Felsefe,  Gündem

"9 dakikada oku"Aristoteles’e Göre İdeal Devlet-İdeal Yönetim Anlayışı

“Adalet ilkin devletten gelmelidir. Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir.

Aristoteles “Politika” isimli eserinde devletin nasıl oluştuğunu şöyle anlatmaktadır:

“ Toplumsal yaşam önce aile, sonra da köy aşamalarından geçmiştir. Köyler, oğulların ve onların çocuklarının evlerini babanın evinin çevresinde kurmaya başlamasıyla gelişmiştir. Bu nedenle köy halkı birbirinin akrabalarıdır. Polisler * de köylerin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Bu yüzden de polislerin ilk yönetim biçimi, ailedeki ataerkil  temeli üzerinde gelişen krallıklardır.”

Aristoteles’e göre devletin asıl amacı, devlet  içinde yaşayan insanların, yurttaşların mutlu ve erdemli yaşam sürmelerini gerçekleştirmek ve bu yurttaşların ahlaki gelişmelerini gerçekleştirmektir. Bu ise Aristoteles’in devlet “idea”sını oluşturmaktadır. (Gürhan) Aristo, devlet ve yönetim hakkındaki görüşlerini “Politika” isimli eserinde sunmuştur. Bu konuda  onun fikirleri öğrenilmek istenilirse, bu eserin okunması daha doğru olur.

Aristo, asıl anlamda var olanın ideal değil, tek tek var olanlar olduğunu düşünmektedir, daha doğru bir tabirle bunu savunmaktadır. Özellikle bu konuda Platon ile ters düşmektedir. Savunduğu bu düşüncesinden ötürü Aristoteles, ortaya net bir ideal devlet ortaya koyamaz, bir başka deyişle bize ideal bir devlet modeli resmi çizemez.(Yıldırım,

Aristoteles ve Yönetim Türleri Anlayışı)

Aristo, aileye ve aile yaşamına çok önem göstermektedir. Hatta aileyi sitenin yapıtaşı olarak görmüş ve bunu savunmuştur. Bir nevi siteleri aileler dayanışması olarak görmüştür. Yukarıdaki alıntımızda da bu fikri belirir.

Bahsini geçirdiğimiz “Politika” isimli yapıtında bizlere kendi ideal devletini, ideal bir devletin nasıl olması gerektiğini sunmuştur ve bu konu ile ilgili bazı şartlar öne sürmüştür. Her şeyden önce devlet,  kendisine yetecek büyüklükte olmalıdır. Burada bahsi geçen büyüklükten kasıt, devletin ereğidir.(Yıldırım, Aristoteles’in Devlet Anlayışı)

Kanaatimce, burada bir parantez açmamız gerekmektedir. Erek kavramı üstünde durmalıyız. Erek kelimesinin Büyük Türkçe Sözlüğü’ndeki anlamı; gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey, amaç, gayedir. (Türk Dil Kurumu) Felsefedeki kavram anlamı da aslında sözlük anlamıyla aynıdır. Lakin felsefedeki anlamını da burada ifade edelim. Felsefedeki anlamına göre erek, “sebebin doğurduğu son”dur.  Genellikle erek deyimi, erişilmek istenen anlamında kullanılır. Hedef tabirini karşılar ve amaç deyimiyle anlamdaştır. (Yıldırım, Erek Nedir?)

Tekrar konumuza döner isek; devlet, ereğini gerçekleştirebilecek büyüklükte olmalı ve ereği gerçekleştirilemez kılacak kadar da büyük olmalıdır.(Aristoteles 1325b)Aristo bu yönden Platon’un “Devletteki birlik ne kadar büyükse bu devlet için o kadar iyidir.” anlayışına karşı çıkmaktadır. Aristoteles için de birlik olmalıdır lakin bu birlik o kadar büyük olmamalıdır. 

Devletin sağlamış olduğu çeşitlilik, onun için ön plandadır. Bu durumda Aristoteles’in ideal devleti; insanlara ihtiyaç duydukları gıdaları sağlayacak olan çiftçiler, toplumun ihtiyaç duyduğu araç ve gereçleri üretip el sanatlarını işletecek olan zanaatkarlar, ülkeyi iç ve dış tehditlere karşı gerekirse silah zoruyla koruyacak askerler, ülkeye ihtiyaç duydukları silahları sağlaması için gereken parayı kazandıracak zengin tüccarlar, toplumun dini ihtiyaçlarını karşılayacak olan din adamları ve kamu yararının ne olduğuna karar verip halka adalet dağıtacak olan yargıçlardan oluşmaktadır.(Yıldırım, Aristoteles’in Devlet Anlayışı)

Aristoteles’in yurttaşlık ile ilgili düşünceleri de çok farklıdır. Aristoteles sadece yasama ve yargılama erklerine katılabilenleri yurttaş olarak saymaktadır. (Kılıç)

Onun savunduğu bir başka görüşe göre; çiftçilerin gerekli boş zamanı edinemeyeceklerini, zanaatkarların ve tüccarların yaptıkları iş gereği erdeme yatkın olmadıklarını savunarak bu sınıfların yurttaşlık haklarından mahrum bırakılmasını savunmuştur. Zira Aristo’nun felsefesinde erdem önemli bir yer tutmaktadır. Lakin şunu da belirtmek gerekir ki, Aristo bu sınıfları tamamen dışlamamaktadır. İlerleyen cümlelerde bu konunun bahsi geçecektir.

Diğer kalan sınıflar ise Aristo’ya göre devletin gerçek parçalarıdır. Bundan ötürü bu sınıflar ( Hatırlatma amacıyla: din adamları, yargıçlar, askerler) ülke yönetiminde söz sahibi olmalılar idi.(Yıldırım, Aristoteles’in Devlet Anlayışı)

Aristo’nun yaşadığı dönemde kölelik kurumu mevcuttu ve kölelik kavramı o dönemde çok normaldi. O da kölelik kurumunun olduğunu bizzat kabul etmiş ve doğal karşılamıştır. Aristo bu konuda ne kadar eleştirilse de insanlık ondan sonra yüzyıllar boyunca kölelik kavramını, kölelik kurumunu yeryüzünden silip atamamıştır. 

Bu sosyal sınıflar Aristo’ya göre, devlet tarafından korunmalıydı. Daha düzgün bir tabirle, bu sosyal sınıfların farklı işlevleri ile oluşan toplum düzeni bizzat devletin kendisi tarafından korunmaya ve denetime tabii olmalıydı. Bu da devletin amaçlarından biri olmalıydı. 

Bazı konularda Platon ile zıt fikirlere sahip olsa da Aristo, yurttaşların eğitimi konusunda Platon ile aynı düşünceleri, aynı görüşleri paylaşmaktadır. Devlet yurttaşların eğitiminden bizzat, doğrudan sorumludur, sorumlu olmalıdır. Hatta Platon gibi Aristo da devlet organını büyük bir eğitim kurumu olarak görmüştür.

Devlet yönetimi konusunda, devlet yönetimine gelecek kişilerin yoksul kesimden olmaması gerektiğini düşünmektedir. Çünkü ona göre yoksul kesimden biri dürüst davranamayacağı için yetkiyi ele geçirdiği vakit suça yönelebilir. Aristo, yoksul kesimden olan kişileri cahil, nefsine hakim olamayan ve yalana eğilimi yüksek olan kişiler olarak nitelemiştir.(Kılıç) Aristo, bu insanları böyle tanımlarken yine de dışlanmamaları gerektiğini de bu görüşlerinin içinde savunmuştur. Zira bu insanlar toplumdan dışlandığında, zamanla devlete karşı bir kin ile isyan etme riskleri daha yüksek olacaktır. Yukarıda bahsi geçen konuya göre de, aynı şekilde; çiftçileri, tüccarları ve zanaatkarları da tamamen dışlamamasının sebebi budur. Eğer ki bu insanlar dışlanır ve isyan ederlerse toplumun huzuru kaçar; devlet amacına ulaşamaz ve devlet kavramı, organı çürür.

