halil cibran
Felsefe

"7 dakikada oku"Ünlü Filozof Halil Cibran

Arapça adı Cubran Halil olan yazar, 6 Ocak 1883 yılında Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeki Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı‘nda Maruni bir ailenin çocuğu olarak doğdu. İlköğrenimini Beyrut’ta gördükten sonra, 1895’te ailesiyle birlikte Boston’a göç etti. Annesi terzi olarak çalışırken Boston şehrinde bir okula başladı. Cibran’ın yaratıcılığını fark eden öğretmeni Cibran’ı fotoğrafçı ve yayıncı F. Holland Day’le tanıştırdı. Cibran, Beyrut’taki Collège de la Sagesse’e kaydolmak için on beş yaşında ailesi tarafından memleketine geri gönderildi. 1898’de Lübnan’a dönerek Maruni Kilisesi’ne bağlı Me’hadûl-Hikme okuluna girdi. Burada yetkin bir Arapça öğrendi. 1902 yılının Nisan ayında kız kardeşi Sultana’yı, 1903 yılının şubat ayında erkek kardeşi Peter’i ve bundan üç ay sonra da çok sevdiği, kutsal saydığı annesini kaybetti. 1903’te Boston’a dönüşünde Arap göçmenlerin gazetesi olan el-Muhacir’de deneme türündeki ilk edebi ürünlerini yayınladı. Bu sırada bütün yaşamı boyunca ona koruyuculuk eden Mary Haskell ile tanıştı.

  1904’te, Cibran’ın çizimleri ilk kez Boston’daki Day’s stüdyosunda sergilendi ve Arapça ilk kitabı 1905’te New York’ta yayımlandı. Cibran, yeni tanıştığı hayırsever Mary Haskell’in mali yardımıyla 1908’den 1910’a kadar Paris’te sanat okudu. Oradayken, Jön Türk Devrimi’nden sonra Osmanlı İmparatorluğu’nda isyanı destekleyen Suriyeli siyasi düşünürlerle tanıştı; Cibran’ın aynı fikirleri ve aynı zamanda antiklerikalizmi dile getiren bazı yazıları, sonunda Osmanlı yetkilileri tarafından yasaklanacaktı. 1912’de New York kentine yerleşti ve kendisini Arapça ve İngilizce edebi denemeler, öyküler yazmaya ve resim yapmaya verdi. Suriye ve Lübnan’dan gelen diğer göçmenlerle birlikte erRabıtatü’l-Kalemiye adlı etkili bir edebiyat kulübü kurdu. Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran aynı zamanda başarılı bir ressam idi. Resimlerinin bazıları günümüzde dünyanın birçok şehrinde sergilenmektedir. Yaşamının yaklaşık son yirmi yılını ABD’de geçiren yazar, ölümüne kadar kaldığı bu ülkede eserlerini İngilizce yazmıştır. ABD’de ölmesine karşın, vasiyeti üzerine Lübnan’a götürülerek gömüldü. Burada anısına bir müze açılmıştır.

   1931 yılında 48 yaşında vefat etmiş bulunan H. Cibran’ın edebi ürünleri ve resimleri görünüşte oldukça romantiktir. Kitab-ı Mukaddes, Nietzche ve William Blake’ten etkiler taşır ve lirizmle doludur. Öncelikle aşk, ölüm ve yurt özlemi gibi konuları işlediği her iki dildeki eserleri onun dinsel ve mistik iç dünyasını yansıtır. Cibran, Yakın, Orta ve Uzakdoğu’nun geleneksel öğretileriyle Batı düşüncesini karşılaştırmış, bireysel ve toplumsal olgulara çeşitli sentezler getirmiştir. Yapıtlarında şiirsel bir anlatım kullanmış, Doğu düşüncesini Batı diliyle yazmıştır. Yaşadığı günlerde kitapları egemenlerce, tehlikeli, ihtilâlci ve gençliği zehirleyici bulunarak meydanlarda yakılmış, kendisi de Maonit Katolik Kilisesince aforoz edilmiştir. Fakat Cibran inançlarından ödün vermemiş ve şöyle demiştir: “Bunlar ve diğer öğretilerden söz edişim nedeniyledir ki cezaya çarptırılıp, sürgüne gönderildim ve kilise tarafından aforoz edildim… Geçirdiğim yıllarda hiçbir pişmanlığa kapılmış değilim. Gerçeği arayıp da onu insanlara açıklayan herkes acı çekmeye mahkûmdur.”

