Genç Kalemler - İsrail Nasıl Kuruldu?
Gündem,  Tarih

"6 dakikada oku"Dünden Bugüne İsrail

Öncelikle tüm okurlarımı sokağa çıkma yasağının olduğu bir pazar gününden sağlıklı ve mutlu günler dileyerek selamlıyorum. Bugünkü yazımda sizlere 7 Mayıs Cuma günü akşamında, teravih namazı esnasında Mescid-i Aksa’daki Müslüman cemaate ses bombaları ve plastik mermilerle saldırıp birçok kişinin yaralanmasına sebep olan güvenlik mensuplarının bağlı olduğu İsrail Devleti’ni detaylı bir şekilde anlatmaya çalışacağım. Şimdiden iyi okumalar.

İlk olarak, İsrail Devleti’nin kuruluşu, 1948 yılında David Ben Gurion (İlk İsrail Başbakanı) öncülüğünde, birçok ülkenin başkent olarak kabul ettiği Tel Aviv’de ilan edilmiştir. Bulunduğu Orta Doğu’daki Filistin bölgesinden ötürü mevcut toprakları birçok kez geçmişte başka yönetimler tarafından ele geçirilse de 1947 yılında Birleşmiş Milletlerin hazırladığı Filistin Paylaşım Planı ile bölgede bağımsız Yahudi devleti kurulması istendi. Planı, Yahudi Ajansı kabul ederken Arap liderler reddetti ve sonraki yıl Yahudi Ajansı, İsrail Devleti’nin bağımsızlığını ilan etti. Böylece, Yahudilerin kurduğu ilk devlet resmiyet kazanmış oldu.

Coğrafi konum olarak, kuzeyinde Lübnan, kuzeydoğusunda Suriye, doğusunda Ürdün, güneybatısında Mısır ve hem batı hem de doğusunda sırasıyla Filistin toprakları olan Gazze Şeridi ve Batı Şeria vardır.

Bu devletin kurulması bölgede birçok savaşın çıkmasına neden oldu. Bunlardan ilk önemli savaş, 1948 yılında yapılan Arap-İsrail Savaşı’ydı. İsrail bu savaş sonucunda eski Filistin Mandası topraklarının büyük çoğunluğunu elinde tutarken komşu Arap ülkeleri ise Batı Şeria ve Gazze’yi ele geçirdi. İkinci önemli savaş, 1967’de Altı Gün Savaşı olarak tarihe geçti. İsrail ile Mısır, Ürdün ve Suriye arasında geçen bu savaşta İsrail, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Golan Tepeleri’ni işgal etti. Kendi idaresini, Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri içine alarak genişletse de bunu Batı Şeria’da gerçekleştiremedi.

İsrail’in Filistin topraklarını işgali, modern zamanların en uzun işgali olarak tarihe geçmiştir ve hâlâ devam etmektedir. Bölgedeki tansiyon, özellikle Filistin ve İsrail arasında sık sık yükselse de İsrail, Mısır ve Ürdün arasında barış anlaşmaları imzalayarak bölgede sorun yaşadığı devlet sayısını azaltmıştır.

Buraya kadar geçmişinden bahsettiğimiz İsrail’in şimdi de günümüze inip genel bilgilerine bir göz atalım. Dünya’nın 29. büyük ekonomisine sahip olan İsrail, aynı zamanda insani gelişme endeksinde Orta Doğu’da ilk sırada yer alır. (İnsani gelişme göstergesi dünyadaki ülkeler için yaşam uzunluğu, okur yazar oranı, eğitim ve yaşam düzeyi doğrultusunda hazırlanan bir ölçümdür.) Basın özgürlüğünde ise epey geride yer alan İsrail, dünyada 86. sıradadır. Parlamenter cumhuriyet ile yönetilen bu devletin meclisine Knesset adı verilir ve Binyamin Netanyahu önderliğindeki merkez sağ partisi olan Likud partisi, koalisyon ile mecliste çoğunluğu elinde bulundurur. Nüfusu yaklaşık 10 milyon olan İsrail, kişi başına 47,602 $ gelir ile dünyada 19.sırada bulunuyor.

Bunun yanı sıra İsrail ordusu, kısa İsrail Devleti tarihine birçok savaş sığdırarak dünyanın en deneyimli ordusu olmuştur, ayrıca İsrail istihbarat birimi olan Mossad, birçok başarılı operasyona imza atmıştır. Yani askeri alandaki başarılarını, yıllarca başka devletler altında yaşayarak ajanlık anlamında gelişen istihbarat teşkilatına ve Batı ile ilişkileri iyi olan tecrübeli ordusuna borçludur dersek yanlış olmaz. Ayrıca İsrail, dünyanın en büyük silah ihracatçılarından biridir ve bu konuda dünyada 4. sırada yer alır. Lakin, İsrail’in ihraç ettiği silahların büyük çoğunluğu güvenlik nedenleri ile rapor edilmez.

Ek bilgi olarak İsrail’de zorunlu askerlik vardır ve kadınlar da erkekler de bu görevi yerine getirmek durumundadır. İsrail ordusu, işlediği birçok savaş suçu nedeniyle İsrail Devleti’ni Küresel Barış Endeksi’nde 153 ülke arasında 145.sıraya yerleştirmiştir. Dünya devletleri arasından İngiltere ve ABD ile sıkı ilişkileri vardır ve en çok ihracatı bu ülkelerle yapar.

Özellikle inanç turizmi ile büyük gelirler elde eden İsrail’de ağlama duvarı ve Mescid-i Aksa önemli bir yer tutar. Devletin resmi dili İbranice olmasına rağmen Arapça konuşan vatandaş sayısı da fazladır. Mutfağında ise humus, şakşuka ve kuskus gibi Türk mutfağıyla benzer yemekler bulundurur.

Son olarak İsrail Devleti’nin bayrağı, Musevilerin dua şalının deseninden esinlenilmiştir ve rengi Davud’un Kalkanının rengi olduğuna inanılan mavidir. Resmi amblemi ise Yedi Kollu Şamdan olup Menora ile isimlendirilir. İki yanındaki zeytin dalları da İsrail’in barış(!) arayışını simgeler.

Yazımın final kısmında, İsrail ile Filistin arasındaki bitmeyen gerilimin nedenlerini subjektif olarak yorumlayacak ve değerlendirmeyi size bırakacağım. İlk olarak,bu çatışmaların altında yatan temel faktörün dini inançlar olduğunu düşünüyorum. Özellikle Kudüs bölgesinde tansiyonun sürekli yüksek olması Musevi inancına göre de İslam inancına göre de Kudüs’ün kutsal olmasından kaynaklanıyor dersek sanırım yanlış olmaz. Her devlet kendince kutsalını elinde tutmak isteyeceğinden bu bölgede, Müslüman-Yahudi çatışmaları kaçınılmaz oluyor. Bununla birlikte tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Filistin coğrafyasında, her iki devlet tarafından da bir sahiplenme mevcut. Yani, kültürel ve tarihsel olarak bu coğrafyaya iki devlet de hâkim olmak istediğinden gerilim sürekli yüksek. Ekonomik olarak ise özellikle Kudüs bölgesi, antik bir coğrafya oluşundan ötürü, sahip olan devlete yüksek oranda turizm geliri sağlıyor.

Özetle, İsrail-Filistin sürtüşmesini dini inançlara, tarihsel ve kültürel birikime en sonunda da ekonomiye bağlayabiliriz. Temenni ederim ki bu bölgede tüm dünya devletlerinin de katkısıyla adalet, barış, sevgi ve güven hüküm sürer. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, hoşça kalın…

Bir yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: