Yasama organı: meclis
Hukuk

"12 dakikada oku"Yasama Dokunulmazlığı ve Yasama Sorumsuzluğu

Giriş

   Günümüz demokratik sistemlerinde, yasama organları diğer erkler kadar önemli bir noktada bulunmaktadır. Belirttiğimiz yasama organları, devletin idare edilmesi ve devlet içerisinde yaşayan vatandaşların iradesinin temsil edilmesi bakımından yönetim anlayışında büyük rol sahibidir. Bu yüzdendir ki demokratik sistemlerde siyasal partilerin genel amacı parlamentoda çoğunluğu toplamaktır. Çünkü, parlamentoda çoğunluğu toplamayı başaran siyasi parti, meclisin belirtilmiş yetkilerini kullanmada büyük söz sahibi olacaktır. Bu yetkilerin suistimal edilmesini engellemek ve hem muhalefet hem de iktidar kanadı adına milletvekillerinin vatandaşları temsilini özgürleştirmek adına birçok ülkede “yasama dokunulmazlığı” ve “yasama sorumsuzluğu” kavramları öngörülmüştür.

  Bu bağlamda parlamentoda yer alan milletvekilleri de önemli rollere sahiptir. Vatandaşların iradesini temsil etmek amacı ile parlamentoda yer alan milletvekillerinin gerek söylemleri bakımından gerek ise üstlerine düşen rolleri yerine getirmeleri bakımından suçlanması veyahut milletvekillerinin parlamentodaki görevlerini icra etmelerinin bir biçimde engellenmesi, vatandaşların iradesinin temsil edilmesini sekteye uğratacaktır. Bu kapsamda, belirttiğimiz üzere, ülkemiz ve dünyada, milletvekillerinin görevini daha net bir biçimde icra edebilmesi bakımından önlemler alınmıştır. 

I. Milli İrade ve Temsil Edilmesi

  Bu konu ülkemizde “milli irade” ya da “milletin iradesi” olarak nitelendirilmekle birlikte kavramsal bakımdan bazı ülkelerde değişiklik göstermektedir. Bu yüzden daha genel bir giriş olması bakımından “vatandaşların iradesi” kavramını kullanmayı tercih ettik.

  Milli irade tanımı “millet” kelimesiyle beraber tartışılmakla birlikte, ulusun hiçbir baskı altında kalmadan karar verebilmesidir. Ülkemiz bakımından bu karar verebilme mekanizması parlamento aracılığıyla gerçekleşmektedir. Temsili demokrasinin geçerli olduğu ülkemizde her bir milletvekili seçildiği yer fark etmeksizin bütün milletin iradesini temsil etmektedir. Bu bakımdan bu iradenin özgür bir biçimde temsil edilmesi, demokrasilerde olağan olandır. Dolayısıyla da çoğulcu anlayışa, demokrasinin özlerinden biri demek yanlış olmayacaktır.

II. Yasama Sorumsuzluğu

  Bu kavram, milletvekillerinin mecliste kullandıkları oy, ileri sürdükleri düşünce ve yaptıkları konuşmalar bakımından, bunlar suç niteliği taşısalar bile, meclis dışında herhangi bir makam tarafından sorumlu tutulmamalarıdır. Temel gaye milletvekilinin yasama görevini özgürce yerine getirmesini sağlamaktır. Bununla birlikte bahsettiğimiz milli iradenin var olan koşullarda tam olarak meclise yansıyabilmesini sağlamaktır. Çünkü milletvekilleri, milletin düşüncelerini de temsil etmektedir ve bu düşüncelerin sahibinin azınlık ya da çoğunluk olmasının bir önemi yoktur.

  1982 Anayasası 83. maddesinde belirtilen bu hüküm içerisinde yasama dokunulmazlığına sahip olan kişiler “milletvekilleri” olarak belirtilmiştir. Fakat 2017 anayasa değişikliğiyle birlikte cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar da yasama sorumsuzluğundan yararlanabilmektedir. Bununla birlikte anayasanın ilk metninde de yasama faaliyetlerine doğrudan katılan, milletvekili olmayan bakanların da yasama sorumsuzluğundan yararlandıkları görülmekteydi. Dolayısıyla bu durumun yeni sistemde de sürdürüldüğü söylenebilir.

  Burada belirtmek gerekir ki, milli iradenin oluşumuna katkısı olmayan faaliyetler yasama sorumsuzluğu kapsamına girmez. Burada temel amaç; milletvekillerinin, milletin iradesini temsil eder vaziyetteyken yasama sorumsuzluğundan yararlanabilmesidir.

