https://wallpapercave.com/minimal-nature-wallpapers
Edebiyat

"3 dakikada oku"Yabancı Gibi, Oracıkta

Sanmıştım ki yüzyıllar önce medeniyetin açar kapılarını ellerime. Uzaktan uzadıya sarar ellerim yollarını, güllere atfettirir adını. Hem de bir sonbahar günü. Havada hafiften rüzgâr, tenlerimize değinceye dek gülümseyen yüzün aydınlatır sanmıştım bu karanlık tüneli. Öylece fütursuzca yürüyen bir muhabbetten ziyade nefesimi üflemek istemiştim medeniyetine. Ama oracıkta; daha küçükken yıllanan yıllar arasında, bir söz vermiştik canım. Sokaklara haykırmıştık. Kimsesiz evlerin tozunu almıştık, pencerelerden uzayan sözlerimizle. Fakat kayboldu zaman içinde birkaç kelime, adına söz denen. Sonra unuttuk, unutturdular şairane masumiyetimizi. Öylece kala kaldık oracıkta. İçimizde bir huzursuzluk, bizden habersiz. Gülümsemelerimizi kaldırdık raflara. Kimsesiz evlerin arasında oturduk kaldık toz içinde. Aramıza kilometreler konuldu; ardından kelimeler sıralandı, ben yüzünü göremedim. Duvarlara bıraktım selamlarımızı, hoş görmediler. Susturdular en büyük yerinden kalbimizi, kimselere bir şey diyemedik. Yaşanılır diye hüküm verdiler, biz zamana sorduk hesabını. Hüküm, dilinden süzülürken boşluğa nefessiz kuşlar kalbimde, seni izledik, mana aradık en beyhudeye. Sesine aşinaydı başımızdaki çam ağaçları, ince uzun. Kanatlar durdu gövdemizde, hiçbir ötüş yok artık o çetrefilli sol yanımızda. Gür bir ses ki arkamızdan okunan, birkaç ahbapla… Biz ise çok uzaklarda, farklı kadehlerde, şikâyetimiz ince uzun bardaklara. Bulutlar geçti canım, bir kozalağın önünden. Arada sırada birkaç adım elleri yüzünde, dillerinde kalpleri vedalara hatıra olduk.


Uzanmışım sessiz sedasız, kavuşunca yağmurlara mis kokutan yerlere. Şimdi ağzımda öylece tüter bilindik bir türkü; Sandım ki bulutlara saklı hüznüm nail olur yüreğine, sandım ki dilim ‘tık tık’ vurur kapına. Birden açılırdı sanki muhabbet dolu hayatın ama dokundurmazlar canım, insanın mahrumiyetine. Vermezler bana o kapının anahtarını, öylece kalsın derler, boğulacak denizlerden eksilmesin parça. Şimdi, o mavi topluluğunun ortasında nefessiz bitap kalakaldım. Yok sesimi duyacak bir kulak. Yalnızlığa bir sır vermişler, kalbimin ortasında. Sen benim en büyük inancım, dinim, nefesim. Bir yabancı gibi kaldım oracıkta, yabancılık dahi yakıştırılamadı mahcupluğuma.


Önce birkaç deftere saklandık, kapağı beyazdan saçlarına benzeyen. Sonra buldular bizi, bir hükme daha boyun eğdirmek için. Anlaştık seninle bir yaz günü, ateşte buluştuk. İnceden inceye kavrulduk gittik. Özgürlüğe erişmek için isimsiz bir sokakta, hem de ortasında, oracıkta… Bir çöplüğün kalbinde saklanıverip duman olduk, gökyüzüne saklamak için masumiyetimizi. Oysa demişti ya: Sanki yanan yüreğimden bir şeydi.
Sesimi duyan var mı?

Bir Cevap Yazın