Yavru kediler
Gündem

"6 dakikada oku"Zalimler ve Kedi

  Bugün ziyadesiyle müteessirim. Nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Fakat hadise mide bulandırıcı. Bir canlının cesedine şahitlik ettim bugün. Bu canlı, bir kedi idi.

   Haftada bir veya iki gün muhitimden çok fazla uzaklaşmamak suretiyle yürüyüşe çıkarım. Bunun birçok sebeb-i telifi vardır. Dört duvar arasında sıkıntıdan patlamamak, bacaklarımın kilitlenmesini engellemek, birkaç insan yüzü görmek gibi temel ihtiyaçlardır bunlar. Vaktimizin çoğunluğunu evlerde harcadığımız şu sayılı günlerde, hâlâ yaşadığımızın bir alâmeti olması açısından hareket etmeye kendinizi zorlamanız siz kıymetli okuyucularıma da sağlığınız için ilk ve son tavsiyemdir.

   Hava oldukça sıcak, çimenler serindi. Kara toprak öbür dünyayı hatırlatıcı ulvi manzarasıyla karşımda duruyordu. Biraz ilerleyince yeşil yolun giriş kısmına geldim. Yeşil yol, evimize uzanan etrafı uzun saplı yeşil otlarla çevrili olduğu için oraya kendimce bu ismi münasip buldum. Elbette ki gözlerimi sulandıran ‘Yeşil Yol’ adlı romanı da okumuştum. Her neyse, başlangıçtaki oyuk derenin dibine eğildim. Bir de ne görsem beğenirsiniz? Ölmüş bir kedi… Üstelik rızasıyla irtihâl eden bir kedi de değil… Naif kalçası tamamen yok edilmiş, kuru ağzı bir karış açık bırakılmış; herhangi bir aksülâmel göstermeyen vücudu sineklerin menzil yerine dönmüştü. Bir lâhza durup, hayatın insanı mutlu kılmak için umut vaat edici bir şey olmaktan çıktığını düşündüm. Yazık… Aklı, fikri, zikri olmayan uysal bir canlıya bu kıyıcı darbeler nasıl indiriliyor, bir türlü havsalam almıyor. Yalnız şöyle bir vâkıa da var. Artık olan bitenlere şaşırmıyoruz. Ülkemizdeki kan emici soysuz câniler salt yirmisindeki genç kızları hedef almakla kalmayıp, şehvetlerini yatıştırıcı bir işleve sahip olduğunu düşündükleri her şeye, canlı cansız diye ayrım yapmadan, karşı taarruza geçiyorlar. O insan nasıl bir vicdan yoksunu bir mütereddî ki, alçaklıktaki birinciliğini asla kaptırmıyor… Nasıl bir aşağılık ki, Allah’ın lütfettiği eşref-i mahlûkatlık pâyesini hunharca söküp atabiliyor… Üzerine kafa yorunca bir neticeye varamıyorsunuz. Hülâsa, hayvanların ölümü alelâde bir hâl almış vaziyette ki bu işin encamı biz insanlar için hayırlı değildir. Höst, pişt, deh, çüş gibi noksan nidâlarla, insanlıktan çıkarıcı sözde inlemelerle bir yere varılmaz. İnsanlığından emin olan insan her daim kendine yakışanı yapacak, sebatkâr olacak ve en nihayetinde bu intizarının kemale ermiş meyvesini sapıyla beraber yiyecektir.