  Yasama sorumsuzluğunun varlığının birçok tartışmayı da beraberinde getirdiği söylenebilir. Örnek verecek olursak, çeşitli ülkelerin anayasalarında bununla ilgili bir hüküm var olsa da ülkemiz anayasasında hakaret ve sövmenin yasama sorumsuzluğu kapsamında olup olmadığı oldukça tartışmalı bir konudur. Fikrimce; temel amaca bağlı kalınarak yorum yapıldığında, yasama sorumsuzluğunun, milli iradeyi temsilin korunmasını sağlamak amacıyla var olduğunu düşünerek hakaret ve sövmeyi yasama sorumsuzluğuna dahil etmek mantıksız olacaktır. Bu kavramlar her ne kadar türüne göre düşünce özgürlüğü içerisinde yer alacak olsa da yasama organında bunların yeri yoktur.

  Hatırlatmak gerekir ki sorumsuzluk ve benzeri hâller milletvekilini, meclisin kendi içerisinde uygulayabileceği disiplin yaptırımlarına karşı korumaz. Ayrıca, milletvekili sorumsuzluk kapsamında yalnızca milletvekilliği devam ederken değil, milletvekilliği sıfatı son bulduktan sonra da kovuşturulamaz ve milletvekili kendi isteğiyle de bu korumadan vazgeçemez. 

  Yine milli iradenin doğru bir biçimde temsil edilebilmesi amacıyla bir milletvekili, milletvekili olduğu dönem boyunca belirttiğimiz çerçevede söylediklerinden milletvekillik süresi sona erdikten sonra da sorumlu değildir.

  Meclis çalışmaları içerisinde hakaret ve sövmenin durumunun ne olacağı ise tartışmalıdır. Yapısı itibariyle yasama sorumsuzluğunun hakaret ve sövmeyi de kapsadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü sonuç itibariyle baktığımızda bu eylemler de sözlü fiillerdir. Fakat bu tür söylemlerin, yasalar ile yasama sorumsuzluğu dışarısında bırakılması öngörülebilir.

III. Yasama Dokunulmazlığı

  Parlamento üyeleri hakkında suç işledikleri gerekçesiyle, parlamentonun onayı olmaksızın tutuklama ve göz altına alma gibi cezai takibat işlemlerinde bulunulamayacağı anlamına gelmektedir. Temel amacı, milletvekillerinin parlamento toplantılarına katılmalarına engel olunmasını engellemek ve mecliste fiziki varlıklarını güvence altına almaktır. Milli irade temsilinin kesintiye uğramasını engellemek amacıyla var olmaktadır.

  Kökeni Fransa’dan gelen “yasama dokunulmazlığı”, Fransız İhtilali’nden sonra toplanan Kurucu Meclis tarafından bir kararname ile meclis kararı olmaksızın ve suçüstü hâli bulunmaksızın hiçbir meclis üyesinin tutuklanamayacağını belirtmiştir.

  Demokrasiyi koruma amacı da güden bu mekanizma, milletvekilinin özellikle yürütme organınca tahrik edilebilecek keyfî ceza kovuşturmalarıyla, geçici de olsa yasama faaliyetlerinden alıkonması önlenmiş olur. Yasama dokunulmazlığı, milletvekilinin yasama fonksiyonu dışındaki fiilleri nedeniyle yasama faaliyetlerine katılmasının engellenmemesini açıklar. Bu tanımlamalar kapsamında yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığının meclis içerisinde korumaları bakımından birbirini tamamladığını söylemek yanlış olmayacaktır.

  Anayasamızda 83. maddede tanımlanmıştır. Anayasaya göre: “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekilli, meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz”. Bu durumların istisnası ağır cezayı gerektiren suçüstü hâli ve milletvekilinin soruşturulmasına seçimden önce başlanmış olunmasıdır.

  Kişiler bakımından yasama dokunulmazlığının kapsamı; milletvekilleri, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlarla sınırlandırılmıştır. Ayrıca bu kişilerin milletvekilliği süresince meclis tatilde de olsa yasama dokunulmazlığından yararlanabileceği bilinmektedir.