  Deli; ırklar, diller, dinler mozaiği, uygarlıklar beşiği topraklarda doğup büyüyen ‘Lübnanlı Adam’ın ilk kitabı. Yayımlanmasının hemen ardından birçok dile çevrildi. Latin ülkelerinde, Güney Amerika’da, Arapça konuşulan ülkelerde birçok ödül aldı. Kitabın yayımlandığı 1918’e kadar daha çok resim yapan ve sergileyen Cibran, Deli’yle birlikte ardarda kitaplarını çıkarmaya, kitlelerle bağ kurmaya başladı. İronik meseller, yaşama karşı bazı düş kırıklıkları, keskin acılıklarla doludur yapıt. Doğu’ya özgü bir öykü biçimi, gerçeğin özgün bir anlatımı olduğu için seçmiştir meselleri.

Cibran’ın 1912’de yayımlanan romanı Kırık Kanatlar, Arap dilinde yazılmış ilk romanlardan biridir. Cibran bu içe işleyen metinde, Arap edebiyatında ilk kez din adamlarının yozlaşması ve kadın hakları gibi toplumsal meseleleri ele alır. Doğulu kadınların yüzyıllar boyu gelenek karşısındaki acizliğine, eşya gibi oradan oraya sürüklenmesine yönelik eleştirel bir tavır ortaya koyar.

   Halil Cibran’ın en ünlü eserlerinden biri olan ve ilk kez 1923 yılında basılan Nebi adlı eseri, toplam 26 adet şiirden oluşan bir karma şiir denemeleri kitabıdır. El Mustafa adındaki bir kahinin 12 sene kaldığı Orphalese şehrinden ayrılıp evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafından durdurulması ve ana kahraman ile halk arasında insanlık ve hayatın genel durumu hakkında geçen konuşmalar kitabın kendisini oluşturmaktadır. Cibran’ın bu kitapta El Mustafa isimli şahsa verdiği bu isimle peygamber Muhammed’i işaret ettiğini iddia edenler vardır. Fakat kitaptaki metinler çoğunlukla Matta’ya göre İncil’in 5. bölümünde yer alan İsa’nın Dağdaki Vaaz’ıyla içerik ve üslup açısından benzerlik ve paralellik gösterir. Yazarın İnsanoğlu İsa adlı kitabındaki çalışmalar da dikkate alınırsa El Mustafa’nın Meryemoğlu İsa Mesih olabileceği iddiaları daha da güç kazanmaktadır.

   Önemli eserlerinden olan Ermiş, 1920 yılında yayımlanmıştır. El Mustafa, kendisini götürecek olan geminin geldiğini görür ve gitmeden önce Orphalase halkının sevgi, eğitim, kanunlar, neşe ve keder gibi konularda cevaplanmasını istediği soruları felsefenin Doğu mistisizmiyle harmanlayarak cevaplar. Ermiş’in Bahçesi, Cibran’ın ölümünden sonra 1933 yılında yayımlanmıştır. Ermiş’in devamı sayılmaktadır. Cibran’ın şiirleri, hikâyeleri ve mektuplarında sıkça rastlanan hüznün sebebi, gençliğinden itibaren uğradığı talihsizliklere bağlanabilir. Ermiş’in ardından, 1926’da yayımlanan Kum ve Köpük 1960’larda düşünen ve üreten insanların yüreğine dokunmuştur. Beatles üyesi John Lennon, bir trafik kazasında yitirdiği annesi için yazdığı “Julia” adlı şarkıda bu yapıttan satırlara yer vermiştir.

    Cibran’ın ölümünden sonra yayımlanan Gezgin’de insana özgü duyguları, yanılgıları ve duraksamaları çözümlerken, tıpkı bir yol kavşağındaki tesadüfi karşılaşmalar gibi, her gün yaşadığımız sıradan olaylardan yola çıkar. Halil Cibran bütün eserlerinde kutsal kitapları andıran bir dil kullanmıştır. Eserlerinde hangi konuda bahsederse etsin en sonunda geldiği nokta sevgidir. Sevgi konusunu çok fazla işlemiştir. Tabiat sevgisi, sanat sevgisi, doğa ve vatan sevgisi işlediği temel konulardandır. En çok üstünde durduğu konu ise Tanrı ile buluşma noktası olan evrensel sevgidir.

KAYNAKÇA

https://tr.wikipedia.org/wiki/Halil_Cibran

https://www.xn--sevgiyaynlar-84be.com/arsiv/1112Dergi.pdf (sayfa 18)

https://kidega.com/yazar/halil-cibran-000895

NOTLAR

Antiklerikalizm, kamusal ve politik yaşam veya bir kişinin günlük hayatı üzerindeki kurumsal dini güçlere ve etkilere karşıt olan tarihi bir harekettir. 

Doğu mistisizmi; yaşarken azla yetinme, çile çekme, başka canlılara zarar vermeme gibi erdemleri gözetmeyi, bu erdemlerle yaşanan bütünlüklü bir hayatın ödülünün ise yeniden insan olarak hayata gelmek olduğunu öne süren çeşitli inanç sistemlerinden oluşur. Bunlar mistik ve ahlakçı sistemlerdir.

Bir Cevap Yazın