar Kemal’in 1977’de yayınlanıp halk masallarından yola çıkılarak yazılan, bir çocuk romanı olarak nitelendirilen “Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca” kitabı hakkında birkaç kelam edeceğim.

Kitabı okumaya başladığınızda öncelikle şöyle düşünüyorsunuz, acaba bu kitap bir çocuk masalı mı yoksa herkese ithafen yazılmış bir kitap mı diye kendinize soruyorsunuz.

Ben söyleyeyim; kitap herkese hitap eden ve insanların emeklerinin, inançlarının, hayatlarının kendi zevk ve sefaları için sömürüldüğü sistemleri büyük bir ustalıkla eleştiren ve aynı zamanda bizim hayata nasıl tutunmamız konusunda bize öncülük eden kitaplardan bir tanesi.

Geçmişten bugüne dek insanların içerisinde bulundukları toplumlarda, toplumu yönetenler tarafından nasıl oyuna getirilip kandırıldığını, onlara ne olduklarını unutturan ve onları dilleri ile asimile etmeye çalışan otoriterlerin bunu nasıl başardıklarını ve biz buna müdahale etmezsek, kendimizi silkelemezsek bunun önüne geçemeyeceğimizi hatta bir karınca kadar olamayacağımızı anlatıyor. Aynı zamanda bu güçlerin bizim sayemizde nasıl hayatta kaldıkları ve biz bu güçlere engel teşkil etmezsek ne derece büyüyebilecekleri kitapta bizlere aktarılıyor.

Kitaptaki olay şöyle gerçekleşiyor:

Filler Sultanı, filleri karıncalar ülkesine göndererek ülkelerini yıkar ve karıncaların fillerin emrine girmesini sağlar. Bununla yetinmeyen Filler Sultanı, karıncalardan saraylar, tahtlar yapmalarını, ambarlarını en güzel yiyeceklerle doldurmalarını ister.

(Karıncalar bu işi yaparken filler hazır yiyici olmuşlardır. Şimdiki toplumumuzda olduğu gibi)

Daha sonra filler, karıncaların her zaman duyup görebileceği yerlere borazanlar, kitaplar, gazeteler, televizyonlar yerleştirip “Her karınca bir fildir” sloganını günün 24 saati yayınlattırıp onları birer fil olduklarına inandırmaya çalışır.

(Çünkü filler sultanı bu politikayı uygulayarak karıncaların beynini ele geçirip onların hiçbir şey düşünmemesini amaçlamaktadır. Burada da olduğu gibi medyanın hayatımızda ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor. Medyayı kimin, niçin, neden yönettiği, ne amaçla kullandığı, bize ne aşılamak istediği mühim sorulardır. Kitlelere medya yolu ile tesir edilmesi günümüzün olağan vaziyeti haline gelmiştir. Bu vaziyet gündemi meşgul eden sorunlardan biri olmaya devam etmektedir.)

Daha sonra bununla da yetinmeyen Filler Sultanı, karıncalara fil dilini öğretip onlar için filleştirme okulları açmıştır.

(Filler Sultanı’nın burada yapmak istediği, bizlere şunu göstermektedir: Eğitim ve ana dilimiz hayatımızda çok mühim bir yere sahiptir. Filler Sultanı’nın burada yapmak istediği şey; bir milletin dilini, eğitim adı altında değiştirip onları ortadan kaldırmaktır.)

Daha sonra Filler Sultanı, karıncalar arasındaki tembel bir karınca grubunu kandırarak onları diğer karıncalara karşı casus olarak kullanmıştır.

(Bu her zaman var olmuştur. Her zaman bir grup; mal, mülk ve sefa için kendinden olan diğer bir grubu satmıştır.)

Fakat Filler Sultanının korktuğu bir Topal Karınca vardır ki, bu karınca ilk gün Filler Sultanı’na kafa tutmuştur.

Daha fazla ayrıntıya girmeden burada sonlandıracağım.

Ve Yaşar Kemal, kitabı şöyle bitirmektedir:

Kıssadan hisse yeryüzünün bütün karıncaları birleşince…

Kitapta Filler Sultanı ile karıncalar arasında geçen muazzam bir yaşam öyküsü anlatılmaktadır. Yaşar Kemal’in elinden çıkan bu kitap daha çok çocuklar için yazılmış olsa da aslında toplumun her kesimine hitap eden bir kitap. Kitapta çok samimi ve akıcı bir dil kullanıldığı için herkes rahatlıkla okuyabilir.

Ve son olarak kitabı okuduğumda kendime şu soruyu sordum; yaşamak için kendi aramızda birleşip bir amaç için mücadele etmeye mi yoksa başkalarının bize dayattıklarına mı ihtiyacımız var?

Kendimize sormak gerekiyor.

Müptezel olmuş bir zaman diliminde yaşamaktadır.

Bir Cevap Yazın