Lidya kralı
Hikaye

"14 dakikada oku"Dalkavuk Hegemonyası

Güneş, Sardes şehrine bugün bir başka doğmuştu. Kral Unzudama sayesinde zenginleşen Lidya krallığında şölen vardı. Kralın sağ kolu olan Dalkavuk Katatri, tüm asilzadelere ve zenginlere şölen davetiyesi göndermişti. Kral Unzudama’dan önce Kral Rakalogna hüküm sürüyordu. Eski Kral Rakalogna’ya kıyasla ülke, zenginliğine zenginlik katmıştı. Katatri de bu yeni dönemde parlamıştı. Kral Unzudama, Katatri’nin dalkavukluğu ile sarhoş oluyor, onu yanından eksik etmiyordu. Bu yüzden Katatri’nin yükselmesi de zor olmamıştı çünkü Kral Unzudama’nın huyunu iyi analiz etmişti. Yeter ki yeni krala biat etsin, krala hoş sözler söylesindi. Zengin olmak isteyen ve zenginliğini korumak isteyenler de kralın bu huyunu iyi gözlemlemişti. O yüzden Sardes şehrine dalkavuklar gün geçtikçe egemen olmaya çalışıyordu.

Şölende soylular, büyük zenginler ve tüccarlar baş tacı ediliyordu. Kral Unzudama kendisine değerli mücevher ve hediye getirenlere bir başka davranıyor, hediyeler ne kadar büyük olursa ruhu da o kadar büyük okşanıyordu. İmtiyaz elde etmek isteyenler bunu yapmayı âdet edinmişti.

Şölende krallığın ulu bilgesi Aksakal Yehcumutir de bulunuyordu. Yehcumutir’in yeri önceki kralların zamanında apayrıydı. Onun sözü bir altın değerinde tutulur, her yerde baş tacı edilirdi. Şimdiki kral ise Yehcumutir’in yerini dalkavuklar ile dolduruyordu. Bunda en büyük payı olan ise Katatri’ydi. Yehcumutir bunu kralın gençliğine ve tecrübesizliğine veriyordu.

Yehcumutir doğruları söylemekten çekinmezdi. Şölendeki şatafattan rahatsızdı. Avamdan gelen vergilerle donatılan bu şölen, onu huzursuz ediyor ve içine sindiremiyordu:

— Yüce Kral Unzudama! Krallığımız güçlendikçe güçleniyor ve zenginleşiyor. Yalnız halktan alınan vergiler ise azalmıyor bilakis zam üstüne zam geliyor, çiftçimizin beli bükülüyor, dedi ve zengin tüccarlara dönerek devam etti:

— Çiftçimizin ve tebaamızın beli bükülürken zengin asilzadelerimiz keyfine keyif, varlığına varlık katıyor.

Katatri, sinsice ulu bilge Yehcumutir’e baktı. Bu Yehcumutir’in, kendisini alaşağı edeceğini sezmişti. Bir şeyler yapmalı diye düşündü ve dalkavukça atıldı:

— Haşmetmeap şevketmeap efendimiz! Aksakal Yehcumutir biraz fazla kötümser bakıyor ve ona göre yorum yapıyor. Krallık düzen içinde. Hem vergileri düşürürsek gelirlerimiz azalır, şu anki refahımızı bulamayız, dedi. Katatri, elinde tuttuğu kazançların değil yok olmasını, zerre azalmasını düşünemezdi. Kral Unzudama da böyle düşünüyordu. Unzudama, servetine servet katmak hatta elinde olsa her şeyi altına çevirmek isterdi. Kral, Katatri’ye hak verdi:

— Katatri’ye katılıyorum Yehcumutir. Olayları fazla abartıyorsun, dedi. Sofrayı gösterip gülerek devam etti:

— Görüyorsun ya ülkemiz pek de zenginleşti.

Yehcumutir, çok şey söylemek istiyordu ama kendisini durdu çünkü konuşsa nefesini boşuna tüketecekti. Kralın etrafında bu kadar dalkavuk varken ve üstelik kral da dalkavukların esiri olmuşken sözünü dinletemezdi.