  Yasama dokunulmazlığında 14. Maddede belirtilen suçlar kapsam dışında bırakılmıştır. Bu kapsam dışılık durumu da ortaya hukuki bir sorun çıkarmaktadır. Çünkü özü itibariyle yasama dokunulmazlığının temel amacıyla 14. Maddedeki suçların kapsam dışarısında bırakılması bağdaşmamaktadır. Bunun en temel sebebi de milletvekiline atfedilen suçun büyüklüğünün durumun ciddi olduğu anlamına gelmemesidir. Bu kapsamda da belirttiğimiz üzere bu durumun suistimali bakımından hukuki tartışmalar mevcuttur.

  Ayırt edilmesi gereken nokta ise, milletvekillerinin işlediği suçtan sıfatı sebebiyle sorumsuz tutulmasının sınırlandırılmış olmasıdır. Anayasaya göre milletvekilleri seçimden önce veya sonra aldığı ceza hükmünü, parlamento üyeliği sona erdikten sonra çekecektir.

  Anayasamıza göre bir milletvekilinin delillerin tespiti ve soruşturma aşamasındaki usul işlemlerinde, yasama dokunulmazlığından yararlanamayacağı bilinmektedir. Gerekçe olarak ise bu işlemlerin dokunulmazlık kapsamına girmediği belirtilir. Bunlarla birlikte her milletvekilinin ifadesine başvurulabilir, hatta ikametgâhı aranabilir.

  Her ne kadar detayına girilmeyecek olsa da Susurluk olayı sonrasındaki gelişmeler ve 2016 yılında Anayasaya eklenmiş olan Geçici Madde 20 ile 148 milletvekilinin yasama dokunulmazlıklarının bütün isnatlar kapsamında toplu bir biçimde kaldırılmış olması, yasama dokunulmazlığının varlığı ve yürütme gücünün muhalefet üzerine baskısı bakımından ciddi tartışmalara yol açmıştır.

  Türkiye Büyük Millet Meclisi, bir milletvekilinin yasama dokunulmazlığını kaldırabilir. Bu karar verilirken TBMM, kişiyle bağlantısı kurulmuş olan suçu takdir edebilir. Buradaki asıl mevzu, TBMM’nin milletvekilinin gerçekten suçlu olup olmadığını saptaması değildir Meclis takdir yetkisini siyasi istismar durumu bakımından inceler. Bu bakımdan, yasama dokunulmazlığının kaldırılması durumlarında objektifliğin korunabilmesi için TBMM’deki siyasi parti gruplarınca yasama dokunulmazlığıyla ilgili görüşme yapılamayacağı ve karar alınamayacağı kuralı getirilmiştir.

  Yasama dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili artık herhangi bir kişi gibi sorgulanır, yargılanır ve hapsedilebilir. Fakat, milletvekili hangi suç veya suçlar sebebiyle dokunulmazlığı kaldırıldıysa yalnızca o suçlardan yargılanabilmektedir. Seçilmeye engel teşkil eden bir suçu sabit bulunur ve mahkûm olursa, kararın kesinleşmesiyle birlikte, Anayasamızın 84/2 hükmü sonucunda milletvekilliği düşer.

  Dokunulmazlığı kaldırılmış olan milletvekili, yasama dönemi bittikten sonra, bir sonraki seçimlerde seçilmeyi başarabilirse yeniden dokunulmazlığını kazanır.

IV. Farklı Ülkelerin Yasama Dokunulmazlığı Hakkındaki Anayasal Düzenlemeleri

  Yasama dokunulmazlığı bakımından farklı ülkelerin durumunu incelemek, bu konunun ele alınışı doğrultusunda daha objektif ve net yorumlar yapabilmemiz için çok daha efektif olacağından, birkaç ülkenin incelenmesi makul olacaktır.

  Almanya’yı yasama dokunulmazlığına bakış açısı doğrultusunda incelediğimizde, bizim bakış açımızdan pek uzaklaşmamaktayız. 1949 Alman Anayasası 46/2’ye göre yasama dokunulmazlığını kabul etmiştir. Almanya’da Bundestag üyeleri, Bundestag’ın izni olmaksızın ceza gerektiren bir fiilden dolayı cezai takibata uğrayamazlar veya tutuklanamazlar. Fakat Bundestag’ın verdiği karar doğrultusunda istisna durumlar doğabilir. Yasama dokunulmazlığı üyenin meclisteki görevinin sonuna kadar işlemekle birlikte seçimden önce başlamış soruşturmaları da kapsar.

