Gündem

"4 dakikada oku"SEVR ZİHNİYETİNİN GÜNCEL ÜRÜNÜ: B.O.P.

SEVR ZİHNİYETİNİN GÜNCEL ÜRÜNÜ: BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ (B.O.P.)

Bir millet vardır ki, büyük işler yapmaya muktedirdir. Bir millet vardır ki başını doğrultup yürümeye başladığında kem bakışları üzerine çeker. Bir millet vardır ki başkaları kan emici rolüne soyunurken o, atasının ‘yurtta sulh cihanda sulh’ ilkesini kendisine şiar edinir. Bir millet vardır ki dünyanın öbür ucunda olan bir zulmü en derinden hissederek ses yükseltir.

İşte bu milletin adı Türk milletidir.

Böyle bir milletin tarihinden ilham alarak ve çağın gerekliliklerini yerine getirerek ilerlemeyi istemesi kimi kesimleri fazlasıyla tedirgin ve rahatsız etmektedir. Sözde müttefik, özde düşman olanlar Türk’ün Anadolu’daki mevcut devletini büyütmemek, ilerletmemek hatta ezmek içinden ellerinden geleni yapmıştır, halen de yapmaktadır.

Kimi ajan ve piyon siyasetçiler eliyle ülkemiz üzerindeki etkisini sinsice arttıranlar Türkiye’yi muhtıralar ve darbeler ile tökezletti. 1980 sonrası ise silahlandırıp finanse ettikleri örgütleri de yine aynı amaç doğrultusunda kullandı. Kameralar önünde yüzümüze gülüp elimizi sıkanlar kapalı kapılar ardında Türkiye’yi bölme hesapları yapmakla meşguldü. Onların destek verdikleri, kundaktaki bebeği, şantiyedeki işçiyi, dağda 20-21 yaşındaki askeri, yolda silahsız 33 eri adice şehit etti. İşin garibi ‘hak savunuyoruz’ diyerek dağa çıkan bu canilerin şehit ettiği on binlerce ismin bir bölümünü ‘haklarını savundukları’ kesim oluşturmaktaydı. Şeref yoksunluğunun kitabını yazıyorlardı . Peki kimdi bunlar ve niyetleri tam olarak neydi?

11 Eylül saldırısı sonrası ABD ‘küresel terörle mücadele’ konseptini açıkladı. Buna göre dünyada kendilerine göre terörist olan her kim varsa bunlara karşı askeri anlamda mücadele verilecekti. ‘sıtmaya karşı en etkili mücadele sinekleri öldürmek değil bataklığı kurutmaktır’ düşüncesiyle yola çıkan Bush, terörün kaynağı olabilecek devletlerin tespiti için bir rapor hazırlanmasını istedi. Bu rapora göre terörün kaynağının İslam coğrafyasının büyük bir bölümü olduğu, müdahalelerin bu ülkelere yapılması gerektiği vurgulandı. Hedefte 23 ülke vardı ve biri de Türkiye’ydi. .

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) adı verilen bu projenin ilk adımı 2001’de Afganistan’da atıldı. Afganistan’ı ise 2003’te Irak izledi. Terörle mücadele, demokrasi gibi ağdalı sözlerle ballandırılan bu girişimler aslında dile getirilen amaçlardan çok, daha başka niyetler içeren birer işgaldi. Dünyaya abilik yaptığını sanarak kendileri dışında herkese insan hakları, hukuk, adalet, barış nutukları atanlar bulundukları her yerde halka rezilliğin her türlüsünü yaşattılar. İlerleyen süreçte ise BOP’a dahil olan ülkeleri bizzat işgal etmek yerine kutuplaşma ve ayrışmalar yaratarak buraları parçalama yoluna gittiler. Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun mevcut devlet başkanlarının devrilmesi için gerekli bütün şartları sağladılar ve en nihayetinde bu devlet başkanlarını birer birer devirdiler. ‘Arap Baharı’ adını verdikleri bu plan ile Tunus’a, Libya’ya, Cezayir’e, Mısır’a baharı değil, cehennemi yaşattılar. 2011’de ise Suriye aynı amaç doğrultusunda hedef alındı. Toplumsal kutuplaşmaları daha da kaşıyan ABD, Suriye’yi bir iç savaşa sürükledi. BOP bu coğrafyada sınırların değişimi ve ABD hegemonyasının tesisi için hazırlanmıştı. Amaç, sınırları Anadolu’nun bir kısmını da içine alan uydu bir Ermenistan ve Kürdistan, Ortadoğu’yu kana bulayacak uydu bir İsrail yaratmaktı.

Suriye sonrası ise geriye Türkiye ve İran kalıyordu. Yıllarca kullandıkları örgütlerini yine bu proje için devreye soktular ancak unuttukları şey Türkiye’nin sınırlarının cetvelle, Churchill’in hıçkırığıyla değil, kanla, savaşla, mücadele vererek ve bedel ödeyerek çizildiğiydi. Unuttukları şey, Türk milletinin Sevr’i yırtıp atan birliğinin ve beraberliğini tarihin hiçbir devrinde bozulmayacağıydı. Unuttukları şey ‘söz konusu vatansa gerisi teferruattır’ düsturunu benimseyen bir millet olduğumuzdu.

Tarihinden ilham alarak, akıldan ve bilimden kopmadan her bir yurttaş ‘vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır’ ilkesiyle çalışıp azmettiği takdirde ülkemiz üzerinde yapılmak istenenleri görecek, kavrayacak ve geleceğe güvenle bakacaktır.

Aksi takdirde başka devletlerin avı oluruz. Uyumamak mecburiyetindeyiz. Çünküsünü kurucu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk şöyle söylemektedir :

“Uyuyan milletler ya ölür ya da köle olarak uyanır. “

Bir Cevap Yazın