Blaire Pascal
Felsefe

"6 dakikada oku"Blaise Pascal Kumarı ve Tenkidi

1-)Blaise Pascal ve Kumar Argümanı

Blaise Pascal din felsefesi ile ilgili farklı bir düşünce ortaya atmıştır. ”Pascal kumarı veya bahsi” diye bilinen bu düşünce şu şekilde özetlenebilir:

 “Tanrı’ya inansan iyi olur, çünkü eğer haklıysan ebedi mutluluk seni bekliyor; ancak hatalıysan zaten bir şey fark etmeyecek. Diğer taraftan eğer Tanrı’nın var olmadığına inanıyorsan ve hatalıysan o zaman ebedi azap seni bekliyor, ancak haklıysan zaten bir şey fark etmeyecek.”[1]

Pascal Katolik bir Hristiyan’dı. Aynı zamanda bir matematikçiydi. Olasılık alanında başarılıydı.

Pascal, kendinden önceki din felsefecilerinin yaptığı Tanrı’nın var olduğunu ispatlama çabasından ziyade Tanrı’nın var olduğuna inanmanın matematiksel açıdan en faydalı seçenek olduğunu öne sürmüştür.

Tanrı inancı konusunda tarafsız kalınması da Pascal için mantıklı değildi. Bunun sonucu ile Tanrı’yı kesin biçimde reddetmenin sonucu aynı olacaktı.[2]

Bir kumarbaz nasıl kaybın az ve kazancın en fazla olmasını istiyorsa ve onun için uğraşırsa insan da aynen bu şekildedir. Bu argümana göre en iyi yöntem Tanrı’nın varlığına inanmaktır. Burada dört ihtimalin olması gerçekleşir. Tanrı’nın var olduğuna bahis oynarsak ve Tanrı varsa zafer kazanmış olup cenneti kazanırız. Eğer Tanrı yoksa bahsi kaybederiz. Ama burada kaybettiğimiz ibadet ile geçirilen süredir. Bu da hiçbir şeydir. Aynı zamanda Tanrı’nın var olmadığına bahse girersek ve Tanrı varsa bu sefer kaybeder ve cehennem ile cezalandırılırız. Eğer yoksa da kaybedilecek veya kazanılacak çok fazla bir şey yoktur.

Onun düşüncelerinin özeti şudur: “Kazanırsanız her şeyi kazanacak, kaybederseniz de hiçbir şey kaybetmeyeceksiniz.”[3]

Pascal, Descartes’in Tanrı’nın varlığının mantık ile açıklanabileceği görüşüne de karşıydı. Zira kendisine göre Tanrı’nın kavranışı mantıktan ziyade kalp ve iman ile ilgiliydi. İnsanları Tanrı’ya götürecek organ beyin değil kalpti.[4]

2-)Argümanın Matematiksel Analizi

Bu kumarın matematiksel analizi ise aşağıdaki şekildedir. 

T= Tanrının, inanlara vaat ettiği kazanç (T=∞, cennet).

-T= Tanrının inanmayanlara vereceği ceza. (-T=-∞, cehennem).

D= Tanrıya inanmayarak elde edilen dünyevî kazanç. 

-D= Tanrıya inanarak kaybedilen dünyevî kazanç

0<D<

 -D>>-T (>> çok çok büyük demektir.)

Tanrı var ve Kaybedilen Dünyevî Kazanç

K1=T+(-D)≈T=∞

Tanrı var ve Kazanılan Dünyevî Kazanç

K2=T+D≈-T=-∞ [Zarar]

Tanrı yok ve Kaybedilen Dünyevî Kazanç

K3=(-T)+(-D)=Belirsiz [Fayda da olabilir]

Tanrı yok ve Kazanılan Dünyevî Kazanç

K4=(-T)+D≈-T=Belirsiz

K3 ve K4 önermelerinin belirsiz olma sebebi Tanrı’nın olmadığından ötürü cezalandırma işi olmamayacak olmasıdır. Yani kişinin ibadet (not:İbadet Tanrı’nın emirlerinin hepsidir, sadece namaz kılmak vs. değil) ile yaşamından bir süre kaybedip kaybetmemeye nasıl bakacağına göre değişir. Örneğin Tanrı yok ise ve kişi Tanrı’ya inanarak hayatını şekillendirirse vicdanen kendisini rahat hissedeceğinden ötürü fayda görür. Bana göre K3 önermesinde fayda daha fazladır.

