Gündem

"5 dakikada oku"SURİYE İÇ SAVAŞI VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

2011’de başlayan sivil protestolar bugüne gelindiğinde birçok ülkenin gövde gösterisi yaptığı bir arenaya dönüşmüştür. Suriye’nin bu duruma düşmesinde birçok faktör rol oynamıştır: 50 yıldır süregelen Esad iktidarının getirdiği siyasi alternatiften yoksunluk, etnik ve dini hoşnutsuzluklar ve ekonomik durgunluk. Ancak bütün bunların arasında artık Ortadoğu’da önemli bir mesele olan iklim değişikliğinin, dolayısıyla kuraklığın da rolü gözden kaçırılmamalıdır. Özellikle Ortadoğu gibi kurak bölgelerde su büyük önem taşır, hatta bir savaş nedenidir. Suriye, yıllardır gerek İsrail ile su kaynakları açısından zengin Golan tepeleri için gerekse Türkiye ile Fırat nehri için dolaylı ya da dolaysız birçok siyasi veya askeri çatışmaya girmekten kaçınmamıştır. Dokuz yıl önceki savaşın sebepleri arasında var olan tüm faktörlere ek olarak kuraklık ve buna bağlı oluşan işsizlik, enflasyon ve köyden kente göç gibi nedenleri göz ardı etmek mümkün değildir.

(NOAA Kuraklık Haritası 1971-2010)

2005 yılına gelindiğinde Suriye hızla büyüyen nüfusuyla -neredeyse her yıl yarım milyon artış- ve görece istikrarlı bir ekonomiyle Ortadoğu’da sakin bir dönem geçiriyordu. Ancak 40 yıldır yükselen sıcaklıklar artık şiddetli bir kuraklığa dönüşmüştü. Bunun sonucu olarak FAO’ya göre 2005-2011 yılları arasında bu kuraklıktan 1,3 milyon Suriyeli etkilenmişti(FAO, 2009). Bu kadar uzun ve sert geçen kuraklık sonucu tarım alanlarında uzun süre ekim yapılamadı. Böylece çöle komşu olan bu hassas tarım arazileri hızla tuzlanmaya başladı. Önce arazilerini kaybeden çiftçiler gelirsiz kalmaları sonucu evlerini de terk etmek zorunda kaldılar. BM’nin aynı raporuna göre 2011’e kadar 800.000 Suriyeli evini kaybetmişti(FAO, 2009). Sonuç olarak Suriye’deki ekilebilir arazilerin %75’i bu zaman diliminde ekinsiz kalmıştı(Samenow, 2013). Tarım alanındaki çöküş elbette hayvancılık sektörünü de derinden etkiledi. Çiftlik hayvanlarının %85’i bu durumdan dolayı telef edilmek zorunda kaldı(Samenow, 2013). Çiftçiler daha iyi koşullar aramak için hızla Halep, Şam ve Hama gibi büyük şehirlere akın ettiler.

Basit bir kuraklıkla başlayan bu süreç büyük kentlere ilerleyen yoğun göçlerle artık bir çatışma mekanizmasına evrilmiş oldu. Yüzbinlerce insanın birkaç yıl içerisinde büyük şehirlere göç etmesi, Suriye’deki yerel yönetimleri de zor durumda bırakmıştı. Sağlık, eğitim ve konutlaşma gibi temel altyapı sorunlarının yanı sıra işsizlik ve pahalılaşma da doğal olarak bu sürecin bir parçasına dönüştü. Kiralardaki artış, işgücünün ucuzlaması, okul ve hastanelerdeki doluluk, kısacası kıt kaynakların paylaşımı da şehirde yaşayan insanlar ile göçmen çiftçiler arasındaki tansiyonu yükseltmiştir. Ayrıca tarıma dayalı bir ekonomisi olan Suriye, uzun süren kuraklıklardan dolayı iktisadi olarak zayıflamış ve bu problemlere müdahale etmekte geç ve yetersiz kalmıştır. Kuraklık 2008’de zirve yaptığında enflasyon da son yıllardaki en yüksek orana -%15- çıkmıştır(IMF, 2008). Evsiz ve işsiz kalan 1 milyondan fazla çiftçi ve bu zincirden etkilenen çok daha fazla Suriyeli artık normal standartların altında bir yaşam tarzını benimsemişlerdi. BM’ye göre 2011’e kadar 2 ya da 3 milyon Suriyeli şiddetli yoksullukla mücadele etmek zorunda kalmıştır(Werrell, 2012). Başka bir deyişle her 8-9 Suriyeliden 1’i insanca yaşama hakkından mahrum kalmıştı.

