Gündem

"11 dakikada oku"SELÇUKLU DEVLET YÖNETİMİNDE GÖRÜLEN DİVANLAR VE YETKİLERİ

 Selçuklu devlet teşkilatı genel anlamda Horosan’da şekillenmiş ve çoğunlukla Farsi kökenli vezirler aracılığıyla düzenlenmiş olup İslami gelenekleri takip etmiştir. Devlet memuriyetine dair makam ve rütbe adları, Selçuklu Devletinin ünlü vezirlerinden Nizam’ül-mülk’ün Siyasetname adlı eserlerinden anlaşıldığı kadarıyla Selçuklu özellikle eski İran devletlerinin ve Abbasi devletinin siyasi geleneğini sürdürmüştür. Selçuklu idaresi Nizam’ül-mülk’ün vezirliği, Sultan Alparslan ile Sultan Melikşah’ın hükümdarlıkları devrinde en sağlam şekilde kurulup yerleştirilmiştir. Selçuklu divanları göz önüne alındığında dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar vardır. Bunlardan birisi şudur ki; Selçuklular, bu müesseselere eski Türk devlet geleneğine ait tuğra müessesesi gibi bazı yeni unsurlar eklemişlerdir. Bir diğer önemli husus ise; Büyük Selçuklu Devleti zamanında oldukça geliştirilen bu idare sisteminin, onlara bağlı olarak kurulan Irak Selçukluları, Suriye Selçukluları, Kirman Selçukluları’nda, daha çok onlardan bağımsız olarak kurulmuş olduğunu ifade edebileceğimiz Türkiye Selçukluları ve Büyük Selçuklular’ın çöküşe uğramasından sonra kurulan Harezmşahlar Devleti’nde de ufak bazı değişikliklerle varlığını sürdürmüş, hatta Memlükler ve Osmanlılar gibi Türk-İslam devletlerinin hükümet sistemlerine de örnek teşkil etmiş olduğudur. Konumuz olan Selçukludaki divanlara geçmeden önce ‘Divan’ kavramının anlamını inceleyecek olursak Divan, devlet idaresindeki mali, askeri, diplomatik vs. işlerle uğraşan şahısların ikamet ettiği daireler ve devlet önde gelenlerinin toplanarak devlet işlerini görüştükleri meclis için kullanılan bir kavramdır. Selçuklu devletinde bulunan divanlara genel olarak bakacak olursak devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı divanlar Divan-ı Ala (hükümet), Divan-ı Tuğra, Divan-ı istivfa, Divan-ı İşraf, Divân-ı Arz ve Divan-ı Pervane’den oluşmaktadır. Sırasıyla bunların sorumlularına bakacak olursak Divan-ı Ala’nın başkanı Vezir, Divan-ı Tuğra’nın başkanı Tuğrai, Divan-ı İstivfa’nın başkanı Müstevfi, Divan-ı İşraf’ın başkanı Müşrif, Divan-ı Arız’ın başkanı Arız ve Divan-ı Pervane’nin başkanı Pervane’dir.

 Büyük Divan (Divan-ı Saltanat, Divan-ı Ali)’nın başkanı vezirdir. Divan, Naib-i Saltanat, Beylerbeyi, Tuğrai, Atabey, Pervane, Arız, Müstevfi, Müşrif-i Memalik’den müteşekkildir.

Büyük Divan devlet yönetiminde belirleyici bir rol oynardı. Diğer divanlar, bir resmi daire niteliğinde, büyük divanın üyesidirler. Böylece, büyük divan bir bakıma bakanlar kuruluna, diğer divanlar da bakanlıklara benzetilebilirler. Selçuklu devletinin bürokratik dili, Farsça, yargı dili ise Arapça idi. Ancak divan defterleri uzun süre Arapça olarak tutulmuştu.