Başta Katatri olmak üzere şölende bulunan varsıl görünümlü soytarılar hep Yehcumutir’in aleyhineydi. Çünkü o, kendilerine sağlanan imtiyazlara da şiddetle karşıydı.

***

Krallığın iki büyük komutanı Enkogeren ve Zoybal da bu eyyamcı madrabazlardan rahatsızdı. Çünkü kralı kendi lehlerine çekiyor, krallığın nimetlerinden faydalanıyorlardı. Enkogeren ve Zoybal, ulu bilge Yehcumutir’e danışmaya gitmişti:

— Ey bilgeler bilgesi ulu bilge aksakal Yehcumutir! Kralı ve krallığımızı kendi çıkarları için kullananlar mantar gibi üredi. Sen de farkındasındır elbet, dedi tok sesiyle Enkogeren. Sesinde sitem hissediliyordu. Zoybal da Enkogeren gibiydi:

— Kral Unzudama ve dalkavukları zevküsefa içinde bollukta, halkımız ise sefalet içinde yüzüyor ve vergi vermekten başka bir düşüncesi olamıyor, dedi Zoybal. Bu olanları mantık çerçevesine oturtamıyordu:

— Sözümüz dikkate alınmıyor. Askerlikten anlamayan dalkavuklar rant uğruna ordu içinde hızla yükseliyor. Bizim hiç hükmümüz yok mudur Ulu Bilge?

Zoybal’ın sesinde kaygı ve kırgınlık vardı. Yehcumutir, bunu gelişlerinden de anlamıştı. Ulu Bilge Yehcumutir, ikisini de sükûnet içerisinde dinledi ve sonra ikisine de dikkatle baktı, kelimelerini tarttı ve konuşmaya başladı:

— Ey ulu komutanlar! Şüphe yok ki hizmetiniz azımsanamaz. Bulunduğunuz durumdan bunaldınız. Menfaat düşkünleri kralın etrafını sardı. Ne yazık ki Kral Unzudama, Katatri gibi dalkavuk kimselere bel bağlıyor. Ey bana “Ulu Bilge” diyen koca beyler! Kral, Ulu Bilge Yehcumutir’i değil, Dalkavuk Katatri’yi dinliyor. Onun sözleri tatlı hayal geliyor, benim sözlerim ise acı gerçek.

— Farkındayız Ulu Bilge, dedi Enkogeren. Zoybal da söze karıştı:

— Kral, gün geçtikçe bizden uzaklaşıyor, aynı zamanda senden de. Bunu görebiliyoruz. Katatri gibilerin el üstünde tutulması kanımıza dokunuyor. Ola ki krallığımız uçuruma sürüklenmese. Ey Ulu Bilge Yehcumutir! Bize akıl ver.

— Koca beyler! Dediklerinizde haklısınız. Kral Unzudama yanlış yaptığının elbet farkına varacaktır, dedi. Bunu kendinden emin bir sesle söylemişti. Enkogeren ve Zoybal’ın meraklı bakışları altında devam etti:

— Katatri’nin ataları Medliler ile iş birliği yapmıştı. Katatri’nin kanında da bu zehir elbet dolaşıyor.

Enkogeren ve Zoybal da bunu biliyor gibiydiler. Yehcumutir devam etti:

— Yüce atamız halaskâr Tarküta, bu gibi hainlerin külünü savurmuştu. Büyük savaşta ülkemizi yok oluştan kurtardığı gibi bu hainlerin kökünü de kazımıştı. Soysuz hainler, zamanında tekrar hortladılar ancak Kral İrmiyzikes merhamet göstermemişti, fakat yine de sindirilememişlerdi. Katatri de bu soysuzların kanından geliyor. Krallığı ele geçirmek isteyen bu budalalar, Kral Unzudama’yı da etkiledi. Yoksa Katatri gibi ahmak bir herifin bu kadar yükselmesi mümkün mü? Kral, bunlara gerektiğinden fazla güveniyor.

— Kralı gaflet uykusundan uyandırmalıyız, dedi Enkogeren ve Zoybal.

