Batan gemideki kemancılar
Felsefe

"4 dakikada oku"Batan Gemideki Kemancılar

Yaklaşık 4,5 milyar yıl önce meydana gelen dünyada yalnızca 50.000 yıldır Homo sapiens sapiens türü yaşamaktadır. Kimi inanışlara göre ilk insan tek bir kişi olmamakla beraber İbrani inanışlarına göre Âdem’dir. Âdem, Arapça “adam” sözcüğünden gelir, “adm” kökünden türemiştir ve insan anlamına gelmektedir. Türkçede ise adam, erkek insan anlamına gelmekle birlikte; Âdem, yokluk, hiçlik ve ölüm anlamlarına gelir. Yüz binlerce yıl önce yaşayan insanları günümüzde ilkel olarak nitelendirmekteyiz. İlkellik felsefeye göre zaman bakımından en eski olan anlamına gelmekle beraber felsefenin mi sözlük anlamından yoksa sözlük anlamının mı felsefeden öykünerek, ilk durumunda kalmış, gelişememiş olan anlamını çıkardığı bilinmemektedir. Henüz en ilkel düzeyde gündelik işlerini yürüten ve tek amacı temel ihtiyaçlarını yerine getirmek olan canlılar ve şu anki teknoloji, bilişim seviyesinde olan biz canlılar aynı türe aitiz: Kelime anlamı, düşündüğünün üstüne düşünebilen insan: Homo sapiens sapiens

İnsanlık birçok buluş ve keşiflerle günümüzdeki şeklini aldı. Önümüzdeki binlerce yıl içinde nasıl bir hâle geleceğini öngörmek ise şimdilik imkânsız görünüyor. Fakat benim fikrime göre insanlar toplum hâline gelip birey olmaktan çıktığı zaman asıl var oldu. Ortak ihtiyaçlarını işbirliği yaparak daha kolay elde etme yoluna girildiğinde her bir bireyin diğerine karşı sorumluluğu oluştu. Daha sonra bu toplumlar birleşerek savaşı doğurdu çünkü yeryüzünde iki toplum ya da gelişmiş hâliyle iki ülke varsa bu savaş demektir. George Orwell’ın “1984” kitabında tasvir ettiği ütopyaya göre dünyada yalnız 3 ülke vardır  (ya da insanlar böyle olduğuna inandırılmışlardır). Bu 3 ülke ( Avrasya, Okyanusya ve Doğu Asya) daimi olarak birbirleriyle savaş hâlindedir. Çünkü dünyada insan varsa savaş var demektir. Bu savaş ilk toplumlardan şimdiye dek gelmiş ve sonsuza dek de devam edecektir. Buradan yalnızca birey olarak yaşayabilen ilk insanların inanılmaz iyi niyetli oldukları için savaşmadıkları anlamı çıkmamalıdır. Öyle sanıyorum ki onlarda bireysel olarak savaşmışlardır.

 İnsana çok fazla anlam yüklüyoruz: Tartışma dilinden uzak, kibarca bir şeyler anlatmadan önce “İnsan gibi konuşuyorum.” diyoruz ya da “insanlar konuşa konuşa” deyimini iletişimin önemini vurgularken sık sık kullanıyoruz. İnsan; ahlaklı, kibar, saygılı anlamlarına geliyor kimi zaman. Bir cinayet, tecavüz ya da hırsızlık vakası gördüğümüzde “insanlığını kaybetmiş” diyoruz. Savaşlarda bir takım ülkeler sivil insanları, çocukları öldürdüğünde “insanlık”larına sesleniyoruz. Ya insanlık buysa? 

İnsanlığın gerçek hâlini görmek için belki de kafamızı çevirip Orta Doğu’ya bakmak gerekir. Biz Orta Doğu vatandaşları ise şanslıyız(!) ki yaşayarak öğreniyoruz. Kendi topraklarında hiç savaş görmemiş birisine savaşı anlatmak zordur, savaşı yaşayan insanlara ise anlatmak daha zordur. Nesillerdir aynı imparatorluğun topraklarında yaşayan insanlara sorduğumuzda belki de yaşadıkları imparatorluğun çökebileceğini tasvir etmek onlar için imkânsızdır. Ancak 50 yıllık bir insan ömrü bile yeterlidir bazen zamanında 3 kıtaya hükmetmiş bir imparatorluğun yıkılışını görmeye…

Marx ve Hegel’in öncüsü olarak başlattığı felsefi düşünce akımı diyalektik materyalizm der ki; her şey değişmeye mahkûmdur, dünyada sabit kalmak diye bir durum mümkün değildir. Ayrıca her şey birbirinin zıddına dönüşür. Bir çember gibi insanlık dönüp dolaşır. Tıpkı zamanında imparatorlukların hâkim olduğu dünyaya şimdi cumhuriyetlerin hâkim olması gibi. Belki de bu yüzden barışlar her zaman eninde sonunda savaşa dönüşüyor.  Bu kısır döngüyü kırmanın çözüm yolları vardır belki de; fakat bizler batan bir gemide keman çalan sanatçılar gibiyiz, zulümleri kınamakla, ayıplamakla yetiniyoruz.

Ateşten uzay yolculuklarına kadar binlerce buluş, keşif yapıldı. İnsanlığın evrimi ve günümüzdeki teknoloji seviyesi her ne kadar büyüleyici olsa da bu kadar şeyi başarabilen insanlığın birlikte barış içinde yaşayamaması ilkelliğimizin en büyük kanıtıdır. Uygarlıklar bir gemi gibi batıyor, bizler ise yalnızca kemancılarız.

Bir Cevap Yazın