 Bu hükümet teşkilatı sadece merkezde (başkentte) değil aynı zamanda, küçük bir örneği ile merkeze bağlı eyaletlerde, Selçuklu şehzadelerinin hakim olduğu bölgelerde de tesis edilmiştir. Bununla birlikte Selçuklu İmparatorluğu’nda Divan-ı Ala’ya bağlı olmayan, bugünkü anlamda posta ve istihbarat dairesi olarak nitelendirebileceğimiz Divan-ı Berid, yargı mahkemesi olarak tanımlayabileceğimiz Divan-ı Mezalim, vakıflar genel müdürlüğü olarak düşünebileceğimiz edebileceğimiz Divan-ı Evkaf gibi birçok divan müessesesi oluşturulmuştur. Bugünkü İran, Irak ve Suriye gibi yerlerin de dahil olduğu geniş Selçuklu İmparatorluğu’nda sultandan sonraki en yetkili kişi ise sadece sultana karşı sorumlu olan vezirdir. Vezir; birincisi dergah veya bargah olarak da isimlendirilmiş olan, en büyük görevlisinin hacib, hacib-i bozorg, hacib-i emir gibi unvanlar taşıdığı ve çeşitli görevlilerin bulunduğu Saray ile ikincisi ülkeyi idarede en önemli organ olan Divan-ı Ala (Büyük Divan, Hükümet) olmak üzere iki kısma ayırabileceğimiz Selçuklu merkez teşkilatında ikinci kısmın, yani Divan-ı Ala’nın başkanıdır. Genel olarak Divan-ı Ala’nın görevlerine bakacak olursak, Herhangi bir göreve tayin edilen bir devlet adamının, tayinine veya azline dair karar burada alınmış ve bu husustaki evraklar, bu divandan ortaya çıkmıştır. Vergi tahsildarlarının, vergi toplamaya yetkili olduğunu gösteren divan belgeleri bu divandan verilmiştir; halkın, esnafın şikayet ve istekleri hakkındaki kararlar bu divanda alınmıştır; bu divanda veya bu divan dahlindeki diğer divanlarda, devlet işlerine dair tutulmuş olan hemen her tür defter muhafaza edilmiştir ve ikta ile ilgili kararlar bu divanda ele alınıp görüşülmüş ve alınan karara göre yazılan resmi evraklar da bu divandan çıkmıştır.

 Divan-ı Tuğra, İslam dünyasında Divanü’l-İnşa, Divanü’r-Resail, Kitabu’d-Dest, Kitabu’d-Derc, bazen sır katipleri bu divanın başkanlığını yaptığı için Kitabü’s-Sır ve bazen de yine aynı divana vezirler başkanlık etmiş olduğundan Divanü’l-Aziz adlarıyla anılmıştır. Büyük Selçuklular ve Irak Selçukluları dönemine gelindiğinde ise, bu divan için Divan-ı Resail, Divan-ı İnşa, Mansıb-ı Divan-ı İnşa ve Tuğra, Divan-ı İnşa ve Tuğra veya da sadece Divan-ı Tuğra isimleri kullanılmıştır. Divan-ı İnşa ve Tuğra, divanlar arasındaki hiyerarşik düzende, Divan-ı Vezaret ve Divan-ı İstifa’dan sonra üçüncü sırada yer almıştır. İmparatorluğu ilgilendiren dış yazışmalar, tayin ve azil belgeleri, ikta tevcihleri gibi kayıtlar Divan-ı Tuğra’nn bir alt dairesi olan Divan-ı İnşa’daki katipler veya daha çok baş katipler tarafından tutulmuştur. Divan-ı Tuğra’da münşiler ve katipler tarafından yazılan belgeler sultan adına, genellikle Divan-ı Tuğra reisi tarafından tuğralanmış ve onaylanmıştır. 