Ulu Bilge Yehcumutir, hiçbir şey demedi. Gafletten uyandırılmanın mümkün olup olmadığını, gafletten uyanıldığında ise her şeyin geç olup olmayacağını düşünüp sorguluyordu.

***

Sardes şehrine, hissedilebilen bir huzursuzluk hâkim olmuştu. Katatri, Yehcumutir’in şölendeki muhalefetinden dolayı onu ve yoldaşlarını krallıktan uzaklaştırmak ve hatta yok etmek istiyordu. Bunu yapabilmenin yollarını düşünüyordu. En ufak bir açıklarını yakalamak için memleketin her yerini kendi çaşıtları ile doldurma fikri aklına gelmişti. Kral Unzudama’ya danıştıktan sonra yetkiyi aldı. Kral’ın da artık kendisine muhalif olanlara zerre tahammülü yoktu. Katatri yüzünden kral paranoyaklaşmış ve gittikçe güç zehirlenmesine teslim oluyordu. Krallığın her yerinden para fışkırıyor ve bu paranın gücüyle her şeye egemen olur zannediyordu. Ancak para, sadece dalkavuklar üzerinde egemen olmayı sağlardı. O kadar zengindi ki “Unzudama gibi zengin olmak” deyimi dünyaya yayılıyordu. Para, bir zaman sonra saadeti ve insanın  kanını zehirler. Ezcümle, panzehirin gereğinden fazlası zehirdi.

Kral Unzudama; halktan fazla vergi alındığını, vergilerin düşürülmesi gerektiğini, halkın geçinmekte zorlandığını bildirenlere inanmıyor ve hatta onları yalan söylemekle suçluyordu. Krallıkta her şeyin yolunda olduğunu bildirenler ise bilakis ödüllendiriliyordu.

Krallığın önemli komuta kademesi ve özellikle de Ulu Bilge Yehcumutir sıkı bir denetim altına girmişti. Hafiyeler memlekette fink atıyor, Katatri’nin beğeneceği türden haber getirenler pek fazla sikke ile ödüllendiriliyordu. En sonunda Katatri’ye muhteşem bir haber gelmişti. O haber, onun için o kadar mühimdi ki sırf o haberi getirene tüm mal varlığını verebilirdi. Kendisine engel teşkil edecek olan her şeyi artık yıkabileceğini düşünüyordu. Allayıp pullayacağı bu haber sayesinde artık tüm kozlar elindeydi. Krala bu çarpıtacağı haberi bildirmek için sabırsızlanıyordu. Kralın yanına gitti. Destur alınca içeri girdi. Katatri, dalkavukluğunu göstererek:

—  Haşmetli Kral Unzudama’ya bin selam olsun!

Bu sözlerle kralın ruhu okşanıyor, pek bir mutlu oluyordu:

—  Gel Katatri. Nedir bu çok mühim haberlerin?

— Yüceler yücesi kralım, hafiyeleriniz, aleyhinizde olanlara göz açtırtmıyor. Boşboğazlar artık dillerine sahip çıkıyor, halkı size karşı dolduramıyor. Gücünüze güç kattığınız, halkın dilinde yayılıyor yüce kralım! Tanrılar sizi başımızdan eksik etmesin.

Kral Unzudama iyice mest olmuştu. Düşlerinde bile bundan iyi bir durumda olamazdı. Dalkavuk Katatri devam etti:

— Zenginliğiniz dört bir yana yayıldı efendimiz. Bu nedenle bizim saflarımızda savaşacak yiğitler de bir hayli fazlalaştı. Cümle âlem sizin cömertliğinizden yararlanmak için kuyruğa giriyor.

Kral Unzudama, bu dalkavukluktan iyice sarhoş olmuştu. Doğrusu, Katatri bu işin hakkını veriyordu. Kral, heybetlini tekrar duymak için sordu:

—  Demek safımıza girmek isteyen askerler çoğaldı ha?

— Evet haşmetli kralımız. Ordumuza katılma isteğinde epey bir artış var.

— Bu çok iyi, dedi Kral Unzudama. Kendinden son derece emin bir lider sesiyle devam etti:

— Gücümüzün kudretini görenler artık bize karşı savaşmayı tekrar düşünür, diyerek kahkaha attı.