(USDA Foreign Agricultural Service, Commodity Intelligence Report, May 9, 2008)

Irk, din, mezhep ve aşiret kavramlarının çevresinde gelişen gerginlikler, uzun süren tek sesli yönetim, reform taleplerini görmezden gelen baskıcı bir sistem gibi Suriye’yi onlarca yıldır etkisi altına alan politik ve sosyolojik iklim elbette ki bu ülkeyi iç savaşa sürükleyen ana neden olarak kalmaktadır. Ancak dolaylı olarak iklim değişikliğinin etkilerini ve bu savaştaki rolünü de bir tehdit çarpanı olarak gözlemek mümkün. Arap baharının etkisiyle 2011’de Suriye’de de eylemler başlamış, hükümetin sert bir şekilde karşılık vermesi sonucu eylemler büyük protestolara, ardından da isyana dönüşmüştür. Hiç şüphe yok ki insanlar başlangıçta hak, özgürlük ve reform talepleriyle harekete geçtiler. Bundan sonrası için iklim göçmenlerinin/mağdurlarının isyanda daha çok rolü olduğunu söylemek mümkün değil. Yine de iklim değişikliğinin beraberinde getirdiği olumsuzluklar ve bundan etkilenen milyonlarca insanın mevcut huzursuzluğu körüklediği kesindir.

Sonuç olarak iklim değişikliği bir ülkenin iç dinamiklerini etkileyen ve tetikleyen güce sahiptir. Birleşik Devletler Savunma Bakanlığının 2010’da yayınladığı savunma raporunda, aslında Suriye’de olanların ve olacakların kısa bir özeti vardır. Rapora göre “İklim değişikliği, kırılgan olan hükümetleri zayıflatabilir, göçlere neden olabilir, yoksulluğun ve şiddet olaylarının hızlandırıcısı olabilir.”(USA, Department of Defense, 2010).

Günümüzde, Bereketli Hilal’in önemli parçalarından olan Suriye, artık, açlığın, susuzluğun ve istikrarsızlığın merkezlerinden biri haline gelmiştir. Ortadoğu’da kuraklığın, daha doğrusu suyun ana aktör olduğu inkâr edilemez. Büyük bölümü çöl olan Suriye’nin bu meseledeki kırılganlığı “su”yu ve iklim değişikliğini geçmişte olduğu gibi gelecekte de bir ulusal güvenlik meselesi olarak tutacaktır.

KAYNAKÇA

FAO. (2009). FAO’s Role in the Syria Drought Response Plan. Damascus: FAO.

IMF. (2008). Inflation rate, average consumer prices. International Monetary Found: imf.org

Samenow, J. (2013, Eylül 9). Drought and Syria: manmade climate change or just climate? Washington Post: washingtonpost.com

USA, Department of Defense. (2010). Quadrennial Defense Review. Washinton DC: Secretary of Defense, 1000 Defense Pentagon, Washington DC, 20301-1000.

Werrell, F. F. (2012). Syria: Climate Change, Drought and Social. The Center for Climate and Security, 1-3.

 

Berenis'in saçları ile Andromeda arasında volta atan bir hayal denizcisi.

Bir Cevap Yazın