Aristo’ya göre devletin nüfusu ne çok olmalıdır ne de az olmalıdır. Zira nüfus fazlalığı, liyakatli insanın seçimini zorlaştırır. Şöyle ki, fazla nüfus ortamında ekonomik rekabet ister istemez artar. Bu ekonomik rekabetin artması sonucunda kişilerin, kişilerden ötürü toplumun ahlak yapısı bozulur. Daha sonrasında fazla nüfustan ötürü iyi ve liyakatli, erdemli insanların ortaya çıkması, toplum içinde seçilmesi yahut tanınması zorlaşır. Kimin liyakatli olduğu, erdemli olduğu kiminse erdemsiz olduğu fazla nüfus ortamında ortaya çıkmaz. Aristo’ya göre nüfus, işbölümünü ve savunmayı sağlayacak kadar olmalıdır.

Aristo bir anayasadan bahseder. Lakin onun bahsettiği anayasa günümüz anayasalarından farklıdır. Ona göre bu anayasa “Teşkilat-ı Esasiye” gibidir. Daha doğru deyimle temel örgütlenme bazındadır.

Aristo, yönetim biçimi olarak birçok yönetim biçiminden bahsetmektedir. Üst kısımda onları tek tek inceledik. Bu yönetim biçimlerinden halk için en uygun rejimin politeia, yani anayasal düzen olduğunu savunmaktadır. Bu yönetim biçimi anayasaya dayanan orta karar bir sistemdi. 

Anayasal yönetim, demokrasi ve oligarşiyi, zenginliği ve yoksulluğu harmanlayan siyasi yönetimdir. Bu yönetim şeklinde iktidar iki ayrı ucun ortasında bulunur. Aristoteles’in doğrular arasında en iyi olarak değerlendirdiği “poleteia” kamusal mevkilerin dağıtılmasındaki adaleti ile devletin iyiliği, vatandaşlarının mutluluğu, eşitlik ve özgürlük kavramlarına verdiği değerler açısından doğru rejimler içerisinden en iyisidir.(Gürhan)

Aristo’nun anayasal düzeni uygun görmesinin yegane sebebi gerçekleşme olanağının daha yüksek olmasıdır. Onun burada kabul ettiği anayasayı daha önceki satırlarımızda ifade etmiştik. 

Sonuç olarak Aristo, mutlu ve iyi yönetilen bir devletin ne çeşit insanlardan oluşması gerektiği konusunda bir devletin iyi olmasını, aynı anayasayı paylaşan yurttaşların iyi olmasına dayandığını söyler.(Yıldırım, Aristoteles ve Yönetim Türleri Anlayışı)

Ve son olarak sözü Aristoteles’e bırakalım:                                                                                   

“Sapkın yönetim biçimlerinde iletişim yolu kapalıdır; halkın çıkarları

gözetilmez.”

DİPNOT:

*Polis: (Site) Eski Yunan medeniyetinde bir şehir yahut şehir-devlet idi. Bir başka anlamı ise, böyle bir şehrin vatandaş topluluğuna bu isim verilmekteydi. Kavramın Latincesi “civitas”tır.

Kaynakça:

Acar, Hasan. «Aristoteles’te Uygulanabilir En İyi Rejim Olarak Anayasal Yönetim (Politeia) Kavramı.» Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi (2018). Basılı.

Aristoteles. Politika. Çev. Mete Tunçay. İstanbul: Remzi Kitabevi, 2014. Basılı.

Gürhan, Ülker. Hukuk Sosyolojisine Giriş. Ankara: Siyasal Kitabevi, 2017. Basılı.

Kılıç, Kaan. «Platon, Aristoteles ve İdeal Devlet Düzeni.» 28 Kasım 2018. Academia. PDF Dosyası. 7 Temmuz 2013.

Türk Dil Kurumu. Güncel Türkçe Sözlük (erek). tarih yok. Web. 27 Mayıs 2020. .

Yıldırım, Ömer. Aristoteles ve Yönetim Türleri Anlayışı. tarih yok. Web. 2020 Mayıs 27. .

—. Aristoteles’in Toplum ve Devlet Öğretisi. tarih yok. Web. 27 Mayıs 2020. .

—. Aristoteles’in Devlet Anlayışı. tarih yok. Web. 27 Mayıs 2020. .

—. Erek Nedir? tarih yok. Web. .

ATIFLARDA BULUNMAYAN KAYNAKLAR:

 Aristotle’s Ethics and Politics, Gülsüm Güney, İstanbul, 2018.

 Platon ve Aristoteles’in Karşılaştırmalı Siyaset Kuramları, Hatice İrem Eker, Kocaei, 2013.

Bir Cevap Yazın