Katatri asıl konuya girmek istiyordu:

— Yüceler yücesi kralım, size bir haberim daha var, dedi. Hemen konuşmadı. Kralın gözlerindeki merakı görmek istiyordu:

— Ama nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum efendim.

Kral pek meraklanmıştı. Daha fazla meraklanmak istemiyordu:

— Derhal söyle, dedi kral. Katatri, biraz ağırdan alınca kral “Emrediyorum! Söyle.” dedi.

— Efendim sizin aleyhinize karşı bir örgütlenme olduğu haberini aldım.

— Kim?

Bunu kükreyerek sormuştu. Katatri, suratına mahcupluk ifadesi takınarak:

— Yehcumutir, Enkogeren, Zoybal ve yoldaşları efendim.

— Nasıl olur? Alçaklar! Şölen günü benim kararlarımın sorgulanmasından anlamıştım!

Dalkavuk amacına ulaşmıştı:

— Efendim, emredin derhal tutuklayalım bu hainleri.

— Derhal Katatri. Bu emir kimse tarafından sorgulanmaya! Emrime muhalif olan çıkarsa onu da içeri alın!

***

Yehcumutir, Enkogeren ve Zoybal, krala memleketin durumu hakkında rapor vermek için bir araya gelmişti. Gaflet uykusundan uyanılmazsa delalet yoluna ve hatta hıyanet yoluna varılacaktı. Krala, Katatri’nin atalarının hainliklerinden, kralın yanındakilerinin yolsuzluklarına kadar her şey bahsedilecekti. Katatri gibilerinin, kralı kendi amellerine alet etmelerine artık dayanamıyorlardı. Kral, nasıl bir sarhoşluğun içindeydi? Halbuki Kral, bu sarhoşluğun hem farkında hem de  bu durumdan memnundu.

Bu sırada kapı kırıldı. Kralın yaverleri, kraldan aldığı emir gereği Yehcumutir’in, Enkogeren’in ve Zoybal’ın toplandıkları yeri basmıştı. Her türlü materyale el koyuldu.

Enkogeren ve Zoybal gibi komutanların hain olduğu, krala biat etmediğini, Ulu Bilge Aksakal Yehcumutir’i de aralarına çekmeye çalıştıkları avama yayılmıştı. Yehcumutir’in hain olduğuna halkın inanmasını beklemek imkansızdı. O yüzden ona hain diyemediler fakat tek kelime etmesine de müsaade etmediler. Yıldırma politikası uygulanıyordu. Bu kara propaganda neticesinde Enkogeren ve Zoybal, halk tarafından dışlanmıştı. Gerçekleri sezebilen ve söyleme cesaretinde bulunabilenler de halk tarafından hor görülüyor, sindiriliyor ve ötekileştiriliyordu. Krallıktaki avamın iyi şartlar altında olması için didinen Doktor Nalyas bile alaşağı edilerek bundan payını almıştı.

Şeytanlaştırma ve linç, Sardes şehrinde son hızıyla devam ediyordu. Enkogeren ve Zoybal, suçlanma nedenlerini duyduklarında hayrete düşmüştü. Sorgulama yapılmaksızın kodese tıkılmışlardı.

— Krala ve krallığa bu kadar hizmet edip düşman öldürdük. Hey koca Enkogeren! Krallığın her daim muzaffer olması için emek sarf eden ve hatta bu uğurda çarpışanlar, bir hain gibi tutuklandılar. Şimdi bizi neyle suçluyorlar işittin mi?

— Zoybal, kardeşim! Başımıza bunun geleceği elbet belliydi. Fakat beni asıl üzen şey, ailemizden bir parça saydığımız kişilerin bile bizi yargılamadan  hain demesi.