  Amerika Birleşik Devletleri’nin bu konuya bakış açısını incelediğimizde, anayasalarının ilk hâlinde herhangi bir yasama dokunulmazlığıyla karşılaşmazken daha sonrasında getirilen hükümle birlikte; sadece hukuki davalar bakımından ve dar yorumlanması gerekecek şekilde bir yasama dokunulmazlığı hakkı Kongre ve Temsilciler Meclisi üyelerine tanınmıştır. Fakat üyelerin her türlü ceza davasında tutuklanması mümkündür.

  Fransa’yı incelediğimizde, Anayasa değişiminden önce ve sonra şeklinde iki farklı bakış açısıyla karşılaşmaktayız. 1995 değişikliklerinden önce Fransa’da, toplantı döneminde parlamento üyeleri hakkında soruşturma açılması bile parlamentonun onayına bağlıyken, 1995 değişiklikleriyle birlikte parlamento üyesi hakkında soruşturma açılabilecek ve kişi yargılanabilecek, evinde arama yapılabilecek fakat tutuklama hâllerinde veya özetle “özgürlükten mahrum edici ya da kısıtlayıcı” her türlü faaliyet ve tedbirler için parlamentodan onay alınacaktır. Ayrıca bu dokunulmazlık koruması, meclisin toplantı süresi ile sınırlıdır.

  İngiltere’de ise parlamento üyelerinin tutuklanmama özgürlüğüne sahip oldukları ve parlamentonun işlerliği süresince ve açılışından ve kapanışından 40 gün önce ve sonra bu dokunulmazlığın geçerli olduğu bilinmektedir. Yasama dokunulmazlığı sadece hukuk davalarında geçerlidir, ceza davalarında bir parlamento üyesi tutuklanabilir. Fakat yasama dokunulmazlığı kaldırılamaz.

  Son olarak Hollanda’da ise yasama dokunulmazlığına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Yasama sorumsuzluğu ise 1983 Hollanda Anayasası madde 83’de belirtilmektedir. Dolayısıyla Hollanda’da bir parlamento üyesinin tutuklanması ve hapsedilmesi mümkündür. Fakat bu gibi durumlarda hüküm giymiş parlamento üyelerinin, parlamento toplantılarına katılmalarına izin verilebilir.

Sonuç

  Yasama dokunulmazlığı ve yasama sorumsuzluğu, demokrasilerde genellikle var olan korumalardır. Bahsettiğimiz üzere temel amaç, milletvekillerinin temsilinin engellenmemesi ve özgürleştirilmesidir. Bu özgürleştirme sağlandığı vakitte, demokrasi esaslarına bağlı bir biçimde işleyebilecektir. Çünkü, milletvekilleri demokrasilerde devlet ile halk arasındaki aracıdır. Bu aracıların çeşitli yollarla engellenmesi demokrasi anlayışına aykırı olacaktır. Bahsettiğimiz korumaların da bu sebeplerle milletvekilleri için geçerli olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

  Farklı bir perspektiften baktığımızda ise, Hollanda örneğinde gördüğümüz üzere yasama sorumsuzluğu her ne kadar her şartta gerekse de yasama dokunulmazlığının durumu tartışmaya oldukça açıktır. Özellikle milletvekillerinin ceza davalarında da hukuki davalarda olduğu gibi hüküm giyememesi daha doğrusu hükmün uygulanmasının ertelenmesi, vatandaşlar ve milletvekilleri arasında mutlak surette bir ayrımcılık yaratır denilebilir.

  Son olarak toparladığımızda; yasama sorumsuzluğunun varlığı çoğulcu demokrasi gereği mutlak olmalı, desek de yasama dokunulmazlığının varlığı veya yokluğu ya da varsa hangi şartlar çerçevesinde geçerli olduğu ülkenin kendi hukuk kültürüne göre değişkenlik gösterebilir. Dolayısıyla, mutlak surette bir olguyu doğru gösterip dayatmak mantıklı olmayabilir. Fakat bu yasama bağışıklıkları üzerinde tartışılamayacak anlamına gelmez, nitekim görüşlerin birleşmesi üstün görüşü ortaya çıkaracaktır.

KAYNAKÇA

TANÖR Bülent, YÜZBAŞIOĞLU Necmi, 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku (Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş, 2020) s.262-274

GÖZLER Kemal, “Yasama Dokunulmazlığı: Bir Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku İncelemesi”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi 56/3 (2001) s.71-101

DURSUN İsmail, “Yasama Sorumsuzluğunun Hakaret Suçu Bakımından Değerlendirilmesi”, Marmara Üniversitesi Hukuk Araştırmaları Dergisi 19/1 (2013), s.73-9

Bir Cevap Yazın