Edebiyat

"2 dakikada oku"Unutulmak Makamı ve Evrensel Gelişim

Hayaller, hedefler, planlar hepsi birden; hayat denilen döngüsel zaman sahnesinde A noktasından B noktasına vardığımız şiirsel bir döngü…Unutulmak makamı denilen bir hengame.. Doğumdan ölüme, başlangıçtan bitişe, ezeli ve ebedi bütün ihtiraslarımızın ötesinde bizi ölüm denilen yepyeni doğrusal bir düzleme çıkarmak için elinden gelen bütün gayreti sarf eden hayat, bütün acizliğimizde evrenin karanlık sularında hapsedebilme cüretini kendisinde görmektedir.

Yalnız, kimsesiz, hiç ve hiç olmaya mahkum biz insanoğlu; ana rahminden başlayan yolculuğumuzda tek ve yekpare bir yol izleyeceğiz. Yalnız kalmak önemsiz, yalnız ölmek ise tek gerçek!

İnsandır, zaman ve mekanın ötesinde kendisini efendileştirmiş; sanatı, pozitif bilimleri, dini ve maddesel üretimi hayatının temeline yerleştirmiş ve kendi gelişimini bütün insanlığa atfetmiş kendisini zamanın ötesinde daha kalıcı tarih sahnesine atmıştır.

Sanatın kalıcılığı ve insanın ölümsüzlüğü paralel ilerlemektedir. Dünyaya iz bırakan kendisini tarihin akışına bırakmış bütün ünlü eserler; tablolar, heykeller, şarkılar, türküler, sözler anonimleşme yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.

Sanılanın aksine sanatın ve dolayısıyla sanatçının ulaşabileceği en üst makam “unutulmak makamı”dır. Kime ait olduğu bilinmeyen sözler, deyimler, şiirler, şarkılar sanatçısından bağımsız olarak gelişimini tamamlamış ve yüzlerce belki binlerce insanın hayatına dokunmuş olur.

Sonuç olarak asıl meseleye değinecek olursak; bu koca dünyaya ve küçücük dünyalarımızda vereceğimiz insanlığın faydasına olmuş veya olacak özgün eserler gün gelecek bizler ebediyet yolunda ilerlerken toprağa düşmüş tohum gibi filizlenecek ve hayatı daha da yaşanılabilir kılacak.

Ne dünya savaşları ne çocuk ölümleri kalacak. Yeni dünyamızda sadece iyiliğe ve güzelliğe umutla gebe yarınlar dolacak! Elbette sanat ve bilimle dünya insanları özgürlükle tanışacak.

Bir Cevap Yazın