— Ulu Bilge ne durumda acaba? Diye meraklandı Zoybal. Hiç ses etmedi Enkogeren. Boşluğa daldı…

***

Aradan beş yıl geçmişti. Enkogeren, Zoybal ve yoldaşlarının yerine  Katatri’nin adamları gelmişti. Katatri’nin yoldaşlarının orduda ve krallıkta boşalan makamlar sayesinde mertebeleri hızla yükselmişti. Bu beş yıllık süre zarfında Kral Unzudama, farkında olmadan dalkavuk esiri olmuştu. Dalkavuk Katatri’ye olan itimadı, ona biat etmeye dönüşmüştü. Artık, Kral Unzudama dalkavuk; dalkavuk Katatri ise kral olmuştu. Kral, aldığı kararlarının kendisinin kararları olduğunu zannediyordu.

Kral Unzudama, Yehcumutir’i ulu bilge olmasından, atalarının ona hürmet göstermesini öğütlediğinden ve yaşından ötürü onu henüz yargılamamıştı ama asıl sebep bu değildi. Kral Unzudama, halkın Yehcumutir’in yargılanmasının haberinin alışmasına uygun bir ortam hazırlamak için onu sıkı bir denetime tabi tutturmuş ve göz hapsine almıştı. Yehcumutir, bu süre zarfında ömrünü artık Enkogeren ve Zoybal’ın geride kalan çocuklarına adamıştı. Onların eğitimi ve yetişmesi için varını yoğunu ortaya koyuyordu.

Lidya Krallığında, krallığın tecrübeli komutanlarının yokluğunda artık Med tehlikesi daha fazla hissediliyordu. Medliler ile savaş kaçınılmazdı. Kral Unzudama, büyük bir sefer yapılacağının haberini verip orduya katılmak isteyen herkesin orduya alınacağını buyurdu. Orduya girenlerin maaşına zam yapıldığını duyanlar Sardes şehrine koşmuştu. Beklenilenden fazla olan asker sayısı, krallığın göğsünü kabartmıştı. Sardes şehrinde artık insandan başka bir şey yoktu. Lidya ordusu o kadar büyümüştü ki Medlilerin, Lidya ordusunu görünce paniğe kapılacağı düşünülüyordu.

Yehcumutir, orduya katılacakların oluşturduğu kalabalıktan faydalanarak Enkogeren ve Zoybal’ın çocuklarını alıp krallığın bir ucuna yola çıkmayı planlamıştı.

***

Savaş meydanı kan gölüne dönmüştü. Kanlar toprağı sulamakla kalmamış, göl oluşturmuştu. Cesetler kan gölünde ayırt edilemiyordu. Her iki tarafta da ağır kayıp vardı. Kral Unzudama, Medlilerin yıldığını düşünerek geri çekilme emri verdi. Lidya ordusu, Sardes şehrine gireceği sırada Kral Unzudama, orduyu terhis ederek gelecek sene yapılacak olan sefere kadar serbest olduklarını buyurdu. Paralı askerlerin çoğu dağılmıştı. Şehirde ise bir zafer havası hâkimdi ancak akan bunca kana rağmen savaş sonuçlanmamıştı. Medliler, Lidya ordusunu takip etmiş ancak Lidyalılar, Medlilerin kendilerini takip ettiklerini fark edememişlerdi. Katatri’nin basiretsiz ve ihtiyatsız komutanları ile idarecileri takip edildiklerini idrak edememişti. Hazırlıksızlardı, askerlerin büyük bir kısmı da dağılmıştı. Sardes şehri ve Lidya pek fazla dayanamadı.

***

Yehcumutir, çocukları alıp çoktan şehirden uzaklaşmıştı. Bir tepede durduklarında çocuklar, Ulu Bilge Yehcumutir’e:

— Nereye gidiyoruz Yehcumutir amca?

— …

— Artık ne yapacağız?

—!..

— Yehcumutir amca…

— ?..

Ulu Bilge, sevecen gözlerle önce gençlere, sonra ardını kaplayan ulu dağlara baktı. Göğü kaplayan dağların ardını görüyor, tüm benliğiyle hissediyordu. Yüreğine o engin dağlar saplanmıştı. Çocukların seslenmesiyle ayıldı. Çocukların meraklı bakışlarında kaybolarak cevap verdi:

— Büyümeye çocuklar. Akıllanmaya ve yepyeni bir geleceği siz gençlerle inşa etmeye!..

Bir Cevap Yazın