 Divan-ı İstivfa, İslam dünyasında mali işlerle ilgilenen ilk divanlar, Hz. Ömer döneminde (634-644) Sasaniler ile Rumlar örnek alınarak tesis edilmiş ve Emeviler ile Abbasiler devrinde de geliştirilerek devam ettirilen bu divanlara Divanü’l-Harac veya Kitabü’l-Harac gibi isimler verilmiştir. Samaniler ve Gazneliler döneminde ise Divan-ı Müstevfi veya Divan-ı istifa isimlerini alan söz konusu divan, Büyük Selçuklular ve Irak Selçukluları dönemlerine gelindiğinde de genellikle Divan-ı İstifa adıyla adı ile anılmıştır. Bununla birlikte bu dönemlerde, bu divan için bazen Divan-ı İstifa-yı Memalik ve Divanü’z-Zimam ve’l-İstifa isimleri kullanılmıştır. İsimlerine uygun olarak da, bu divan başkanlarına Müstevfi, Müstevfi-yi Memalik, Reis-i Mstevfi, Sahib-i Divan-ı İstifa, veya Reis-i Müstevfi-yi Küllü Memalik denilmiştir. Büyük Selçuklular ve Irak Selçukluları döneminde böyle isimler almış olan söz konusu divan ve bu divanın başkanları için, diğer Selçuklu devletlerinde de aynı veya benzer isimler kullanılmıştır. Divan-ı İstifa, Selçuklularda, imparatorluğun ilk sultanı olan Sultan Tuğrul b. Mikail döneminde (1040-1063) ortaya çıkmıştır. Bu divan Selçuklu Devleti’nin gelir giderlerinin (mali işlerinin) değerlendirildiği, defterlere kaydedildiği divandır. Ancak Köymen’e göre ise Sultan Tuğrul Bey Dönemi Veziri olan Amidü’l-Mülk ve daha sonra vezir olan Nizamü’l-Mülk dönemlerinde çokça kayıtlara (tayin, vesika belgelerine) rastlanılamamasının sebebi bu iki vezir döneminde devlet otoritesinde nüfuz sahibi olmaları ve birçok fonksiyonlara sahip olmalarındandır.

 Divanı İşraf, Büyük Selçuklular ve Irak Selçukluları dönemlerinde, Divan-ı İşraf, Divan-ı İşraf-ı Memalik veya Divan-ı Müşrif olarak adlandırılmıştır. İsmine uygun olarak ise, başkanlarına Sahip-i Divan-ı İşraf, Müşrif-i Memalik veya sadece Müşrif denilmiştir. Divan-ı İşraf ve başkanlarının görevlerine, görevlilerine ve görevlilerinde bulunması gerekli özelliklere dair bilgiler oldukça azdır. Bununla birlikte uzmanlar tarafından, devletin mali işlerini, gelir ve giderlerine ilişkin belgeleri kontrol eden bir nevi müfettişlik bakanlığı, teftiş dairesi, yüksek denetleme kurumu olarak tarif edilebilmektedir. Divan-ı İşraf’ın reisi olan müşriflerin, imparatorluk dahlinde ki en önemli görevi mali denetçilik, diğer bir ifadeyle müfettişlik olmuştur. Görevi bakımından vezire karşı sorumlu olduğu anlaşılan müşriflerin, asıl teftiş alanları, ülkenin genel mali işlerinden sorumlu olan Divan-ı İstifa olmuştur. Bu divanda tutulan mali kayıtları inceleme ve teftiş yetkisine sahip olan müşrifler, ayrıca kendi tayin ettikleri naibleri vasıtasıyla vilayetlerdeki mali işlerin teftişini de yapabilmişlerdir. Müşrifler, yine naibleri vasıtasıyla, sultana ait has arazilerin teftişlerini yapmakla da yükümlü olmuşlardır.

  Divan-ı Arz, Bu divan, kaynaklarda Divan-ı Arz, Divan-ı Arzü’l-Ceyş, Divan-ı Arız gibi isimlerle geçmiştir. Bu ismine uygun olarak da divanın başında bulunan kişiye Emir-i Ceyş, Arzü’l-Ceyş, Sahib-i Divan-ı Arz, Emir-i Arız-ı Leşker ya da sadece Arız denilmiştir. Birçok bilim adamının, bugünkü anlamda Milli Savunma Bakanlığı veya bir tür savaş bakanlığına tekabül ettiğini bildirdiği bu divanda, diğer divanlar gibi, kalem ehli kişiler tarafından idare edilmiştir. Bu divanın, konumu bakımından diğer divan şubeleri arasında en son sırada gösterilmiş olmasına rağmen, bazen önemini arttırmış olduğu anlaşılmaktadır. Başta divanın reisi olan arız olmak üzere, arız naiblerinin ve divandaki katiplerin asli görevi; orduda bulunan askerlerin isimleri, mevkileri, levazımatları, maaşları (mevacib) ve iktalarını, Defter-i arız-ı haşem adındaki defeterlere kaydetmek olmuştur. Askerlere ve emirlere ait böyle kayıtların Divan-ı Arz’da kaydedildiği çok açıktır. Askerin maaşının verilmesinden de söz konusu divan sorumlu olmuştur. Bununla birlikte, askerlerin maaşları bazı özel durumlarda vezir ile müstevfi veya da bizzat sultan tarafından verilmiştir. Nizamü’l-Mülk’ün bildirdiğine göre; bu asker maaşları amiller (vergi tahsildarları) tarafından toplanan para (altın) veya mal cinsinden ödenmiştir. Bu divanın reisleri, bu göreve tayin edildiklerinde, divandaki kayıtlarla ilgili olan evrakı ve defterleri, önceki arızdan mühürlemiş olarak teslim alıp gerektiğinde askerlere dair hemen her şeyin kaydedildiği bu defterleri sultanlara sunmuşlardır. Oldukça büyük olan Selçuklu ordusuna dahil askerlerin rütbelerine, maaşlarına, menşelerine ve teçhizatlarına dair kayıtları tutmak, bunların kontrolünü yapmak için bu divanda, arız ve naibleri haricinde, yüksek ihtimalle birçok katip yer almıştır.

