Gündem,  Sosyoloji

"4 dakikada oku"Siyahilere Yönelik Bitmeyen Irkçılık

Siyahilere yönelik ırkçılık örneklerine birçok yerde rastlamaktayız. Yüzyıllardır var olan bu durum dünyanın pek çok yerinde varlığını sürdürmüştür. Peki nedir bu ırkçılık, neden vardır? Irkçılığın kökeni nereden gelir ve çözüm yolları nelerdir? Gelin hep birlikte inceleyelim.

Kelimenin kökenine inecek olursak ırk, toplum tarafından genellikle farklı görülen fiziksel ve sosyal niteliklere göre insanların sınıflandırılmasıdır. Bu sınıflandırma çeşitli alanlarda kendini gösterebilir, beyazlar ve siyahiler bunun en tipik örneklerinden biridir. Bu ayrımcılığın tarih sahnesine en bariz çıkışı, Avrupa’da başlayan Sanayi Devrimi ile sömürgecilik faaliyetleri için Avrupalıların Afrika bölgesine akınıyla başlar. Avrupalılar Afrika kabilelerine göre daha üstün teknolojiye sahip silahlarını kullanarak buradaki devletleri sömürür. Emperyalist güçler tarafında Avrupa’ya getirilen insanlar, fabrikalarda zorla çalıştırılır. Eş zamanlı olarak Avrupa’da yükselen sınıf ayrımları siyahiler üzerinde daha da keskinleşir, onlar artık burjuvazinin köleleridir… Yani, bu ırkçılığın temelinde bazı beyaz kesimlerin siyahileri geçmiş çalışma şartlarından dolayı aşağılaması yatar. Peki, bu hâlâ böyle midir? Bugün dünyanın en büyük devletlerinden biri olan ABD’de daha önce ilk siyahi başkan seçilse ve birçok alanda siyahileri görebilsek de hala yaşam şartları çok zor. Özellikle Avrupalı beyaz halk maalesef bilinçaltında yatan o ırkçılığa karşı koyamamaktadır. Geçmiş dönemlerde yaşanan George Floyd olayı ve Başakşehir Futbol Klübü’nün teknik personeli olan Pierre Webo’ya yönelik hakaret bunun somut örneklerinden yalnızca iki tanesi. Bu tip örneklerin altında yatan biyolojik faktöre bakacak olursak insan beyni kendine benzeyeni yakın bulan bir yapıya sahip fakat aynı zamanda kendini yontabilecek bir güce de sahip. Yani insanlar zamanla çatal bıçak kullanmayı ve diğer sayısız ahlaki ve etik kuralları, değerleri nasıl öğrenebiliyorsa bir insana aşağılayıcı ifadeler kullanmamayı da öğrenebilir. Ancak özellikle Batı dünyasındaki milliyetçi söylemler bu ayrımcılığın ateşini körüklüyor ve ne yazık ki manipülasyon konusunda uzmanlar. Düşünün, beyaz bir siyasetçinin kendi milletini yücelten söylemleri o toplumdaki beyazları siyahlara karşı ayrımcılık yapma hususunda nasıl ateşlemez? Örneğin, İngiliz toplumuna neredeyse yücelik sıfatı veren bir siyasetçi o bölgede yaşayan siyahileri nasıl 2.sınıf kategorisine koymaz? Neticede gerçek İngilizler siyahi olmadığından bu söylemler, toplumun tüm farklı kesimlerine yönelik ırkçı bir tutum oluşmasına neden olur. Kısacası, teknolojinin çok ileri bir boyut kazandığı küresel dünyada geçmiş bir kenara bırakılmalı; insanların renk, din, dil gibi özellikler bakımından ayrılamayacağının farkına varılmalıdır. Ünlü fizikçi Albert Einsten’in dediği gibi insanların yalnızca iki sınıfa ayrılabileceğini, bunların yalnızca iyi insanlar ve kötü insanlar olduğunu insanlık olarak felsefe edinmemiz gerekir. Bunu kolaylaştıracak araçlar ise kuşkusuz eğitim sistemlerinin ırkçı söylemlerden arındırılması, siyasi otoritelerin oy kazanma uğruna çoğunluğa hitap etmemesi, anayasalarda azınlık haklarının genişletilmesidir. Özellikle yeni kuşağı şekillendirecek biz gençler olarak bu konuda payımıza düşeni yapmak en önemli sorumluluğumuzdur. Unutulmamalıdır ki demokrasi, temel hak ve özgürlükler, laiklik tüm insanlar içindir. Barış içinde, refah seviyesi yüksek, insani değerlerin ayaklar altına alınmadığı bir yaşamın toplumlara getireceği vicdani rahatlamanın ötesinde bir duygu olamaz. Sınırların teknolojik aletlerin yoğun etkisiyle böylesine daraldığı bir dünyada “Ne yapabilirim ki?” demek kişinin kendisi için de toplumu için de zararlı eylemlerinden biridir. Martin Luther King’in büyük katkıları olan 1964 Medeni Haklar Yasası ile ‘Bir Hayalim Var’ konuşmasının, Malcolm X’in uğruna vazgeçtiği canının ve Rosa Parks’ın direniş ruhunun bu yolda tüm insanlığa ışık kaynağı olması dileğiyle.

Bir Cevap Yazın