Ekonomi

"7 dakikada oku"ADİL VERGİ

Yönetim şekli, siyasal yapısı, ekonomik sistemi ne olursa olsun “devlet” varoluşundan bu yana iktisadi, mali ve sosyal görevler yüklenmiş ve egemenlik sınırları içinde yaşayan bireylere güvenlik, savunma, sağlık, adalet gibi ihtiyaç duydukları hizmetleri sunmuştur. Bu hizmetleri sağlamak için devletin sahip olduğu finans kaynaklarından sadece birisi vergidir. Vergi kaynağı vatandaşın cebinden sağlandığı için vatandaşların da adil bir vergi sistemi talep etmesi kaçınılmazdır. Adil vergi ise ödenen verginin gönül rahatlığıyla kabul edilmesi için bir aracıdır ve vatandaşın refahı, huzuru, verimi ve vergiye uyumu açılarından oldukça önemlidir. Vergide adalet kavramı oldukça tartışmalı ve kolayca sonuca bağlanamayacak bir konu olmasıyla birlikte verginin adil olup olmadığı konusunda Çiçek’in 2006 yılındaki 2005 yılı vergisi hakkındaki çalışmasından fikir sahibi olunabilir. Çalışmaya göre görüşme yapılan toplam 502 vergi mükellefi üzerinden cevaplanan ‘Vergi adaletli mi?’ sorusuna 389 kişi (%77,5) vergi adaletinin olmadığı, 13 kişi (2,6) adaletli olduğu ve 100 kişi (%19,9) ise adaletli fakat yeterli değil şeklinde cevap vermiştir. 1 2019 yılında da Uyanık’ın yaptığı benzer bir çalışmada aynı soruya 114 kişi üzerinden 21 kişi (%18) hiç adaletli değil, 42 kişi (%37) yeterince adaletli değil, 33 kişi (%29) ödeme gücümle orantılı değil, 18 kişi (%16) evet adaletli cevabını vermiştir.2 İki anketin sonuçlarına bakıldığında mükelleflerin çoğunluğu verginin adil olmadığını düşünürken verginin adil olduğunu düşünen mükellef sayısı azınlıktadır. Vergi kavramını, neden adil değil ve nasıl adil olur sorularına yanıt arayarak inceleyeceğim.

Adam Smith’e göre devlet toplumsal düzeni sağlar ve devletin, iktisadi faaliyetlerin aktif katılımcısı olarak görülmemesi gerektiğini savunur. Bu klasik iktisadi analizin üzerine ek olarak neo-klasik iktisatçılar, piyasa başarısızlığını önlemek için devletin iktisadi sınırlarının biraz daha genişletilmesi gerektiğini savunur. Keynesyen iktisadi analize göre ise devlet daha da sosyal bir hal alarak vergi ve yardımların yeri genişler ve kamu harcamaları da piyasada daha çok yer bulur. Verginin gelişimi olarak görebileceğimiz bu iktisadi analizlerin gelişimiyle Türkiye Cumhuriyeti de vergiye Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda yer vermiştir ve Anayasanın 73. Maddesinde belirtildiği gibi herkes vergi ödemekle yükümlüdür. Askerlik nasıl vatani bir görev ise vergi vermek de vatani bir görevdir. Fakat vergi aflarının/indirimlerinin sık sık uygulanması, vergi kaçakçılığının önüne tam olarak geçilememesi ve mükelleflerin ödediği verginin boşa gittiği düşüncesi vergiyi önemsizleştirerek mükellefi gayrimeşru seçeneklere sevk etmeye yardımcı olmaktadır. Vergi ödemeyenin daha akıllı görüldüğü bir toplumda adaletsizlik de olağanlaşacaktır.