X (herhangi bir bilinmeyen de olabilir)= Tanrının var olma olasılığı. Her olasılık 0 ile 1 arasında olduğundan Tanrı’nın var olma olasılığı=0<x<1

1-x= Tanrının var olmama olasılığı.

1-Tanrıya inanıldığında toplam kazanç:

(K1)x=∞

2-Tanrı inancı olmadığında toplam kazanç:

(K2)= -∞  veya (K4)x=-∞

3-)Kumar Argümanının Tenkidi

Pascal kimseden salt kumar oynayarak Tanrı’ya iman etmesini istememektedir. Sadece inanç ve inançsızlığın arasında kalmış bir kimsenin ‘orijinal inanç sıçramasını’ kumar oynayarak yapmasını, dini faaliyetlerle haşır neşir olmasını öneriyor. Bu yol sayesinde kişinin hakiki bir imana ulaşabileceğini düşünür. Dolayısıyla salt oynanan kumar nedeni ile iman  edilmez. Bu kumar sadece şüpheli kişinin iman etmeye giden sürecini kumar oynayarak başlatması gerektiğini söyler.

Kumar argümanını kabûl etsek dahi istediğimiz şeye inanamamak bizim için sorun teşkil eder. Bizler öylece kalkıp istediğimiz şeye inanmaya karar vermeyiz. İnanmanın oluşması adına bir ikna sebebi görmek isteriz -ki bu doğaldır-. Kumarbaz argümanı da kanıt göstermeden olasılıklar üzerinden inancı gerekli görmekte. Buna karşın insanın bir şeye inanması için, onun doğru olduğuna dair kanıtlar görebilmesi ve ikna olması gerekir.

Örneğin Londra’nın bir zaman sonra Mısır’ın başkenti olabileceği olasılığını düşünerek bile Mısır’ın başkentinin Londra olduğuna inanılmaz. Zaten bu argüman kişinin aklında yatan şüpheler ve sorular için de gerekli cevapları karşılamaz. Bu sorular cevaplanmadan kişi Tanrı’ya durduk yerde inanamaz. Londra’nın bir zaman sonra Mısır’ın başkenti olabileceği olasılığını düşünerek bile Mısır’ın başkentinin Londra olduğuna inanılmaz.[5] Pascal’ın çözüm düşüncesi ise yukarıda bahseldiği gibi inançlılar arasında onlar gibi hareket ederek zaman içinde inancın bir gerçeklik kazanacağıdır.

Pascal Kumarı için yapılan bir eleştiriyi Richard Dawkins “Tanrı Yanılgısı” kitabında dile getirir. Bu eleştirinin özeti Tanrı’nın nasıl bir yargılama yapacağını bilemeyişimizdir. Pascal kumarını Hristiyanlık üzerine kurulmuştur. Pascal’ın olasılık hesabına katmadığı şey ise Tanrı’nın Hristiyanlık üzerine yargılama yapacağının kesin olmayışıdır.  Diğer bir şey ise Pascal sadece kararsızları muhatap alır, Tanrı’nın yokluğuna ikna olmuş bir ateisti değil. Bu sebeple din tartışmalarında kullanılması kanımca yanlıştır.

Kaynakça

Arslan, A. (2018). Felsefeye Giriş. Ankara: Eksikitaplar.

Basmacı, A. (2019). BLAISE PASCAL’IN İMANIN RASYONELLİĞİNE DAİR. Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 155-174.

Korkmaz, A. (2015). Olasılık Kuramı’nın Doğuşu. Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 171-193.

Pascal, B. (2019). Düşünceler. İstanbul: Türkiye İş Bankası

, N. (2018). Felseeye Giriş. İstanbul: Alfa.

Warburton, N. (2018). Felsefenin Kısa Tarihi. İstanbul: Alfa.


[1] Konu hakkında bknz. Pascal, Düşünceler.

[2] Warburton, Felsefe’nin Kısa Tarihi, s.111

[3] A.g.e. s. 115

[4] A.g.e. s.113

[5] Warburton, Felsefe’ye Giriş, s. 65

Bir Cevap Yazın