  Divan-ı Pervane’nin reisi pervane olup, Osmanlılardaki nişancılık gibi; arazi tahrir ve ikta defterlerini saklayan ve bununla ilgili muamelatı yürüten ofistir.

 

  Görüldüğü üzere Selçuklular dönemi Divan-ı Ala’sı ile ona bağlı diğer devlet divanları; devletin mali işlerinin sorumluluğunu üstlenen Divan-ı İstifa, dış işleri ve içişlerine dair birçok sorumluluğu olan Divan-ı Tuğra, özellikle mali müesseselerin teftişinden sorumlu bir nevi müfettişlik olan Divan-ı İşraf; ülke topraklarının taksimi, yönetimi ve kayıtlarını tutan Divan-ı Pervane; hemen her türlü askeri işle sorumlu tutulan Divan-ı Arz ve bugünkü anlamda başbakan olarak nitelendirebileceğimiz vezirlerin başında bulunduğu, divan dairelerinin en üstünde yer alan Divan-ı Vezaretten meydana gelmiştir.

 

   Selçuklu Devletleri, yayıldıkları coğrafyada karşılaştıkları diğer unsurlardan aldığı yeni yöntemler ile kadim Orta Asya Türk devlet geleneğini harmanlayarak kendimden sonra gelecek Türk devlet ve beyliklerine büyük bir yönetimsel miras bırakmış; çeşitli faktörlerin etkileşimi sayesinde de bu tecrübeleri Ön Asya’ya yaymıştır. Ön Asya’da ki etkileşim yönetimsel, mali ve askeri anlamda da yeni gelişmelere yol gösterip başta Türklerin Anadolu’ya girişi olmak üzere Tuna boylarına kadar yayılışımızda yadsınamaz katkıları olmuştur.

KAYNAKÇA
Kafesoğlu, İ. (1992). Selçuklu Tarihi. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları.
Klausner, C. L. (2019). Selçuklularda Vezirlik: Sivil İdare Üzerine Bir Araştırma (1055-1194). İstanbul: Kronik Kitap.
Nizamü’l-Mülk. (2012). Siyasetname. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
Ortaylı, İ. (2017). Türkiye Teşkilat ve İdare Tarihi. Ankara: Cedit Neşriyat.
Ögel, B. (2016). Türklerde Devlet Anlayışı. İstanbul: Ötüken Neşriyat.
Sevim, A., Merçil, E. (1995). Selçuklu Devletleri Tarihi: Siyaset, Teşkilat ve Kültür. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi.
Şapolyo, E. B. (1972). Selçuklu İmparatorluğu Tarihi. Ankara: Güven Matbaası.
Turan, O. (2019). Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti. İstanbul: Ötüken Neşriyat.
Turan, R. (1995). Türkiye Selçuklularında Hükümet Mekanizması: Vezir ve Divan. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları.
Yaman, A .(2018). Selçuklu Devleti’nin Yönetim Yapısı. Karadeniz Uluslararası Bilimsel Dergi , (40) , 157-171 . DOI: 10.17498/kdeniz.436355

Bir Cevap Yazın