Vergideki adaletsizliğin sebeplerinden en önemlisi; dolaylı vergilerin doğrudan vergilere oranla daha fazla olmasıdır. Dolaylı vergilerde gelir düzeyi gözetmeksizin tüm vatandaşlara eşit vergilendirme yapılır fakat vergilendirmede eşit dağılım, farklı gelirlere sahip vatandaşlar için adaleti sağlamaz ve vergi ücretlendirmesi ürün ve hizmet fiyatlarının içinde saklıdır. Bu durum, mükellefin vergi verdiğini anlaşılmaz kılmaya yardımcı olur, gelir dağılımına olumsuz biçimde etkisi olur yani belirli bir ürüne veya hizmete zengin ile fakir aynı miktarda vergi öder, kamu harcamalarının sorgulanma durumu azalır ve ülkedeki seçimlerde seçmenin rasyonel oy davranışını olumsuz biçimde etkiler. Doğrudan (dolaysız) vergilerde ise gelir seviyesi ve taşınır/taşınmaz mal varlığı dikkate alınır yani çok kazanan çok, az kazanan az vergi öder ya da daha çok/az serveti olan daha çok/az vergi öder. Vergi ücretlendirmesi taşınır/taşınmaz mallarda malın fiyatına ek olarak yapılır ve değerine göre vergilendirilir. Maaşlarda ve ücretlerde ise stopaj vergisi (maaş/ücret gelmeden kesinti) uygulanır. Bu durum, mükelleflerin gelirlerine ve servetine göre vergilendirmeyle adaleti daha fazla sağlamış olur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti 2019 yılında toplam 673 milyar 114 milyon TL vergi geliri elde etmiştir. Verginin %65’e yakını dolaylı vergi, %35’den fazlası doğrudan vergidir.3 Doğrudan vergi dolaylı vergiye oranla daha adaletli olduğuna göre vergilendirmenin neden adil olmadığının bir sebebi açıkça görülüyor. Fakat vergi, genel anlamda bir sosyal adalet aracı olarak gelir eşitsizliğini azaltmalı ve vatandaşlar arasında oluşabilecek bir sınıf farkını önlemelidir. Vergi aflarının ya da indirimlerinin sıklığı azaltılarak vatandaşın güveni kazanılmalıdır. Vergide yatay ve dikey adalet sağlanmalıdır. Mükelleflerin vergi algısı, konferanslarla veya çeşitli eğitimlerle vergiyi yük olarak görmekten uzaklaştırılarak, Anayasal bir sorumluluk olduğu gerçeğine uygun değiştirilmelidir. Vergi sistemini sürekli daha adil bir konuma getirerek mükelleflerin gayrimeşru yollara meyil etmesi önlenmelidir.4 Aynı zamanda İbn-i Haldun’un dediği gibi, “Devletin yüksek vergiler koyması devlete fayda değil zarar getirir.” Çünkü yüksek vergiler halkın sermayesinin azalmasına, o da üretimin düşmesine ve neticede vergi gelirlerinin azalmasına sebep olur.  Yani vergi artışıyla toplanan vergiler arasında ters bir orantı vardır.  Bu da hem halka hem de devlete zarar verir. Oysa vergiler düşerse halkın elindeki sermaye artacağından üretim de artacaktır ve sonuçta üretim arttığı için toplanan vergi miktarı da artacaktır. Düşük vergi girişimciliği desteklediği gibi hazinenin de dolmasına neden olur.  İbn-i Haldun, düşük vergilerle hem halk hem de devlet feraha kavuşur fikrini benimsemiş ve tavsiye etmiştir. Adam Smith ise vergi hakkında “Herkes kendi gelirine orantılı olarak kamu harcamalarına katılmalı, ödeme şekli ve zamanı önceden belli olmalı, mükellefe en az rahatsızlık verecek şekilde olmalı ve vergi toplama maliyeti düşük olmalıdır.” 5 diyerek İbn-i Haldun’a katılmış ve adil olmaktan yana olan herkese öncülük etmiştir.

Sonuç olarak, toplanan vergiler vatandaşlar için maddi ve kalıcı manevi etkiye sahiptir. Halkın bireysel anlamda psikolojisinin ve toplumsal anlamda sosyolojisinin kötü etkilenmemesi için adil vergilendirme, devletin finans sağlama konusunda en öncelikli adımlarından olmalıdır. Oy reaksiyonunu, devlete aidiyet duygusunu, sorgulama prensibini ve adalet ihtiyacını etkileyen vergi sistemi yalnızca devletin finans kaynağı değil aynı zamanda her vatandaşın anayasal yükümlülüğüdür. ABD’yi  1980 başlarındaki krizinden yıllar önce bıraktığı tavsiyeleriyle kurtaran İbn-i Haldun, vergi oranlarının düz ve düşük olmaması halinde devlet aygıtını kontrol eden yöneticilerin zamanla iktidarlarını mutlaklaştırma çabasına gireceğini, lüks harcamalarının artacağını ve vergilerin ağırlaşacağını söyleyerek bu durumun da devletin dağılması ile sonuçlanacak bir sürecin başlangıcı olduğunu ileri sürmektedir.

KAYNAKÇA

T.C Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Vergi Gelirleri. 2020. 17 Temmuz 2020 <http://www.sbb.gov.tr/vergi-gelirleri/>.

 Çiçek, Halit. Psikolojik ve Sosyal Yönden Yükümlülerin Vergiye Karşı tutum ve Tepkileri (İstanbul İli Anket Çalışması). İstanbul: İSMMMO, Ağustos 2006.

 Mumyakmaz, Alper. Vergi Sosyolojisi; İktidar, Meşruiyet, İtaat. Ankara: Orion, 2020.

 Smith, Adam. Milletlerin Zenginliği. İstanbul: İş Bankası, 2006.

 Uyanık, Atilla. «Vergi Bilinci ve Vergiye Gönüllü Uyumun Vergi Gelirlerine Etkilerinin Değerlendirmesi.» Maliye Dergisi (Temmuz-Aralık 2019): 370.

 

Mersin Sosyal Bilimler Lisesi

Bir Cevap Yazın