Z Kuşağı
Gündem,  Sosyoloji

"5 dakikada oku"Z Kuşağı

Z kuşağı… Son zamanlarda haberlerde, sosyal medyada hatta gençler arasında sıkça duyduğumuz o meşhur iki kelime, birçok kesim tarafından anlamı merak edilir bir hal aldı. Gelin bu kuşağı birlikte tanıyalım; sonrasında düşüncelerimizi sizlerle paylaşayım. Dilerseniz siz de yorumlarınızı belirtip fikirlerinizle bu konuda zihinlere misafir olabilirsiniz.

Z kuşağı için spesifik bir yıl aralığı henüz belirlenmiş değil. Bunun en büyük sebebi ise dünyada her coğrafyanın eşit şartlarda yaşamaması maalesef. Örneğin Afrika Kıtası’nda 1998 yılında doğan bir çocuk ile Batı Avrupalı bir çocuğu aynı jenerasyona dâhil etmek pek akla sığmıyor. Lakin genel kanı, Z kuşağının 1995-2021 yılları arasında doğduğudur ve 2021 mevcut yıl olduğu için alfabenin son harfiyle isimlendirilir. Ek bilgi olarak ”İnternet kuşağı veya Google Kuşağı ”gibi diğer adları da vardır. İnternet kuşağı olmaları nedeniyle siyasi partilerin ve reklam verenlerin özellikle ilgi odağındadır. Hepimizin bildiği üzere, internet endeksli yaşanılan mevcut düzen bu ilgiyi normal kılıyor. Tabi bu durumu, Türkiye’deki 2023 seçimlerinde 7-8 milyona yakın bir kitlenin oy potansiyeline sahip olacağını düşündürüyor. Bu durumun farkında olan Erdoğan da hatırlanacağı üzere bu kuşakla bir video konferans gerçekleştirmiş fakat umduğunu bulamamış ve bu jenerasyondan tepkili yorumlar almıştı. Tüm bu anlattıklarımdan sonra yine ülkemiz tekelinde bu devrin çocuk ve gençlerin objektif bir şekilde huylarına ve sorunlarına göz atalım istiyorum.

Bariz bir özellikleri, diğer kuşaklara göre daha eğitimli olmaları. Teknolojinin yaygın kullanıldığı bir çağda dünyaya gelmiş olmaları bilgiye kolay ulaşmalarını sağlıyor ve teorik bilgiler konusunda gelişmiş bir zekâları var lakin pratik bilgilerde de bir o kadar başarısızlık gösteriyorlar. Çünkü teknolojinin kafese aldığı bu nesil sosyal hayata katıldıkları an, heyecana kapılabiliyor ve bildiklerini unutabiliyorlar ya da aşırı özgüvenin kurbanı olup antipatik bir konuma düşebiliyorlar. İkinci bariz özellikleri ise maalesef birçoğunun saygı görmemesi. Fikirleri, yaşam tarzları ve alışkanlıkları diğer kuşaklar tarafından “saygısızca, örf-adetlere aykırı ve yanlış özgürlük” olarak tanımlanıyor. Buradan salt çoğunluğun anti-muhafazakâr, özgürlükçü ve liberal politikalara ilgi duyduğunu anlayabiliriz. Yani radikal fikirleri çağ dışı buluyorlar ve bireysel özgürlüğü öne çıkarıyorlar. Ancak buna ters olarak özgürlükçü bir ideolojiye sahip olmayanları da genel olarak “bağnaz” kabul etmeleri ve diğer insanların giyim kuşamlarına yönelik ön yargılı tutumları bu hususta bir tezatlık meydana getiriyor. Dolayısıyla eski ve yeni kültür arasında sıkışmış oldukları bir nebze söylenebilir.

Son özellikleri ise sanata düşkün ve siyasetin ayıramadığı çocuk gençlerden oluşmaları. Bunun nedeni ise yüksek kentleşme oranı, salgınlar ve savaş gibi insan psikolojisini olumsuz etkileyen olaylardan uzaklaşmak istemeleri, çözümü de sanatta aramaları. Fakat ne acı ki günümüzde gençlerin kaygı oranı 2.Dünya Savaşı yıllarındaki bir akıl hastasının kaygı oranıyla aynı. İyi haber ise bu psikolojiyi analitik, hızlı ve gamsız düşünme metotlarıyla aşabiliyor olmaları. Tabii sürekli bu psikolojiyle savaşıyor olmanın yorucu olduğunu inkâr edemeyiz.

Tüm bu objektif ve bilimsel araştırmalara dayanan bilgilerden sonra, şimdi de sübjektif olarak gözlemlerime dayanarak yorumlarımı, siz değerli okuyucularla paylaşmak istiyorum. Öncelikle negatif yönlerini paylaşıp bir nevi eleştiri yapmak istiyorum. İlk olarak Türkiye’de Z kuşağının yaş sınırlamasını 5-20 yaş aralığı olarak belirlemenin daha doğru olacağı kanaatindeyim. Çünkü 80 darbesini yaşayan insanların ebeveyn olması genellikle 2000 yılı ve sonrasında meydana geldi. Fikrimce bu nesil, ailelerin darbe travmalarından dolayı siyasetten uzak bir yaşam sürüyor ve kendilerini yönetecek kimselerden bihaberler. Bihaber olmasalar dahi Türkiye gerçeklerini iyi göremiyor ve ütopik fikirlere sahip oluyorlar. Bunda elbette ki tecrübeden yoksun oluşları önemli bir paya sahip. İkinci olarak bilgiye çabuk ulaşmaları karakterlerindeki memnuniyetsizliği arttırıyor. Neticede çabuk elde edilen herhangi bir şeyden kazanılan tatmin oldukça düşük olacaktır. Son olarak her ne kadar birçok yanlış örf, adet ve etikler olsa da bunların hepsini reddetmek ve sadece kendi doğrularımızı ön plana çıkarmak bizi bencil, kültürlere karşı saygısı gelişmemiş ve sosyallikten uzak biri yapar. Yani bu konuda Z kuşağına; uyum sıkıntısı yaşayan, bireyci ve üslup sorunları yaşayan insanlar demenin yanlış olacağını düşünmüyorum. Sözlerimi pozitif izlenimlerle noktalayacağım, bu jenerasyonun mükemmel özelliği müthiş eğitimli olmaları. Teorik olarak ileri seviye bir zekâya sahipler ve onlardan her an bir bilgi edinebilirsiniz. Pratik zekâları sayesinde işlerini rahatlıkla görebiliyorlar. Karşılaştıkları problemleri kendi çıkarlarına uygun, seri bir şekilde çözüyorlar. Bu da onları işlevsel kılıyor. Son olarak teknoloji çağı bireyleri olduklarından, yoğun ve rutin günümüz dünyasını eğlenceli kılmak adeta onların işi. Sonuçta günümüzdeki birçok eğlence sektörü teknolojiyle bağlantılı. Bunlara örnek olarak bilgisayar oyunlarını, video kliplerini ve spor müsabakalarının internet yayınlarını verebiliriz. Tüm bunlar hanelere, çoğunlukla Z kuşağının kurulumlarıyla geliyor. Bu da onların keyifli bir özelliği. Toparlayacak olursam Z kuşağını bir çerçeveye oturtabilmek -nasıl düşünürsek düşünelim- saygıyı hak ediyor. Tüm kuşakların huzur içinde, anlaşabildiği bir dünya dileğiyle, bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Bir Cevap Yazın