   Neden? Allah’ın: ‘Onlar benim sessiz kullarımdır.’ dediği hayvancıklara biraz olsun hürmetiniz yok mudur? Kedilerden, köpeklerden, muhabbet kuşlarından, akvaryum balıklarından hazzetmiyor olabilirsiniz. Yolun ikiye ayrılan noktası burada aşikâr oluyor. Hürmet göstereceksiniz! İşte efendim, bu kadar sarihtir. Tartışmaya da kapalıdır. Sokakta onlardan birini gördüğünüz zaman yüzünüzü başka yöne çevirmeyip yürüdüğünüz istikamete devam edeceksiniz, hepsi bu kadar. Ama siz inat eder, yok illâ sataşacağım diye kaideleri çiğnerseniz, buyurun efendim. Sizi zorla zapt eden yok. Fakat gün gelir o suskunların, o dilsiz güzellerin âhı bir tutar, bir tutarsa… Vay hâlinize… Geceleriniz zehir zemberek çuvalı olur. Yastığa başınızı koyduğunuz andan itibaren kara hülyaların emsalsiz hüddamlılarına maruz kalırsınız. Bakalım kim kobay? Haydi, fasılasız rahat bir uyku çekin de göreyim sizi! Şuursuz ve zalim olmanın bedelini derin bir uykuya geçiş yapamamakla ödersiniz. Bunun ne denli ağır olduğunu anlatmama bile lüzum yok sanırım. Cezasını çekecek kişi zaten bilir. Hele ki bir hayvanı öldüren… Buna çare yoktur. Evvela Allah’ın gazabına, daha sonra insanların hor bakışlarına uğrarsınız.

   Açıkçası anlamıyorum. Pazartesi günü çarşıya çıktığımda, orada burada gördüğüm karnı aç kediciklere dağıtmak üzere marketten bir paket mama almıştım. Yediklerini izlemek de hoşuma gitmiyor değil. Kıtır kıtır hüpletiveriyor tosuncuklar. Oh, maşallah! Gelgelelim bir yanda da bu masumlara birkaç senelik hayatı reva gören katiller bulunuyor. Handiyse kusacağım geliyor. Anlatmaya kalkışsam başınızı düğün yerine çeviririm sevgili dostlarım. Böyle insanlar fütursuzca ellerini kollarını sallayarak, istedikleri caddede serenat yapmamalı. Efendim, trafikten men edilen vasıtalar yok mu? Buna benzer bir yasa tasarısıyla aktüaliteye oturtulsa hepimizin yararına olmaz mı? Para cezasının tesiri sıfırdan farksız. Bu kişiler şartlı tahliye ile serbest bırakılmayıp tutuklu kalmalı, her hafta düzenli olarak karakola imza atmaya gitmeliler. Müşahede altına almak da cazip gelebilir. Yahut uzun süreli bir ev hapsi… Ki bizlerin hiçbir cürmü olmadığı hâlde göz kapaklarımız kapanmak bilmiyor. Hırsızı ayrı, falanı filanı ayrı… Bu kadarı kâfi artık yahu! Zavallı insanların ne günahları, ne gibi bir kabahatleri var? Evlerinin önüne de silahlı muhafızlar dikemezler ya? Hem kadınlar da korkuyor ve imtina ediyorlar. Yarından tezi yok bu iş üzerinde birtakım faydalı fikirler yürürlüğe konmalı, Türk halkı müreffeh bir nefes almalıdır. Tecavüzcülerin, ırza tasallut edenlerin diledikleri âmâna itimat edilmez. Onlar için apayrı bir muhakeme yürütülmesi muhakkaktır. Konu su götürmez bir gerçeklikle açıklığa kavuşturulmalıdır. Kadınlarımıza, kimsesiz hayvanlarımıza sahip çıkamazsak ahirette bize hesap soracaklardır. Ve en kötüsü, kara bir bulut gibi kâbusumuza çökeceklerdir. Dolayısıyla alınacak tedbirlerin önü arkası sağlam bir kayığa bindirilmelidir. Zira gemi su alınca bütün bir mürettebatı okyanusa gark eder.

   Aydınlık, istikbali parlak, genciyle ihtiyarıyla uyanık ve temkinli, hiç kimsenin insanlığından pul tanesi kadar şüphe duymadığı, salâhiyetli kadroların beyân edilen mülâhazalara ve farklı fikirlere açık olduğu; bütün dünya ülkelerinin karşısında kıskançlık duygusundan tırnaklarını yediği bir Türkiye olabilmek adına silkinerek kendimize gelelim. Bu yazımı okuyan hükûmetten biri çıkarsa şayet, mesut olurum. Tabiî, az evvel sıraladığım bildirileri icraat sahasına geçirirse… Dediklerimi dikkate alacak olan her kim olursa olsun, şimdiden teşekkürü borç bilirim.

25/05/2021 

Marmara Üniversitesi, Türk Dili Ve Edebiyatı Bölümü üçüncü sınıf öğrencisi.

Bir Cevap Yazın